Probiyotik yem besinleri

Ah bu beslenme tarzımız bir türlü ne yememiz gerektiğine karar veremeyiz her kafadan ayrı ses çıkar. O doktor onu yer der öteki olmaz onu yeme ölürsün eh yesek de öleceğiz yemesek de ama ne yesek diyen travesti dostlara ben bu yazımda probiyotikleri anlatmak istiyorum. Probiyotik nedir, ne işe yarar, hangi durumlarda kullanılmalıdır ve sizin kullanmanız gerekli midir? Bu sorular ilginizi çektiyse buyurun yazımı okuyun..Probiyotikler yaşayan mikroorganizmalardır ve yeterli miktarda olduklarında yaşadıkları vücuda fazlasıyla yararlıdırlar.  İnsanlık, tarih boyunca bakteri kültürleri tarafından fermente edilen yiyecekleri tüketti ve sağlık yararları hep bilindi ancak son 20-30 yılda probiyotikler bilim insanlarının ve tıp çevrelerinin ilgisini çekmeye başlamıştır ve çok sayıda bilimsel çalışma yayınlanmıştır ve halen devam etmektedir. Bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler vardır ve bilimsel çalışmalar bağırsaktaki bu mikro floranın (bağırsaktaki bakteri topluluğunun adı) hastalıklardan korunmayı ve hatta gelişmesini önlemeyi sağladığını gösteriyorlar.  Probiyotikler bağırsaktaki yararlı bakterileri arttırarak, zararlı bakterilerin sayısını azaltarak etkili olurlar. Bağırsak sisteminde iyi bakterilerin doğal dengesinin korumasına ve yenilemesine yardımcı olurlar.  Genel olarak bağırsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduklarını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar vardır. Çoğu probiyotik bakteriler, insan bağırsağında normalde bulunan bakterilere benzerler. Özellikle kalın bağırsaklar çok çeşitli ve hareketli bir mikro floraya sahiptir.  Sağlıklı bir yetişkinin bağırsaklarında bulunan bakteri sayısının, insan vücudundaki hücrelerin sayısından 10 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bakterilerin zararlı mikroplar olduğunu düşünüyor olabilirsiniz ancak aslında vücudumuzdaki çoğu işlevin iyi şekilde çalışmasına yardımcı olurlar. Bağırsaktaki ortamda zararlı bakterilerin azalmasını, anti mikrobiyal bileşikler üretilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlarlar. Eğer sağlığınız iyiyse ve ağırlıklı olarak bitkisel bazlı bir beslenme uyguluyorsanız probiyotik kullanmanıza gerek yok. Bağırsak mikro floranız da sizin yediğiniz yiyecekleri yer. Sebze, meyve ve baklagillerden zengin bir beslenme bağırsak florasının doğal dengesinde olmasını sağlar. Bağırsaklarımızda yaşayan faydalı bakterilere “probiyotikler” diyoruz. Diye bir açıklama getirmiş Ankara travestilerinden Bade sağ olsun aynen öyle canım markete gittiğimizde özellikle probiyotik içeren gıdaları tercih edelim. Onlar pek çok yolla sağlığımıza güç veriyorlar. Alerjileri önlüyor, bağışıklığı destekliyor, kilo, kolesterol, şeker, kan basıncı dengesine yardımcı oluyorlar. Kanserlerle savaşta, bazı vitaminlerin üretiminde, kabızlık veya ishali engelleyebilmede de onlara ihtiyacımız var. Kısacası biz onlarsız yapamıyoruz. O halde onlara iyi bakmalı, besleyip çoğaltmalıyız. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Planlı yaşamak

Kafama estiği gibi yaşadım yıllarca işin doğrusu çok da bir zararını görmedim hiçbir yere geç kalmışlığım olmadı mesela ya da ne bileyim önemli bir işi hiç atlamadım. Ama illa diyorlar planlı olmalısın iyi de sevgili travestiler bu plan program işi bana ne katacak acaba bakalım mı planlı olmak nasılmış.Dağınıklık, düzensizlik görsel düzen zihinsel düzeni sağlar. Zihinsel sakinlik ise motivasyonu artırır. Dağınık bir çalışma ofisi/masası sizin iş yapmanızı engelleyecektir. Gözleriniz ve kafanız yorulacak, objeler çeşitli çağrışımlara sebep olarak aklınızı dağıtacaktır. Bilgisayarınızın düzensizliği ve dosyaların karmaşıklığı da benzeri bir duruma neden olacaktır. Bunun için çekmecelerinizi, dolaplarınızı, bilgisayarınızı mutlaka düzenleyin. Aynı zamanda gereksiz titizlikte zaman kaybettiren faktörlerdendir. Örneğin günde 5 kere çalışma masanızı silmeniz gereksizdir. Haftalık olarak bir program hazırlanması, günleri daha net ayarlamamıza yardımcı oluyor. Günlük planlar ise saatleri verimli kullanmayı sağlıyor. Tüm planlar yazarak yapıldığı için unutulması riski ortadan kalkıyor. Buda aslında daha sonrası için biriken işlerin önümüze serilmesini engellemiş oluyor. Hepimiz mutlaka bir yerlerde bekleyerek zaman kaybediyoruz. Özellikle mega kentlerde trafikte, metrobüs sırasında, banka sırasında, resmi yerlerde, yemek sırasında, asansör sırasında, tuvalet sırasında vb. Bu tip bekleme durumlarında size verimli olacak ekstra bir şeyler varsa yapmaya çalışın. Telefonunuzdan e-postalarınıza bakmak gibi. Öte yandan bir görüşme için birisini bekliyorsanız dakikalarınızı hatta saatlerinizi harcamayın. Kendisi ile iletişim kurun veya sekreterine bilgi vererek size müsait bir zamanlarında dönüş yapmalarını belirtin. Saatlik, günlük, haftalık, aylık ya da yıllık olmak üzere eğer bir plan/program yapıyorsak bunun içerisindeki öncelikleri mutlaka belirlemek gerekiyor. Arabayı temizlemek mi önce geliyor yoksa tamire götürmek mi önce geliyor? Temizlik yapmak mı önce geliyor yoksa TV izlemek mi? Hepsi diyen de var aramızda biliyorum ah Ankara travestilerinden Bade tam bir telaş memuru gibi her şeyi aynı anda düşünüp yapmaya çalışıyor eh sonuç olarak hepsi yarım kalıyor. Kararsız bizim kız ne yapsın aklına gelince olacak illa. Hayırlısı olsun o da alışır planlı yaşamaya zamanla öğrenecek. Sevgiyle kalın hoş kalın İclal.

 

 

Narsizm

Son yılların epey meşhur meselesi narsist ağabeyler ve daha az sayıdaki narsist ablalar çoğaldılar mı, görünür mü oldular yoksa yeni dünya onlara “Gün sizin gününüz, kim tutar sizi” mi dedi. Muhtemel hepsi. Hızlı yaşanan, hızlı tüketilen, imajın her şey olduğu, yeni ve derinliksiz dünyada yaşıyorlar.Narsizm, kendini beğenmeden var olamama, daha fenası başkalarının beğenisine mecbur olma, kocaman ve altı delik benlik sahibi olma, ne alsa yetmeme, karşıdakinin duygusunu fark edememe ve etmek istememe, büyük küçük tüm dağları ben yarattıma inanma ve inandırma, aşık olunmaya ve köpek muamelesi çekmeye münasip olma, bana layık olmak için yapacakların var alt yazısıyla dolaşma ve fakat liyakatın mümkün olmaması ve daha neler.Bu mevzuda, kapitalizm, yenilenmiş ebeveyn rolleri, çocuğun gazla çalıştığına iman eden ebeveynler ön sırada yer alıyorlar. Öz güveni arşa ulaşmış çocuk yetiştirmeye yeminli ebeveynler, niteliğin niceliğin gerisinde kalışı, beğeni sayısının çok mühim hale gelişi, dünyanın bireyci olmayı onayışı, meşhur olmanın narsist olmayı gerektirişi, siyasal ve sosyal kimliklerin narsizmin dibine vuruşu, ne söylediğinin değil hangi üst perdeden söylediğinin önemli oluşu elbet pas geçilmez. Etrafınızda çok var böyle insanlar biliyorum travesti bireyler ne yapalım onlarla yaşamaya alıştık. Ez cümle, insana, ehlileşmeye, utanmaya, öğrenmeye ait ne varsa tarumar oldu, vakit gösteri vaktidir, hayat sahne sanatıdır, üst perdeden oynanır ve bu ahvale en şahane uyumlananlar ise kendinin fanatiği olan narsist ahalidir deyip mevzuya dahil olalım. Bu konudan en çok muzdarip olan ise tabii ki Ankara travestilerinden Bade ah canım ya tüm narsistler de seni buldu. Narsizm çağın onaylanan ve yükselen değeridir, başarılı insan/erkek tarifinin içini hızla doldurmaktadır ve bu mevzu en çok ve öncelikle sosyologların izahatına ihtiyaç duyar haldedir. Malum bu mevzu kişisel olmaktan çıkıp toplumsal hadise olmaya doğru seyretmektedir, sıradan insanın narsiszmini muhtelif gündüz kuşağı programında seyrediyoruz. Evlilik programlarında ne kadar tepedensen o kadar talep görüyorsun, giysi programlarında keza öyle, en şahane benim diyenleri şaşkınlık ve sinsi hayranlıkla seyrediyor memleket. Seyrediyoruz ne yapalım başka dercesine bakıyoruz. Kendinize çok iyi bakın sevgiyle kalın İclal.

Ter kokusuna çözüm

Vücut kokusu, bakterilerin koku yapan bölgede birikmesi ile oluşur. Deodarantlar,rolonlar, parfümler bu kokuyu azaltmakta etkilidir, fakat kimyasal olduklarından vücuda zararlıdırlar. Antiperspriantları, rolonları cildinize uyguladığınızda, bu içerik cildiniz tarafından emilip, beyin, sinir sistemi, sindirim organları gibi bedenin çeşitli bölgelerini de sağlık açısından olumsuz etkiler. Okuduğumuz içeriğinde ne gibi zararları olduğunu bilmediğimiz, hatta kansere neden olup olmadığı meçhul bu ürünleri kullanmak hiç akıl karı değildir. Bu nedenle, insanlar vücut kokusu mücadele etmek için doğal ev ilaçları arar. Peki ne yapacağız malum önümü ya ve ter kokusu kaçınılma görünüyor. Değerli travesti bireyler ben bugün silere doğal ter kokusu önleyici formüllerden bahsedeceğim. Bir kaçını değerli dostum Ankara travestilerinden Bade’den aldım işe yarıyor yani denenmiş güvenilir yöntemler bunlar kullanmanızı tavsiye ediyorum. Karbonat bedeninizi kötü kokulardan kurtarmakta oldukça etkili bir maddedir. Bedeninizde ter kokan yerlere koltuk altlarınıza, boynunuza, ayaklarınıza karbonat sürün. Karbonat nemi emer ve kötü kokuya neden olan bakterileri ortadan kaldırır. Daha etkili çözüm için mısır nişastasıyla karbonatı karıştırıp bu karışımı kokudan rahatsız olduğunuz bölgelere uygulayın. Oldukça etkili kombinasyon olduğu göreceksiniz. Elma sirkesi vücut kokularına özellikle koltuk altı kokularına karşı çok etkili bir çözümdür. Bunun nedeni cildin ph seviyesini düşürerek, bu bölgede bakteri üremesini engellemesidir. Kötü kokuya neden olan bakteriden kurtulmak için elma sirkesi kullanın. Koltukaltı kokunuzdan kurtulmak için sulandırılmış sirkeyi günde bir kez koltuk altınıza uygulayın. Ayak kokuları için ise, bir kaba su koyun, 1/3 oranında elma sirkesi ekleyin, ayaklarınızı bu suda 15 dakika boyunca tutun. Bu işlemi haftada 2-3 kez tekrarlayın. Ter kokusuna, özellikle koltuk altı kokularından kurtulmak için diğer bir etkili çözümde rendelenmiş şalgamın suyunu çıkarmaktır. Önce koltuk altınızı yıkayıp temizleyip, ardından bu suyu koltuk altlarınıza uygulayıp, kokudan kurtulun. Antiperspirantların yerine size önerimiz şap kullanmanız, sık antiperspirant kullanımı ter bezlerini tıkayıp ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Banyo yaptıktan sonra durulama suyuna bal ekleyin, koltuk altınıza uygulayın durulayın.Bu doğal ilaç koltuk altı kokularınızdan kurtulmanızı sağlayacaktır.Ter kokusuz günler dilerim mutlu günler İclal.

Limon

Akdeniz meyvesi olarak biline limon sıcak iklimde yetişir. Ben yıllardır evimden eksik etmem özellikle salatalarda ve bazı sebzelerde mutlaka kullanırım. Ama şimdi siz değerli travesti bireylere farklı bir tüketiminden bahsedeceğim. Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda…En basitinden kokusu. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Limon Sizi Sağlıklı Yapar.Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Eğer limonun hayatınızda gerçekleştirebileceği küçük bir mucize görmek istiyorsanız şunu deneyin: Her gece başucunuza içinde üç adet kesilmiş limon olan bir kap koyun. Odasında bu yöntemi kullanan Ankara travestilerinden bade artık oda kokularına para vermiyor ve doğal bir yöntemle evi mis gibi kokuyor. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Deneyin ve sağlıklı kalın İclal.

 

Oturmaya mı geldin?

har

İşine, gezmeye hatta abartıp bakkala bile arabanla gidip geliyorsun. O sana verilen sağlam bacaklar ve ayaklar ne işe yarıyordu çoktan unuttun. Teknolojiyi kullanman güzel de televizyonu bile düğmesine basıp kapatmayı zahmetli bir iş olarak görüyorsunuz. Yemeğini bile arabana sipariş ediyorsun. Oysa ne oldu senin sağlıklı bir yaşam felsefen nereye gitti. Sen kendini kaplumbağa gibi hissetmeye başladığından beri bütün tavşanlar seni geçti. Oysa Ankara ve İstanbul’da travesti bireylerin düzenlediği hafta sonu sağlıklı yaşam yürüyüşlerine katılsaydın yeniden yürümeyi öğrenebilirdin. Ben artık tembelim deme kalk hadi oturmaya mı geldin.Hareketsiz yaşamın hayat kalitemizi düşürdüğü bilinen bir gerçektir. Uzmanlar yürüyüşün basit, doğal ve güvenli ancak çok önemli bir günlük fiziksel aktivite olduğunu belirtiyorlar. Yürüyüşün aynı zamanda ruh sağlığımız için de son derece faydalı bir aktivite olduğunu da bir kenara not edelim. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yapılan düzenli yürüyüşler dakikada 6 kalori harcanmasını sağlar. Kilo almayı engelleyerek, vücutta yağ oranının azalmasına yardımcı olur. Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir ve kalp-damar, beyin gibi damarsal hastalıkların riskini de azaltmaya yardımcı olmaktadır. Kırk yaş ve üstü kişiler mutlaka doktor kontrolünde yürüyüş programlarına başlamalıdır. Hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkları olan kişiler sık sık doktor kontrollerini ihmal etmemelidirler. İlk başlarda günde 3 bin ile 4 bin adım atın ve zamanla 10 bin adıma ulaşın. 10 dakikada bin adım atmak size ideal bir yürüyüş temposu sağlayacaktır. Temponuzu ayarlamak için sevdiğiniz hareketli müzikleri dinlemek, yürüyüşünüzü renkli hale getirebilir. Ucuz ve basit bir adımsayar hedeflerinizi artırmakta size yardımcı olabilir. Yürüyüş programının başlangıcında bacak ve bel kaslarınızda hafif ağrılar olabilir, bu normaldir ve dinlenince geçmelidir. Yürüyüş sırasında ağrı oluştuğunda mutlaka dinlenin, ağrı artarak devam ediyorsa yürüyüş programını bırakarak doktorunuza danışın. Hasta olduğunuzda ve tatillerde, tempolu yürüyüşlerinize ara verdiğinizde, bıraktığınız adım sayısından başlamayın. Mesafe ve süreyi yavaş yavaş artırın. Zamanla bu işin sizi hem ruhen ben bedenen sağlıklı kıldığına şahit olacaksınız. Hadi o zaman ertelemeyin hemen bu akşam başlayın yürümeye kolay gelsin sevgiler İclal.

 

Anlat derdini, dök içini

 Dert insana özgü bir durum ve derdi olmayanda neredeyse yoktur. Dertlerin azalması için içinize atmak yerine güvendiğiniz bir dostla paylaşmanız gerekir. Hepimizin uzun saatler boyunca sohbet edecek, her şeyi yapacak zamanı olsa keşke! Yaşamında hedefi olanlar hep zaman sıkıntısı çeker. Yapılacaklar listeleri hep doludur. Hazırlanılacak sınavlar, bitirilecek sertifika programları, edinilecek yeni beceriler… Dertleşmek ise zaman zaman hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey olmazsa olmazımız haline geldi. Olumsuz duygulara yoğunlaşmak, gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan insana zarar verir. Dertleşmek eğer dert alışverişine dönüyorsa tehlikeli. Peki ne yapmak lazım? Siz bir ‘duygusal çöplük’ olmadığınıza göre bu durumdan kurtulmalısınız. Eğer arkadaşınız bir olayla ilgili çözüm arıyorsa ve fikrinizi soruyorsa bu güzel! Ona düşündüklerinizi söyleyin ama sürekli aynı konuyu tekrarlıyor ve sizin de sabrınız taşmak üzereyse konuşmaları yönlendirmeyi deneyin. Mesela, “Biliyor musun dün akşam başıma ne geldi?” dediğinde “Bugün sinemaya gitmeye ne dersin, çok güzel bir film var, konusu da…” diye başlayarak onun sizi dert küpüne dönüştürmesini önleyebilirsiniz. Muhakkak başınıza böyle bir şey gelmiştir. Özellikle sır küpü olarak sevilen ve bilinene travesti bireylerin bu durumlarla karşılaşması da gayet doğal bir olay. Bu durumda yapacağınız şey basit, Eğer açık olabileceğiniz biriyse ona yaşamındaki her şeyi sorun olarak algıladığını ve çözüm odaklı düşünmesi gerektiğini söylemelisiniz. Bu tür arkadaşlarınızla programlarınızı hep bir etkinliğe katılma üzerine yapın, örneğin bowling oynamak, ders çalışmak, birlikte tiyatroya gitmek ya da koşuya çıkmak gibi… Böylelikle zamanınızı birlikte güzel geçirmiş ve dert paratonerine dönmemiş olursunuz. Dert ablası gibi Güzin Abla olmayın ama arkadaşlarınızın dertlerine de sırt çevirmeyin. Güzin Abla deyince aklıma Ankara travestilerinden bir dostum geldi hemen sağ olsun kapısına gelen hiç kimseyi çevirmeyen herkesin derdine derman olmaya çalışan bu dostuma ben hep bir psikolog gözüyle baktım. Güler yüzlüyseniz, hele de iyi bir dinleyiciyseniz birçok kişide dertlerini anlatma içgüdüsü oluşturabilirsiniz. Sık sık “Neden bilmiyorum ama içimden sana anlatmak geldi” cümlelerini duyuyorsanız artık bundan kurtulmak pek de mümkün görünmüyor. Sevgilerimle travesti İclal.

İçinde kalmasın

Başına kötü şeyler geliyor ve sen susuyorsun. Sana yapılan haksızlıklar karşısında söyleyecek eminim çok sözün vardır. Ne hikmetse çıkmıyor işte dilinden kelimeler dökülmek yerine boğazında düğümleniyor. Birine kızıyor, öfkeleniyorsun; Ama hak ettiği cevabı veremiyorsun.

Geçenlerde hiç hak etmediğin halde ne biçim bir hakaret yedin ama insanlık ben de kalsın dedin değil mi İstanbul travestilerinden Bade hatırladın olayı ama susuyorsun yine çünkü sen doğru olanı yapıyorsun keşke herkes senin gibi azıcık düşünse tartsa da öyle söylese o acımasız sözleri ama maalesef herkes aynı olmuyor. Ö kadar yol gidip mesela Ankara travestileri ile buluştuğun zaman,

gitmek istediğin yeri, seyretmek istediğin filmi, yemek istediğin yemeği söyleyip yiyemiyorsun. Hep onların istediği şeyleri yapıp onları mutlu etmeye çalışıyorsun. Sen ne kibar bir insansın fakat bazen kibarlıkta bir yere kadar götürüyor insanı sonrası içine attıkların ve içinde biriktirdiklerinle kalan sen, yalnızca sen oluyorsun.

İyi güzel de şimdi suçlu kim? Suçlu sensin kardeşim azıcık da aç ağzını sen saydır. İstersen bir düşün

Birisine isteklerini söylersen ne olur?”Sen ne garip birisin” deyip seni dışlayacağını ya da sevmeyeceğini mi düşünüyorsun? Önüne geçemediğin sevilme korkun ya da onay takdir ihtiyacın mı var? O yüzden mi hep susuyorsun? İnsanlar seni hep sevsin diye mi bütün bunlara katlanıyorsun? Sen onları oldukları gibi kabul ediyorsun ama sıra sana gelince kabul edilmemek gibi bir korkuya kapılıyorsun kusura bakma ne demişler dost acı söylermiş. Hadi yalan de, sen de amma attın travesti İclal de. Ama yine susuyorsun çünkü ben haklıyım sen de bunu çok iyi biliyorsun. Benim derdim seni kırmak dökmek değil yanlış anlama sadece sana olan sevgimden söylüyorum bu sözleri.

Bilmelisin travesti kardeşim; Sana yapılan haksızlıkları içine atmaya devam edersen orada kendine yer kalmaz. Vazgeç artık bundan içini boşalt ve rahatla. Ben her zaman senin yanında olacağım. Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at. Mucizeler bir gün mutlaka gerçekleşir bir mucize de benim için sen yap. Sevgiyle kal.

Ürkek adımlar

744

Bazı kararları almak sanıldığından daha zor gelir bizlere, ürkek adımlar atar fakat sonra geriye doğru koşarız. Kazanacaklarımızın kaybedeceklerimizden ağır basmasıdır bizi böyle bir ileri iki geri götüren şey. Hayatta bazı kazanımlar elde etmiş fakat istediğimiz mutluluğu yakalayamamışızdır. Eşimize olan sevgimiz bitmiştir ama tek başına bir hayat sürme düşüncesi ürkütür bizi ve olduğumuz yerde saymaya başlarız.

Bu tür korkularla yaşayan ne ilk ne de son insan biz değilizdir elbette fakat ayrılma cesaretini gösterecek kadar da güvenmeyiz kendimize, kurulu bir düzeni bozmak sadece bize fayda sağlayacaktır ama etrafımızdaki insanların düşüncesi ne olacak diye hep erteleriz.

Oysa ben ayrılmaktan korkan bir erkekle hiç karşılaşmadım. Sevgileri bitince onlar için birlikte olmayı gerektirecek mevzu da bitiveriyor. Geçen kış bir başkasından hoşlandığını söyleyen travesti Ayda’nın sevgilisi bir açıklama yapma gereği bile hissetmeden çekti gitti arkadaşımın hayatından oysa Ayda ayrılmak için bir türlü karar verememiş aylarca kafasında tasarılar geliştirip, aşkının bittiğini bile bile o adamla birlikte olmaya devam etmişti. Şimdi ise kendi cesaret edemediği şeyi sevgilisi yaptı üzülüp duruyor. Hayat bazen bir parça cesaret bir parça da özgüven bekler bizlerden, bunlar sende varsa korkma çık hayatın karşısına korkularla yüzleşmenin zamanı geldi de geçiyor.

Ortaokula başladığım yıllarda hep oyuncu olmak istediğimi söylerdim kendimi oysa ailem üniversite okuyup mühendis mimar olmam için beni sürekli teşvik etmeye çalışıyordu. Sonunda cesaret edip onlara kendi isteğimden bahsedemedim ve üniversite sıralarında dört yıl boyunca dirsek çürütüp, mimar oldum fakat içimde bir yerlerde oyunculuk isteğim dışarı çıkmak için öyle büyük arzu duyuyordu ki, mesleğimi hiç yapamadım. Ailemin istediğini yaparken kendi isteklerimi es geçmiş ve mutsuz bir orta yaşa merhaba demiştim. Bütün içtenliğimle ailemin karşısına dikilip, oyuncu olmak istediğimi söyleseydim bir iki karşı çıkar ama eninde sonunda razı gelirlerdi oysa, fakat kendimde bu cesareti bulamamış olmam, ürkek adımlarla gizlice gittiğim oyunculuk derslerini de etrafımdan saklamama neden oldu.

Şimdi kendimi daha cesur ve özgüven dolu hissetmeme rağmen hala millet ne der korkusuyla sahneye çıkamıyorum. Evimin gizli köşelerinde ezberlediğim senaryoları tek başıma oynamak ile yetiniyorum. Bazen de travesti Ayda ile birlikte iki kişilik sahneleri canlandırıp, hiç değilse biraz içimdeki aşkı köreltiyorum.

Her şeyin özgüven ve biraz cesaret gerektirdiğini  öğrenmiş olmama rağmen, reddedilme ve istenmeme duygularını üzerimden atamamış olmama da bir anlam veremiyorum. Oysa insan korkularının üzerine gitmeli ve inandığı doğrular uğruna gerekirse tüm dünyayı karşısına almayı göze almalıdır. Siz siz olun hayata ürkek adımlarla korku içinde devam etmeyin. Unutmayın korkular bizim karşımızda ancak korktuğumuzda büyüyebilirler. Hoşçakalın.

Ebola Virüsü

Adını Afrika’da ki bir nehirden alan bu hastalık şiddetli ateş ve ishal ile başlayan insanları ölüme götüren çağın hastalığı olarak adlandırılıyor. Bende travesti olarak korkunç diyorum.

Ebola virüsü Batı Afrika’da 2. 900 kişinin ölümüne neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü Ebolanın can almaya devam ettiğini bildirdi.

İlk olarak 38 yıl önce Demokratik Kongo Cumhuriyetinde çıkan bu hastalık hızlı ilerlemesi sebebiyle dünyanın sonunu getirebilir.

Son yapılan açıklamalar virüsün evrim geçirerek havadan bulaşmaya başlaması ile dünya üzerinde pek çok insanın bu hastalıktan öleceğini gösteriyor.

Ebola virüsü, insanlarda ve hayvanlarda kanamalı ateş şeklinde ciddi hastalık formlarına yol açan virüstür. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 4. Risk Grubu Patojen olarak kabul edilmektedir.

Virüsün doğal kaynağının Afrika’daki meyve yarasaları olduğu düşünülüyor. Virüslerin varlığı bu yarasaların coğrafi dağılımıyla örtüşüyor. Ebola virüsüne bağlı meydana gelen kanamalı ateş hastalığı sonucunda bağışıklık sisteminde çökme, pıhtılaşma fonksiyonunda bozukluk, kaçış sendromu (kanın serum kısmının damar dışına çıkması) ve şok tablosu gelişmektedir.

Hastalığın henüz bilinen bir tedavi yöntemi yoktur. Özellikle ellerimizi sık sık yıkamak, ölü hayvanlara dokunmamak, hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat etmekten kaçınmak çok önemlidir.

Daha önce Dünya Sağlık Örgütünün milyonlarca insanı korkutarak aşılattığı kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıklar aşıyla korunmaya altına alınmışken maalesef bu hastalık için geliştirilmiş bir aşı yoktur.

Hac dönemine girdiğimiz şu günlerde Hicaz’a gidecek vatandaşların Sağlık Bakanlığı tarafından bilgilendirilmeleri yapılmış olmasına rağmen hastalığın bu yolla ülkemize gelmesinden korkulmaktadır.

Birkaç ay önce turist olarak safariye giden bir travesti arkadaş grubu, ülkeye döndükten sonra Ebola belirtileri gösteren iki arkadaşları apar topar doktora  götürmüş, gerekli testlerin ardından hastanede müşahade altında kalan travestilerin hastalığı kapmadığını sadece gezdikleri yerlerdeki dışkılardan  dizanteri hastası oldukları anlaşılmıştır.

Çok yakın zamanda insanların büyük bir bölümünün dünya üzerinden silineceğini söyleyen bilim adamları bunun sanıldığının aksine kıyametle değil bu tür hastalıklarla olacağını belirtmektedirler.

Basit bir gripten bile dünyada binlerce çocuğun öldüğü bilinmektedir. Özellikle temizlik konusu hastalıklardan korunmak için çok önemlidir. Kişisel temizliğe önem veren ülkelerde bulaşıcı hastalıkların daha az can aldığı kanıtlanmıştır. Lütfen çocuklarımıza bireysel temizliğin önemini anlatalım ve onları hastalıklardan koruyalım.