Hayatı kolaylaştırmak

Bir grup insan aynı anda güldüğünde, içgüdüsel olarak hemen, o grup içinde en yakın hissettiğiniz  kişiye bakarsınız. Stresli ya da gergin olmanıza sebep olan bir şey yaparken sakız çiğneyin veya yemek yiyin. İlkel beyin, yemek yediğiniz için tehlikede olamayacağınıza karar verir ve gerginliğiniz otomatik olarak azalır. Birisi size kızarken sakin kalırsanız, karşınızdaki muhtemelen daha çok sinirlenir ama daha sonra muhakkak kendini suçlar. Stresin ve gerginliğin neden olduğu nefes darlığı, kalbin hızlanması gibi fiziksel etkiler, neşe ve heyecanın sebep olduğu belirtilerle aynıdır. Eğer stresli durumu yeniden tanımlamayı denerseniz, stresinizi neşeli bir heyecana çevirmeniz mümkün. Duygusal tepkiler, duyguları tetikler. Mesela, mutlu hissetmek istediğinizde, hiç gülümseyecekmiş gibi hissetmeseniz bile, gülümseyin. Bir süre gülümsediğinizde, gülmenize neden olacak bir şey varmışcasına neşelenebilirsiniz! Gülmek ilaçtır diyorum travesti dostlar her şeye ilaç üstelik yan etkisi yanınızdaki kişinin de mutlu olması harika değil mi? Böyle bir ilaç yeryüzünde yok. Bir şey söyleyeceğiniz zaman söze “bence” ya da “ inanıyorum ki” diyerek başlamayın. Söylediğiniz şeyin sizin fikriniz olduğu zaten ortadadır, “bence” dediğiniz zaman özgüven eksikliği ifadesi yaratmış olursunuz. Suçluluk duygularınızdan kurtulmak için uykuda telkin müzik dinleyin. Böylece daha iyi bir enerji yayarsınız. Eğer birini gördüğünüzde gerçekten mutlu ya da heyecanlı görünüyorsanız, onlar da sizi gördüklerinde mutlu ve heyecanlı olacaklardır. Köpekler bu hileyi her zaman yaparlar! Büyük bir iyiliği reddetmiş olan insanlar, daha sonra daha küçük bir iyiliği onaylamak durumunda hissederler. %50 indirime hayır demiş birisini daha sonra %30 indirime ikna etmeniz daha olası! Bu sürekli hayır demeyi ret etmek anlamına geliyor yani sürekli hayır demeye programlı değiliz. Bunu yaşayan Bursa travestilerinden Didem kapısına gelen pazarlamacıya birkaç kez ilgilenmediğini söylemiş ama en son utanmış ve hiç ihtiyacı olmayan bir ürünü iki kat fazla fiyata almak zorunda kalmış. Diyelim ki birine bir soru sordunuz ve eksik, kaçamak bir cevap aldınız. Göz kontağını sürdürün ve sessiz kalın. Karşınızdaki verdiği cevabın yetersiz olduğunu varsayıp konuşmaya devam edecektir. Birçok insan zeka ve özgüven arasındaki farkı anlayamaz. Eğer ne yaptığınızı bildiğinizden gayet emin görünürseniz insanlar zeki olduğunuzu düşünecek ve etrafınızda toplanacaklardır! Müşteri hizmetlerinde çalışıyorsanız, oturduğunuz yerin arkasına bir ayna koyun. Sizinle konuşmaya gelen insanlar aynada kendilerini gördükleri için size daha nazik davranacaklardır. Kimse kendini aptalca konuşurken görmek istemez. Hayatın şifreleri bu kadar kullanırsanız yarı yolda kalmazsınız sevgiler İclal.

 

 İnternette kaybolmak

İnternetin insanları yalnızlaştırdığı, depresifleştirdiği ve -muhtemelen- delirttiğini ortaya çıkaran araştırmalar var. İnternette kaybolmayın. Haftada 2-3 kez günbatımı ve/ya gündoğumunu izlemek hem yaşamınızı uzatır hem de depresyonla mücadele etmenize yardımcı olur. Kargalardan önce kalkmayı pek sevmesek de önünde sonunda bize faydası var. Özellikle gençler arasında daha sık karşılaşılan cep telefonundan mahrum kalma korkusu, yani İngilizce “no mobile phobia” kelimelerinden türetilen nomofobi ile internetsiz kalma korkusu olarak tanımlanan “netlessfobi” günden güne artıyor. Batıda intiharlara yol açan, Türkiye’de de giderek yaygınlaşan nomofobi ile netlessfobi, akıllı telefon ve internete ulaşma imkanlarının artmasıyla endişe verici bir boyut kazandı. Hiç suçlu gibi durmadığımın farkındayım. Belki senin için bir iki oyundan, sosyal paylaşım sitelerinden, videolardan, online oyunlardan, sanal kumarhanelerden, çeşitli sitelerden, sonsuz bir bilgi havuzundan ibaretim. Bildiğin gibi de bana her an her yerde ulaşma fırsatın var. 7 gün 24 saat seninleyim ve inan bu beni hiç rahatsız etmiyor ve yormuyor. Ya Seni? Pek çok kişiye sorulan bu soruyu bende travesti bireylere sorayım. Bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey: pili bitmeyen ve bozulmayan bir bilgisayar, kesilmeyen bir internet ve yaşamaya yetecek kadar yemekse burada bir sorun olduğunu kendimize itiraf etmemiz gerekiyor. Bağımlılığın tanımına bakıldığında; bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek olarak, kişinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar verici olmasına rağmen engelleyici bir tutum koyamaması ve önüne geçilemez bir istek oluşması olarak tanımlandığını görüyoruz. Bağımlılık denildiğinde klasik anlamda alkol, esrar, kokain, eroin gibi kimyasal madde kullanımını içeriyor fakat kumar, seks, alıș veriş, televizyon izleme, yemek yeme, egzersiz, bilgisayar oyunları oynama gibi kimyasal olmayan davranışsal bağımlılıklar da söz konusu olabiliyor. Davranışsal bağımlılıklar da tıpkı alkol ve madde bağımlılıklarında olduğu gibi bağımlılığın ana bileşenleri olan fiziksel ve psikolojik bağımlılık belirtilerini (zihinsel meşguliyet, duygu durum değişkenliği, tolerans, yoksunluk, kişilerarası çatışma ve tekrarlama) gösterebiliyor. Şimdi siz de kendinize sorun bağımlı mısınız? İnternet olmadan iki saat bile geçiremiyorsanız maalesef evet peki ne yapmak lazım illa ıssız adaya mı düşmeliyiz. Sanmıyorum, mesela Bursa travestilerinden Banu gibi günün belli saatlerinde telefonumuzun internetini kapatabiliriz. İnternette kaybolmayalım sevgiyle kalın İclal.

 

İnsan değerlendirme

2009_08_01_002042_1253505760

İnsanlar hakkında karar vermek onları değerlendirmek için uygun anları beklemelisiniz. Mesela bir insan sarhoşken nasıl davranıyor? Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir. Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir. İstediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı? Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de işin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir. Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. İnsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa  çok fazla şehir değiştiren Bursa travestilerinden Meltem ev arkadaşlarını hep bu yöntemleri deneyerek seçmiş hiç yanılmamış bu saatten sonra travesti bireylere bu yöntemleri uygulamalarını öneriyorum. Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz. Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız. Kaçınız ve arkanıza bile bakmayınız sevgiler İclal.

 

 

 

 

Biraz da kendimiz için

Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? O zaman görünüşünüzde ufak tefek hatta belki de büyük değişiklikler yapmayı düşünmelisiniz. Göreceksiniz ki değişiklik size fazlasıyla iyi gelecek! Yazın, Çizin, Boyayın! Hiç mi yazmak istemiyorsunuz? O zaman çizmeyi deneyin! Önünüzde duran bir objeyi ya da aklınızdan geçen herhangi bir şeyi resmetmeye çalışın! O da mı olmadı? Boyama yapın! Evet evet, boyama yapmak da size iyi hissettirecektir. Çocuk kitapları boyayın demiyorum elbette şimdilerde boya malzemeleri bulunan dükkanlar fazlasıyla arttı. Geçen Bursa travestilerinden Birsen yağlı boya bir çalşma başlamış şahsen benim çok hoşuma gitti. Benim yeteneğim yok diyen travesti bireyler için başka alternatifler de bulunabilir. Hatırlayın! Sizi mutlu eden anılarınızı hatırlayın! Ne bileyim; dünyanın en mutlu insanı gibi hissettiğiniz doğum gününüzü, evlilik teklifi aldığınız anı, arkadaşınızın güzel sürprizini, maaile bir araya geldiğiniz pikniği… Ne demek istediğimi anladınız, değil mi? O anda hayat size çok karanlık görünse de bir zamanlar nasıl mutlu olduğunuzu anımsayıp, içinize dolan sıcaklığı hissedin. Ağlayın! Eğer içinizden geliyorsa, ağlayın! Negatif düşüncelerinizin gözyaşlarınızla birlikte sizden uzaklaşmasına izin verin! Hatta ne yapın biliyor musunuz? Eğer yapamıyorsanız ağlamak için uğraşın! “Uğraşın” ile ne mi demek istiyorum? Bundan kastım aslında uygun ortamı hazırlamak! Mesela; sizi her defasında ağlatan bir filmi izleyip, bir şarkıyı dinleyin. Ve Tabii ki Eski Albümler! Kendinizi daha iyi hissetmek için kullanabileceğiniz bir diğer yol da eski albümler! Şahsen benim en çok başvurduğum bu iyileşme yolunu kesinlikle denemelisiniz. Hayat üzerinize fazla geldiğinde, neşenin, tozlanmış fotoğraf albümlerinden içinize doğru akmasını bekleyin. Gülümseyin! Zoraki de olsa bunu yapın! Gülümsemenin mucizevi gücünü keşfetmek için kendinizi birazcık zorlayın. Kısa süre içinde modunuzun değiştiğini ve kendinizi çok daha iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz. İyilik Yapın! Ve ufacık bir iyiliğin, hatta iyiliği yapma girişiminin bile insana kendini ne kadar iyi hissettirdiğini bir kez daha hatırlayın. Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? Peki, çılgınlar gibi eğleneceğiniz bir parti düzenlemeye ne dersiniz? O halde, hemen yakın arkadaşlarınızı ( sadece hemcinslerinizi) arayıp, organizasyonu yapmaya başlayın. Unutmayın, geceniz boyunca istediğiniz her şeyi yapmakta özgürsünüz. İsterseniz, yakın arkadaşlarınızla dertleşip onların omzunda ağlar, isterseniz de özlediğiniz koyu muhabbetlerden bir tanesiyle gecenizi taçlandırırsınız.

Uçuk tedavisi

uc

Ne zaman önemli bir davet ya da akşam yemeğine çıkacak olsam sabah uyandığımda dudağımda bir uçuk çıkmış olur. Bu sadece bana özel bir durum mu bilmiyorum belki de heyecan ve kaygı yapıyorum çünkü uçuk genellikle kaygı durumunda çıkar. Nedir bu uçuk bakalım dedim belki benim bu kadim sorunuma da bir çözüm bulunur.    Uçuk dudakta, ağızda ve burun delikleri etrafında çıkan herpes diye adlandırılan virüsün neden olduğu, dış görünümü çirkinleştiren ve bazen acı hissettiren bir rahatsızlıktır. Yapılan araştırmalar sonucunda dünyadaki insanlardan 5 te biri hayatında en az bir kez uçuk sıkıntısı çekmiştir. Türkiye’de her yıl 10 milyona yakın kişide bu sıkıntı çekildiği tahmin edilmektedir. Sebep olan şeyler arasında ateşli hastalıklar geçirme, kadınlarda adet dönemleri, bağışıklık sisteminde zayıflamalar, yaralanma, hormon sisteminde bozukluklar, stresli yaşam, zararlı ışınları sayabiliriz. Çıkacak bölgede yaklaşık 1 gün önceden gıdıklanma hissi, karıncalanmalar olması, kaşınma, yanma, sızlama gibi hislerin oluşması habercisi olabilir. Bu belirtileri o bölgede kızarma, şişme, kabarcıklar oluşması takip eder. Ben de hiç belirti vermeden çıkıyor ama belirti verip çıkması daha normalmiş. Bursa travestilerinden Ayça da da bir anda çıkıyormuş. Demek ki biz normal şartlara uymuyoruz. Kabarcıkların patlamasıyla ülser oluşur bu da durumun çok daha kötü olmasına yol açar. Zaman geçtikçe kendiliğinden kurur ve kabuk bağlar. İçeriden sıvı çıkması olabilir. Bu evrede küçülme görülür.          Uçuk tedavisi kremle mümkündür. Fakat bu tedavi ileride tekrar ortaya çıkmasına engel olmaz. İlaç kullanarak da tedavi olmak mümkündür. İyileşmeye hız kazandırmak, tekrar ortaya çıkmasını engellemek için ilaç tedavisi daha etkilidir. Rahatsızlığı kalıcı bir şekilde tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadığı için tekrar sayısını azaltmak ve etkilerini en aza indirmek için uğraşılır. Benim gibi ilaç kullanmayı sevmeyen travesti bireyler için de öneriler var. Uçuğu küçültecek ve daha hızlı iyileşmeyi sağlayacak losyonlar kullanmak faydalı olacaktır. Bunun dışında şalgam, çavdar otu, şahtere otu, ceviz yaprağı, ısırgan otu, susam yağından oluşan karışımı uçuk çıkan bölgeye sürmek iyi gelmektedir. Hangi yöntemi kullanacağınız size kalmış uçuksun günler dilerim. Saygılarımla İclal.

 

Issız ada yarışması

Dnya televizyonları ile aynı anda Ülkemizde de gösterime giren seyirciyi adeta ekrana kilitleyen bir yarışma var. Bizim ülkemizde Survivor adı ile yayınlanan bu yarışmada kurallar her ülke için aynı, medeniyet yok, yemek yok, tuvalet yok, iletişim yok. Bir adaya toplanan onlarca kişi önce açlıkla sonra birbirleriyle yarışıyorlar. Ama bana soracak olursanız en büyük sorun bu kadar aç ve gergin insanın içinden sinirlerin yıpranmadan çıkılabilmesi.

Hafta sonları birkaç travesti arkadaşımla birlikte izlediğim yarışmada kavga gürültü kısmını dikkate almazsanız harika bir rekabet yaşanıyor. Düşme korkusu, sakat kalma korkusu bir yana atılıp, yarışmacıların her şeylerini ortaya koydukları yarışmada verilen o küçük yemek ödülleri adeta ziyafet gibi algılanıyor. İnsan o kadar aç kalınca sanırım birbirini bile yiyecek hale gelir.

Bu yarışmayı izlerken beni en çok üzen ise eşcinsellerin yarışmaya dahil edilmemeleri, oysa travestiler, gayler arasında bu yarışmanın hakkını verecek, tüm etapları birinci bitirebilecek insanlar mevcut, mesela Bursa travestilerinden Esma, tanıdığım en çevik ve atletik insandır. Havuz yarışmalarında da sudan en çabuk çıkarak, çok iyi bir yüzücü olduğunu herkese gösterebilir. Fakat maalesef travestileri için bu yarışmalara katılmak hayalden öteye gidemiyor. Üstelik sadece bu yarışma değil televizyonda yayınlanan hiçbir yarışmada ben bir travesti görmedim. Bilgi yarışmalarında da olmadığımız aşikar. Bu dünyaya seyirci olmaya gelmişiz gibi davranılıyor bizlere oysa bizim de en az diğer insanlar kadar vatandaşlık haklarımız var ve eminim insanlar televizyonlarda bizleri izlemekten zevk alırlar. Bir kere bizler neşeli insanlarız, o ıssız adaya gitsek diğer yarışmaların aksine ne kavga olur ne de gürültü, kazandığımız her yiyeceği arkadaşlarımızla paylaşmasını biliriz. Boş yere polemiklere girip, kimsenin arkasından konuşmayız. Amma da abartın diyorsanız, az bile söyledim. Çünkü yapılan araştırmalar travestilerin diğer insanlara oranla daha anlayışlı, sevecen ve insan canlısı oldukları ortaya çıkmış.  Ben bilim adamlarının yalancısıyım. İnanmayanlar bu makalelerin yayınlandığı bilimsel dergileri okuyabilirler. Bu dünyanın bizimle birlikte güzel olduğunu bir gün herkes anlayacak ve onca zaman bir kenarda unutulan, basit bir yarışma programına bile alınmayan bizlerin, içimizdeki sevgiyi görecek.  Yine galeyana gelip, lafı ıssız adadan nerelere getirdim. Ama siz de kabul edin bir travesti Survivor adasına yakışmaz mıydı? Belki çok yakında olur. O gün görüşmek üzere hoşcakalın.