Hayat felsefesi notları

Hiçbir zaman oluruna bırakmadım yaşamayı hep daha iyi nasıl yaşanır sorusuna cevap aradım. Hatta bu uğurda bir sürü kural bile koydum kendime ve bence iyi yaptım. Siz travesti bireyler okuduklarında belki bana hak da verirler. Anlamsız ve sahte olmaktansa kurallı yaşamayı tercih ederim. Buyrun bakalım benim kurallarıma. Bol bol gül. Hayatın kötülüklerine karşı çok iyi gelir. Kötü yemek getirdi diye garsona az bahşiş verme. Pişiren o değil. Dürüstlükten asla ödün verme. İşi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parası için çalışan herkese saygı duy. Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma. İkisi de geri alınamaz. Daha sonra ne olacağını düşünerek o anın sihrini bozma. İşe ziyarete gelenleri ayakta karşıla. Başladığın her işi bitir. İş sırasında yorgun, aç ya da sıkkın olduğunu asla belli etme. Kazancının yüzde onunu tasarruf et. Aile büyükleri ile birlikte değilse (Baba, Anne) ara, ziyaret etmeğe çalış. Senden çok fazla ya da çok az parası olanlarla para konuşma. Aynı hatayı iki kez yapma. Sıkma meyve suyu iç. Hiç kimsenin sözünü kesme. Pazar günleri en az iki gazete al. Az tanıdığın birine rastladığında elini uzat ve adını söyle. Seni hatırlamayabilir. Kendi dininden başka üç din hakkında da bilgin olsun. Başkalarının başarılarını coşkuyla karşıla. Adliyeye giderek bir duruşma izle. Kim eksik olursa olsun, toplantıları zamanında başlat. Otomobilinde akü için bir ara kablosu bulundur. Seninle iş yapanlarla iş yap. Bir ev satın alırken şu üç önemli şeyi aklından çıkarma: Semt, semt, semt. Atak ve cesur ol. Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın. Hastanedeki arkadaşlarını ve akrabalarını ziyarete git. Senin orada geçireceğin süre onlarınkinden çok kısadır. Bütün canlılara saygı duy. Herkesin önünde öv. Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle. Ailevi sorunlarda, para sorunlarında ya da saç kesimi konusunda akıl verme. İş bitmeden önce asla ödemenin tamamını yapma. Bunu hayatımda bir kez yaptım ve ilkinde kazığı yedim insanlara güvenim sarsılmadı belki ama yeni bir kural ekledim felsefe taşlarıma. Asıl savaşı kazanmak için küçük çarpışma yitirmeyi göze al. İlk izlenimlerine güvenme. İlk izlenim aşk da olur der Antalya travestilerinden bir dostum bence de sadece aşk için ilk görüşte karar veririm geriye kalan her şey için ise beklemeyi tartmayı ve tanımayı tercih ederim. Felsefemi beğenenler yorum yazabilir hoşça kalın İclal.

Şeker ve kanser gerçeği

kans

Kanser günümüzün hala en ölümcül hastalığı olmaya devam ediyor daha geçen günlerde çok sevdiğim bir aktörü Tarık Akan’ı aramızdan aldı. Aslında kanserle mücadelede basit bir yöntem var fakat ekonomide söz sahibi olan ilaç sanayinden milyarlarca dolar kazanan ülkeler bu gerçekleri halka açıklamıyor. Kazanacakları parayı halkın sağlığına yeğliyorlar. Ben ve travesti bireyler bu gerçeğin farkına vardık onlardan gelen yoğun istek üzerine ve annesi kanser olan Antalya travestilerinden Dilek için araştırmayı yazmaya karar verdim. Aslında bu gerçeği vicdanlı uzmanlar her mecrada dile getiriyorlar ama onları da çok fazla dinleyen yok.1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi! Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin! Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. S on iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de beş kilogram civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de elli kilogramın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda yüz litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir. Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir. Beyaz unu ve şekeri hayatınızdan çıkardığında kanser hastalığına da dur demiş olacaksınız. Hiç şüpheniz olmasın ki kanserin en sevdiği yiyecek şekerdir ve aslında insan vücudunun şekere hiç ihtiyacı yoktur. Sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerim sevgiyle kalın İclal.

 

Hasta mısınız yoksa sadece panik atak mı?

panika

Böyle bir başlık attım ama yanlış anlaşılmasın aslında panik atak da çok önemli bir hastalıktır hatta yeri geldiğinde diğer bütün hastalıkları solamaya da eş değerdir. Sadece kısa süreli bir rahatsızlık verdiği için önemsenmediği de doğrudur. Ama bu hastalığı yaşayanlar iyi bilirler ki hiç de önemsiz değildir. Aniden başlayan bir çarpıntı, nefes darlığı ve boğulma hissi sizi korkutup kalp krizi geçirmenize bile neden olabilir. Aşırı terleyen terlerken birden üşüme krizine giren Bade ( Antalya travestileri ) bunun nedenini araştırdığında panik atak hastası olduğunu öğrenmiş ve benimle bu bilgiyi paylaşıp bu konuda yazmamı istedi çünkü pek çoğumuz bu hastalığının farkında bile olmadan yaşayıp gidiyoruz. Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma, ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu, kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu bunlar hiç de önemsiz şeyler değil aksine derhal bir doktora başvurmakta fayda var. Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır. Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz. Panik atak geçirdiğinizde fark ettiğiniz andan itibaren mutlaka şunları yapmalısınız. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin. Umarım bu hastalığa yakalanamaz ve mutlu sağlıklı günler geçirirsiniz sevgilerimle İclal.

 

Hayvan beyni insan beyni aynı

Hani o sokak köşelerinde aç susuz sizden bir şeyler bekleyen gözlerle bakan hayvancıklar var ya aslında en az sizin kadar akılılar. Sadece dilleri dönmediğinden dertlerini anlatamıyorlar. Oysa onlarında duyguları çalışan bir beyinleri var üstelik sizi ondan ayıran sadece yüzde dört yani ondan yüzde dört daha akıllısınız diye küçümsüyor hor görüyorsunuz hayvanları yapmayın. 90’ların ortasında bir gün elindeki, muzu yiyen maymunun karşısında bulunan maymunun beyninde de benzer dalgaların oluştuğu gözlenince sosyal nörobilimin anahtarı da çözülmüş oldu. O gün sosyal nörobilim başlamış oldu. Çünkü empati ve sosyal öğrenme taklit ayna nöronlara bağlıdır. Ayna nöronların farklı canlılardaki varlığı bunların onda olduğunu gösterir. Daha yakın bir zamanda beynin rasyonel bir organ değil aslında ödül ve haz organı olduğunu gösteren kanıtlar bulundu. Beynin bir inanç motoru olduğunu gösteren, herkesin haz ve ödül duyduğu için inandığını ve neye inandığından çok inanmasının önemli olduğunu bize gösteren deneyleri beynin limbik sistemle prefontal korteksi arasında güçlü bir ödül ve haz mekanizması olduğunu gösteriyor. Kısaca ve açıkça söylemek gerekirse dünya üzerindeki bütün canlılar birbiriyle aynıdır. Bu ödül ve haz mekanizması çalışmadığı zaman depresyona giriyoruz. Hayvanlarda tıpkı bizim gibi onların da bir can olduğunu artık kavrayalım. Artık sadece kendin için yaşama akşam evine dönerken al bir mama yol boyunca aç canlıların önüne koy unutma bu yaptığın sadece onları mutlu etmeyecek yapılan iyilik her zaman insanı yüceltir diğer insanların bir adım önüne geçirir. Antalya’da yaşayan travesti bir dostum elinde avucunda ne varsa bir hayvan barınağı kurmak için harcadı ve sonunda başardı sizce parasını mı kaybetti bana sorarsanız insanlığını kazandı. Sadece yüzde dört için kendinizi öne geçmiş hissetmeyin sizin sadece eliniz kolunuz var başka her şeyi aynı elinle kendine yuva yaptın, ayağınla istediğin yere gittin diye üstünlük taslama. Bir hayvanın beyninden neler geçiyor senin için neler düşünüyor ona kafa yormaya bak. Artık kendini onlardan ayrı tutma hadi şimdi bir adım at onlar için illa para ve zaman harcamak gerekmiyor bazen zarar vermemek bile işe yarayabilir. Sevgilerimle İclal.