Yeşil elma sevenlere

Elma bilinen en sağlıklı meyvedir bildiğim kadarıyla henüz genetiği ile oynanmadı. Doğal elma yemek için derler ki kurt çıkıyorsa sende güvenle yiyebilirsin gerçi ben kurtlu elma değil de ekşi tadıyla yeşil elmayı tercih edenlerdenim. Benim gibi yeşil elma seven travesti arkadaşlar için faydalarını anlatmak yazmak istedim.Ekşi tadı ile seveni kadar sevmeyeni de olan yeşil elma, içeriğindeki antioksidanlar sayesinde önemli bir besin kaynağıdır. Günün her saati yenebilen bir meyve olmasının yanında asidik özelliğiyle de kilo vermek isteyenlerin gözdesidir. Say say bitmeyen faydalarından bazılarına bakalım. Yüksek oranda mineral içerir. Isırdığınızda dişlerinizi kamaştıran bu meyve demir bakımından çok zengindir. Ayrıca çinko, bakır, manganez ve potasyum içeriği ile bir laboratuvarı anımsatmaktadır. Kemikleri güçlendirdiği gibi oksijen seviyesini de arttırır. Kolesterolü düşürür. Bitti mi bitmedi. En önemli özelliği en azından İzmir travestilerinden Yeliz’in ilgilendiği kısmına geçeyim. Yediğinizde tok tutma özelliği olduğundan beslenmenizi dengeler. Bu durum kan değerlerinize yansır, kan şekeri ve kolesterol seviyeniz düşer. Cildi güzelleştirir. Coştu bir kere, durduramıyoruz. İçeriğindeki antioksidanlar hücre yenilenmesini düzenler. Daha genç ve sağlıklı bir cilt görünümüne sahip olursunuz. Diyabeti önler. İçeriğindeki pektin isimli lif sayesinde kan şekeri seviyenizi düzenler. Tarçınla yendiğinde şahane bir tatlı görevi görür. Şeker seviyesinin düştüğü durumlarda da dengelemek için kullanılan yegane meyvelerdendir. Metabolizmayı çalıştırır. Yoğun tempolu hayatlarımızda bazen kahvaltı gibi önemli bir öğünü atlayabiliyoruz. Çantanıza bir yeşil elma atın ve zamanı gelince yiyin. Göreceksiniz, ne güçten düşüyorsunuz ne de aç hissediyorsunuz. Tek başına bir serpme kahvaltı kadar besleyici olabilir. Enflamasyon ile savaşır. Bütün bu saydıklarımız yetmezmiş gibi kabuğunda bulunan enzimler sayesinde enflamasyon ile savaşan dokular barındırır. Ayrıca bu kabuktaki vitamin ve mineraller enfeksiyonlarla mücadelede yardımcı olurlar. Kısaca anlatmak gerekirse bir yeşil elma yediğinizde gün boyu zinde kalır, enerjik olur ve daha güzel görünürsünüz. Tek can sıkıcı yanı midede ekşime yapması mide rahatsızlığı olanlara elma iyi gelmez kabuğunu soymaları gerekir. Hiç yemeyin demiyorum ama aç karnına yemekten kaçının. Mutlu günler dilerim İclal.

 

Probiyotik yem besinleri

Ah bu beslenme tarzımız bir türlü ne yememiz gerektiğine karar veremeyiz her kafadan ayrı ses çıkar. O doktor onu yer der öteki olmaz onu yeme ölürsün eh yesek de öleceğiz yemesek de ama ne yesek diyen travesti dostlara ben bu yazımda probiyotikleri anlatmak istiyorum. Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır ve sizin kullanmanız gerekli midir? Bu sorular ilginizi çektiyse buyurun yazımı okuyun..Probiyotikler yaşayan mikroorganizmalardır ve yeterli miktarda olduklarında yaşadıkları vücuda fazlasıyla yararlıdırlar.  İnsanlık, tarih boyunca bakteri kültürleri tarafından fermente edilen yiyecekleri tüketti ve sağlık yararları hep bilindi ancak son 20-30 yılda probiyotikler bilim insanlarının ve tıp çevrelerinin ilgisini çekmeye başlamıştır ve çok sayıda bilimsel çalışma yayınlanmıştır ve halen devam etmektedir. Bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler vardır ve bilimsel çalışmalar bağırsaktaki bu mikro floranın (bağırsaktaki bakteri topluluğunun adı) hastalıklardan korunmayı ve hatta gelişmesini önlemeyi sağladığını gösteriyorlar.  Probiyotikler bağırsaktaki yararlı bakterileri arttırarak, zararlı bakterilerin sayısını azaltarak etkili olurlar. Bağırsak sisteminde iyi bakterilerin doğal dengesinin korumasına ve yenilemesine yardımcı olurlar.  Genel olarak bağırsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduklarını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar vardır. Çoğu probiyotik bakteriler, insan bağırsağında normalde bulunan bakterilere benzerler. Özellikle kalın bağırsaklar çok çeşitli ve hareketli bir mikro floraya sahiptir.  Sağlıklı bir yetişkinin bağırsaklarında bulunan bakteri sayısının, insan vücudundaki hücrelerin sayısından 10 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bakterilerin zararlı mikroplar olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak aslında vücudumuzdaki çoğu işlevin iyi şekilde çalışmasına yardımcı olurlar. Bağırsaktaki ortamda zararlı bakterilerin azalmasını, anti mikrobiyal bileşikler üretilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlarlar. Eğer sağlığınız iyiyse ve ağırlıklı olarak bitkisel bazlı bir beslenme uyguluyorsanız probiyotik kullanmanıza gerek yok. Bağırsak mikro floranız da sizin yediğiniz yiyecekleri yer. Sebze, meyve ve baklagillerden zengin bir beslenme bağırsak florasının doğal dengesinde olmasını sağlar. Bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilere “probiyotikler” diyoruz. Diye bir açıklama getirmiş Ankara travestilerinden Bade sağ olsun aynen öyle canım markete gittiğimizde özellikle probiyotik içeren gıdaları tercih edelim. Onlar pek çok yolla sağlığımıza güç veriyorlar. Alerjileri önlüyor, bağışıklığı destekliyor, kilo, kolesterol, şeker, kan basıncı dengesine yardımcı oluyorlar. Kanserlerle savaşta, bazı vitaminlerin üretiminde, kabızlık veya ishali engelleyebilmede de onlara ihtiyacımız var. Kısacası biz onlarsız yapamıyoruz. O halde onlara iyi bakmalı, besleyip çoğaltmalıyız. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Karışmaması gereken yiyecekler

Merhaba değerli travesti dostlar bugün ne yazsam size diye düşünürken baktım sağlık önemli konu üstelik yaz geliyor. O zaman dedim mutlaka diyet ve sağlık ile ilgili olmalı yazacağım yazı ve sizi biraz üzeceğim ama ne kadar sağlıksız bir beslenme şekli sürdürdüğümüzü göstermek istedim. Yeme içme konusu bizde karın doyurma ile karıştırıldığı için hatalı oluyor doğrusu nasıl olmalı ben de bilmiyorum ama burada size bir yöntemden bahsetmek istiyorum. Birlikte yenmemesi gereken gıdaları sıralayacağım. Bu konu çok eski zamanlardan beri araştırılmış ve ortaya neler çıkmış birlikte bakalım. Yeme içme konusu ile ilgili Osmanlı doktorlarının çok önem verdikleri bir diğer konu da birlikte yenmesi yasak olan gıdalardır. Birçok gıdalar vardır ki bir öğünde ikisi beraber yenmemelidir. Osmanlı hekimleri bir arada yenmeyecek gıdaları oluştururken kendilerinden önceki doktorların tecrübelerinden istifade etmenin yanı sıra, bunla­rın programını yapmışlardır. Böylelikle bir arada yenmeyecek gıda­lar listesini oluşturmuşlardır. Bu gıdalar beraber yendiği zaman vücu­da zararlı olduğu aşikardır. Birlikte yenmesi yasaklanan gıdaların tabiatları aynı olup özellik­lerini kuvvetli olarak gösterirler. Sıcak tabiattaki bir gıdanın sıcak tabiattaki bir diğer gıda ile yenmesi ya da soğuk tabiattaki bir gıdanın soğuk tabiattaki bir gıda ile birlikte yenmesi dengeyi bozacaktır. Bu da orta nitelikte olması gereken gıdayı önemli derecede soğuk ya da sıcak karakterde yapacaktır. Ayrıca ağır ve geç sindirilen yiyeceğin aynı özellikteki bir diğer yiyecek ile beraber yenmemesi gerekir. Meyvelerin sindirimi zor ve uzun süre midede kalmamaları gerekiyor. Yemekten sonra ya da yemek sırasında meyve yemek, reflüye ve diğer sindirim sorunlarına neden oluyor. Benim gibi sabah kahvaltısında karpuz ve üzüm yemeye bayılan Diyarbakır travestilerinden Yasmin üzüldün biliyorum ama ne yapalım yemeyeceğiz artık bunları. Çünkü nişasta ile proteinin sindirim süreleri farklı. İkisini bir arada yemek, fermantasyona davet demek. İki proteini birbirine karıştırmaktan kaçınmak gerek. Ekmek ya da makarna ile portakal suyu da karışmasın. Portakal suyunun asidi, proteinin sindiriminden sorumlu enzimleri yok ediyor. Sebzeler ve peynir: İkisinin bir arada yenmesi şişkinlik sebebi. Kavun ve karpuz: Bunları sofraya tek başlarına koyun, diğer yiyeceklerle karıştırmayın. Süt ve muz: Bu kombinasyon sindirimi yavaşlatıyor. Meyveler ve yoğurt: Sindirimi yavaşlatıp bağırsak florasına zarar veriyor. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Limon

Akdeniz meyvesi olarak biline limon sıcak iklimde yetişir. Ben yıllardır evimden eksik etmem özellikle salatalarda ve bazı sebzelerde mutlaka kullanırım. Ama şimdi siz değerli travesti bireylere farklı bir tüketiminden bahsedeceğim. Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda…En basitinden kokusu. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Limon Sizi Sağlıklı Yapar.Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Eğer limonun hayatınızda gerçekleştirebileceği küçük bir mucize görmek istiyorsanız şunu deneyin: Her gece başucunuza içinde üç adet kesilmiş limon olan bir kap koyun. Odasında bu yöntemi kullanan Ankara travestilerinden bade artık oda kokularına para vermiyor ve doğal bir yöntemle evi mis gibi kokuyor. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Deneyin ve sağlıklı kalın İclal.

 

Uçuk tedavisi

uc

Ne zaman önemli bir davet ya da akşam yemeğine çıkacak olsam sabah uyandığımda dudağımda bir uçuk çıkmış olur. Bu sadece bana özel bir durum mu bilmiyorum belki de heyecan ve kaygı yapıyorum çünkü uçuk genellikle kaygı durumunda çıkar. Nedir bu uçuk bakalım dedim belki benim bu kadim sorunuma da bir çözüm bulunur.    Uçuk dudakta, ağızda ve burun delikleri etrafında çıkan herpes diye adlandırılan virüsün neden olduğu, dış görünümü çirkinleştiren ve bazen acı hissettiren bir rahatsızlıktır. Yapılan araştırmalar sonucunda dünyadaki insanlardan 5 te biri hayatında en az bir kez uçuk sıkıntısı çekmiştir. Türkiye’de her yıl 10 milyona yakın kişide bu sıkıntı çekildiği tahmin edilmektedir. Sebep olan şeyler arasında ateşli hastalıklar geçirme, kadınlarda adet dönemleri, bağışıklık sisteminde zayıflamalar, yaralanma, hormon sisteminde bozukluklar, stresli yaşam, zararlı ışınları sayabiliriz. Çıkacak bölgede yaklaşık 1 gün önceden gıdıklanma hissi, karıncalanmalar olması, kaşınma, yanma, sızlama gibi hislerin oluşması habercisi olabilir. Bu belirtileri o bölgede kızarma, şişme, kabarcıklar oluşması takip eder. Ben de hiç belirti vermeden çıkıyor ama belirti verip çıkması daha normalmiş. Bursa travestilerinden Ayça da da bir anda çıkıyormuş. Demek ki biz normal şartlara uymuyoruz. Kabarcıkların patlamasıyla ülser oluşur bu da durumun çok daha kötü olmasına yol açar. Zaman geçtikçe kendiliğinden kurur ve kabuk bağlar. İçeriden sıvı çıkması olabilir. Bu evrede küçülme görülür.          Uçuk tedavisi kremle mümkündür. Fakat bu tedavi ileride tekrar ortaya çıkmasına engel olmaz. İlaç kullanarak da tedavi olmak mümkündür. İyileşmeye hız kazandırmak, tekrar ortaya çıkmasını engellemek için ilaç tedavisi daha etkilidir. Rahatsızlığı kalıcı bir şekilde tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için tekrar sayısını azaltmak ve etkilerini en aza indirmek için uğraşılır. Benim gibi ilaç kullanmayı sevmeyen travesti bireyler için de öneriler var. Uçuğu küçültecek ve daha hızlı iyileşmeyi sağlayacak losyonlar kullanmak faydalı olacaktır. Bunun dışında şalgam, çavdar otu, şahtere otu, ceviz yaprağı, ısırgan otu, susam yağından oluşan karışımı uçuk çıkan bölgeye sürmek iyi gelmektedir. Hangi yöntemi kullanacağınız size kalmış uçuksun günler dilerim. Saygılarımla İclal.

 

Oturmaya mı geldin?

har

İşine, gezmeye hatta abartıp bakkala bile arabanla gidip geliyorsun. O sana verilen sağlam bacaklar ve ayaklar ne işe yarıyordu çoktan unuttun. Teknolojiyi kullanman güzel de televizyonu bile düğmesine basıp kapatmayı zahmetli bir iş olarak görüyorsunuz. Yemeğini bile arabana sipariş ediyorsun. Oysa ne oldu senin sağlıklı bir yaşam felsefen nereye gitti. Sen kendini kaplumbağa gibi hissetmeye başladığından beri bütün tavşanlar seni geçti. Oysa Ankara ve İstanbul’da travesti bireylerin düzenlediği hafta sonu sağlıklı yaşam yürüyüşlerine katılsaydın yeniden yürümeyi öğrenebilirdin. Ben artık tembelim deme kalk hadi oturmaya mı geldin.Hareketsiz yaşamın hayat kalitemizi düşürdüğü bilinen bir gerçektir. Uzmanlar yürüyüşün basit, doğal ve güvenli ancak çok önemli bir günlük fiziksel aktivite olduğunu belirtiyorlar. Yürüyüşün aynı zamanda ruh sağlığımız için de son derece faydalı bir aktivite olduğunu da bir kenara not edelim. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yapılan düzenli yürüyüşler dakikada 6 kalori harcanmasını sağlar. Kilo almayı engelleyerek, vücutta yağ oranının azalmasına yardımcı olur. Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir ve kalp-damar, beyin gibi damarsal hastalıkların riskini de azaltmaya yardımcı olmaktadır. Kırk yaş ve üstü kişiler mutlaka doktor kontrolünde yürüyüş programlarına başlamalıdır. Hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkları olan kişiler sık sık doktor kontrollerini ihmal etmemelidirler. İlk başlarda günde 3 bin ile 4 bin adım atın ve zamanla 10 bin adıma ulaşın. 10 dakikada bin adım atmak size ideal bir yürüyüş temposu sağlayacaktır. Temponuzu ayarlamak için sevdiğiniz hareketli müzikleri dinlemek, yürüyüşünüzü renkli hale getirebilir. Ucuz ve basit bir adımsayar hedeflerinizi artırmakta size yardımcı olabilir. Yürüyüş programının başlangıcında bacak ve bel kaslarınızda hafif ağrılar olabilir, bu normaldir ve dinlenince geçmelidir. Yürüyüş sırasında ağrı oluştuğunda mutlaka dinlenin, ağrı artarak devam ediyorsa yürüyüş programını bırakarak doktorunuza danışın. Hasta olduğunuzda ve tatillerde, tempolu yürüyüşlerinize ara verdiğinizde, bıraktığınız adım sayısından başlamayın. Mesafe ve süreyi yavaş yavaş artırın. Zamanla bu işin sizi hem ruhen ben bedenen sağlıklı kıldığına şahit olacaksınız. Hadi o zaman ertelemeyin hemen bu akşam başlayın yürümeye kolay gelsin sevgiler İclal.