Acı aşk

ab

Aşk acı verirmiş bunu bilmeyen yoktur sen de yaşadın ve gördün her aşkın acı yanı var doğru ama acı diye vazgeçmek olmaz. Aşktan vazgeçmeden sevmelere devam etmelisin. Şimdi sonunu düşünüp sevmeyim dediğinde kalbine söz geçiyor mu? Hanginiz bıraktınız bir sevdayı sonunda acı var diye ben bırakmam sonuna katlanırım ama yaşarım. Durum ağır hastalık haline gelmemişse sevin travesti bireyler asla bırakmayın. Hesapçı zihnini bırakmak zorundasın. Riske girmek zorundasın. Tehlikeli bir şekilde yaşamak zorundasın. Diğeri seni incitebilir; kırılgan olmakla ilgili korku budur. Diğeri seni reddedebilir; âşık olmaktaki korku budur. Diğerinde bulacağın kendi yansıman çirkin olabilir; sıkıntı budur. Aynadan uzak dur. Ancak aynadan uzak durarak güzelleşmeyeceksin. Durumdan kaçınarak gelişemeyeceksin. Meydan okuma kabul edilmek zorundadır. Kişi sevginin içine girmek zorundadır. Bu Tanrı’ya doğru ilk adımdır ve o aradan çıkartılamaz. Sevgi basamağını aradan çıkarmaya çalışanlar Tanrı’ya ulaşamayacaktır. Bu mutlaka gereklidir çünkü bütünlüğünün farkına sadece diğerinin varlığı tarafından kışkırtıldığında, mevcudiyetini diğerinin mevcudiyeti ile zenginleştirdiğinde, sen kendi narsis, kapalı dünyanın dışına açık gökyüzüne çıkarıldığında farkına varırsın. Sevgi açık bir gökyüzüdür. Sevmek kanatlanmaktır. Ancak sınırsız gökyüzü mutlaka korku yaratır. Ve egoyu bırakmak çok acıdır, bize egoyu yetiştirmemiz öğretilmiştir. Egodan hiç haz etmeyen İstanbul travestilerinden Ayda, ego seni geriye götürmek için çabalar sen uçuruyorum sanırsın demişti bir dost toplantısında evet ego uçurduğunu düşündürürken yere çakar insanı hem de tepetaklak olursunuz. Egonun bizim yegâne hazinemiz olduğunu zannederiz. Biz onu korumaktayız, biz onu süslemekteyiz, biz onu sürekli olarak parlatmaktayız ve sevgi kapıyı çaldığında, sevginin içine girmek için yapılması gereken tek şey, egoyu bir kenara bırakmaktır. Kesinlikle acı verir. Bu senin tüm yaşamının işidir, bu senin yarattığın her şeydir: Bu çirkin ego, “Ben varoluştan ayrıyım” çirkin fikri. Bu fikir çirkindir çünkü o gerçek değildir. Bu fikir hayal mahsulüdür, ancak var olan toplumumuz her bireyin bir mevcudiyet değil bir kişilik olduğu fikri üzerine kurulmuştur. Hakikat şudur ki dünyada hiçbir kişi yoktur; sadece mevcudiyet vardır. Sen yoksun: Bir ego olarak, bütünden ayrı olarak. Sen bütünün parçasısın. Bütün senin içine nüfuz eder, bütün senin içinde nefes alır, içinde nabız atar, bütün senin hayatındır. Bütünden kopmadan sevginin içinde egodan uzak olmalıyız sevgiyle kalın İclal.

Bir mucizeye tanıklık etmek

 

Geçmiş yaşanmışlıklarımız, geçmiş deneyimlerimiz. Her ne olduysa oldu. Artık bunların yükünden kurtulmamız gerekiyor. Kurtulmaktan kasıt geçmişinizi yok sayın onları hiç yaşanmamış gibi düşünün demek değil. Çoğu kişi burada büyük bir hata yapıyor. Tam tersi ne yaşandıysa yaşandı ve bunlarla el ele vererek yolunuza sevgi ile devam etmeniz gerekiyor. Yaşadığınız olayların bir türlü etkisinden çıkamıyorsanız Regresyon çalışması yaptırmanızı öneriyorum. Bunu yapmadığınız zaman bilinciniz, odağınız, enerjiniz her daim o olayın etkisinde olacak ve sağlıklı bir şekilde ilerleyemeyeceksiniz. Bu tıpkı ana haber bültenlerini sunan sunuculara benzemektedir. Düşünsenize haberler başlıyor ve bir ton felaket haber gösteriliyor. Kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, yangınlar, depremler, iflaslar, trafik kazaları… Sonra haberler bitiyor ve sunucumuz bize gülümseyerek ‘’ Yarın tekrardan bilmem şu saatte görüşmek üzere hoşça kalın-sevgiyle kalın-esen kalın- iyi akşamlar- iyi geceler ‘’ diyor. İroniye bakar mısınız! Sen onlarca olumsuzlukları ver ver ver sonra da gülümseyerek ‘iyi’ dileklerde bulun. Mümkün mü böyle bir şey? Tabii ki asla! En iyisi en on gün haber programlarından uzak durmak hatta Diyarbakır travestilerinden Nesil gibi televizyonu sonsuza kadar kapatmak çünkü olumlu ya da olumsuz her olay beynimizde bir iz bırakıyor. Beynimiz her an kayıt durumunda. İzlediği dinlediği her şeyi kaydediyor ve ona uygun inançlar oluşturup hayatımızı şekillendiriyor. Sizi olumsuz etkileyen, aşağı çeken ne varsa kaçarak uzaklaşın o’ndan! Mesela yeni bir karar aldınız diyelim ve heyecandan uçuyorsunuz. Sonra bunu ailenizden ya da arkadaşlarınızdan birisine anlattınız. Bu kararınız anlattığınız kişiye pek mantıklı gelmeyebilir. Hayal ürünü olarak görebilir. Ve size kendi kısıtlayıcı, olumsuz tüm cümlelerini aktaracaktır. Haliyle karşı tarafın enerjisi sizi fazlasıyla etkileyecek ve belki de sizi bu kararınızdan vazgeçirecektir. Ee ne oldu şimdi? Başlamadan bitti. Sonra kendinizle baş başa kaldığınız zaman o sizi heyecanlandıran düşünceniz aklınıza gelecek ve mutsuz olacaksınız. Oysa ne de güzel bir giriş yapmıştınız. Enerji yasalarını silmenin bir yolu yok o halde enerji düşük insanlarla bir arada olmamaya özen göstereceğiz travesti bireyler bir mucizeye tanık olmak istiyorsak önce kendimiz kendi içimizde bir mucize gerçekleştirmek değişmek zorundayız. Sevgiyle kalın İclal.

 

Limon

Akdeniz meyvesi olarak biline limon sıcak iklimde yetişir. Ben yıllardır evimden eksik etmem özellikle salatalarda ve bazı sebzelerde mutlaka kullanırım. Ama şimdi siz değerli travesti bireylere farklı bir tüketiminden bahsedeceğim. Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda…En basitinden kokusu. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Limon Sizi Sağlıklı Yapar.Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Eğer limonun hayatınızda gerçekleştirebileceği küçük bir mucize görmek istiyorsanız şunu deneyin: Her gece başucunuza içinde üç adet kesilmiş limon olan bir kap koyun. Odasında bu yöntemi kullanan Ankara travestilerinden bade artık oda kokularına para vermiyor ve doğal bir yöntemle evi mis gibi kokuyor. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Deneyin ve sağlıklı kalın İclal.

 

İnsan değerlendirme

2009_08_01_002042_1253505760

İnsanlar hakkında karar vermek onları değerlendirmek için uygun anları beklemelisiniz. Mesela bir insan sarhoşken nasıl davranıyor? Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir. Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir. İstediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı? Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de işin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir. Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. İnsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa  çok fazla şehir değiştiren Bursa travestilerinden Meltem ev arkadaşlarını hep bu yöntemleri deneyerek seçmiş hiç yanılmamış bu saatten sonra travesti bireylere bu yöntemleri uygulamalarını öneriyorum. Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz. Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız. Kaçınız ve arkanıza bile bakmayınız sevgiler İclal.