Bağlarından kurtulmak

Bağlarımız kökü sağlam görünen, kopmayacak görünen bizi bırakmayan sahiplerimizdir. Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver, çevrende olan bitenin etkisinden özgürleş. Bana kulak ver, kendini kucakla can. Kendi iç sesini beni dinle. Bu yaşama neden geldin? Yaşam amacın var mı? Yoksa böyle gelmiş, böyle gidecek mi diyorsun?Sanki kendin için değil de, başkaları için gelmişsin.Başkaları için doğuyor, yaşıyor, adım atıyor, ya da başkaları için ölüyorsun.Onlardan şimdi özgürleş, Bağımsız ol.Ayağa kalk ve adım at!Başkaları ne der, ne yapar, ne söyler? Düşünme senin her şeyi duyacak, görecek, hissedecek yeteneğin var. Başkalarından beklentilerin, olmayınca üzülmezsin. Beklentilerini sıfıra indiren travesti bireyler artık üzülmüyorlar çünkü biliyorlar ki kendi kendilerine yetecekler. Senin ne beklediğini zaten karşındaki yaydığın enerjinden bilir.Örneğin birazdan geliyorum,ya da seni biradan arayacağım der.Üzerinden üç saat geçer.Ne gelir, ne de Arar.Aranmadıkça için içini kemirir.Sakin olayım, dersin.Tepki versem ne olacak dersin,ama karşı karşıya geldiğinde tepkini vermiş olursun.Midende başlayan iç kemirmeler,Kalbinde sağa sola çarpıp duran öfke,hayat bulur.Sıkıştığı yerden bir çırpıda çıkar.Önce “Oh!” dedirten bir rahatlama yaşatır sana.Sonra başlarsın, gerek var mıydı demeye…Karşındaki kişi zaten senin vereceğin tepkinin farkındadır.Olacak tepkiye rağmen davranışını sergiler,onun için doğal bir şeydir bu.Nasılsa diyordur içinden, nasılsa kızacak, söylenecek ve nasılsa her şey aynen devam edecek.Çünkü bağımlısın.Sen bunun aynen devam etmesini istiyor musun?Yoksa kaderime razıyım mı diyorsun?Ne diyorsun , yüksek sesle söyle bunu kendine itiraf et.Ruhun ne diyor, ben ne diyorum?Dinle,sen bağımlılık senaryosu içindesin.Senin içindeki potansiyeli açığa çıkarmak için karşındaki kişiler rollerini en iyi biçimde oynamaktadır.Büyük planda bunu bilirsin.Bilirsin ki affedecek kimse yok.Bunu unuttuğun an birileri gelir, sana bunu hatırlatır.Daha çok taze bu durumu yaşayan İzmit travestilerinden Esra haksız mıyım?Resmin bütününde ruh bunlardan hiç etkilenmez.Bu bağımlılıktan kurtulmanın bir yolu var.Bağlarını serbest bırakmak.Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver,çevrende olan bitenin etkisinden özgürleş.İçeriye, bana kulak ver,Kendini kucakla.Kendi iç müziğini dinle.Bu benimle ilgili değildir demeyi öğren,bu vurdum duymazlık değildir.Sen kendi değerinin farkındaysan çevrende de sana bunu hissettiren durumlarla karşılaşırsın.Senin ışığının yanında uygun olmayan bir titreşim duramaz.O ya ışığını yükseltecektir, ya da seni artık aşağıya izin vermediğin için çekemeyecektir.En iyisi mi, ailendeki, işindeki bağımlı ilişkilerden, maddi dünyada kaybetmekten korktuğun eşyalardan özgürleş.Sen bağsızlaştığında o insanlarla ilişkilerin kopmaz,ilişkinin kalitesi değişir.Artık ya yükseltmek için yanındalardır ya da hoşuna gitmeyen tavırlara maruz kalman son bulacaktır.Bağlarınızın ipini gevşetin hayatı anlayın sevgiyle kalın İclal.

Biraz da kendimiz için

Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? O zaman görünüşünüzde ufak tefek hatta belki de büyük değişiklikler yapmayı düşünmelisiniz. Göreceksiniz ki değişiklik size fazlasıyla iyi gelecek! Yazın, Çizin, Boyayın! Hiç mi yazmak istemiyorsunuz? O zaman çizmeyi deneyin! Önünüzde duran bir objeyi ya da aklınızdan geçen herhangi bir şeyi resmetmeye çalışın! O da mı olmadı? Boyama yapın! Evet evet, boyama yapmak da size iyi hissettirecektir. Çocuk kitapları boyayın demiyorum elbette şimdilerde boya malzemeleri bulunan dükkanlar fazlasıyla arttı. Geçen Bursa travestilerinden Birsen yağlı boya bir çalşma başlamış şahsen benim çok hoşuma gitti. Benim yeteneğim yok diyen travesti bireyler için başka alternatifler de bulunabilir. Hatırlayın! Sizi mutlu eden anılarınızı hatırlayın! Ne bileyim; dünyanın en mutlu insanı gibi hissettiğiniz doğum gününüzü, evlilik teklifi aldığınız anı, arkadaşınızın güzel sürprizini, maaile bir araya geldiğiniz pikniği… Ne demek istediğimi anladınız, değil mi? O anda hayat size çok karanlık görünse de bir zamanlar nasıl mutlu olduğunuzu anımsayıp, içinize dolan sıcaklığı hissedin. Ağlayın! Eğer içinizden geliyorsa, ağlayın! Negatif düşüncelerinizin gözyaşlarınızla birlikte sizden uzaklaşmasına izin verin! Hatta ne yapın biliyor musunuz? Eğer yapamıyorsanız ağlamak için uğraşın! “Uğraşın” ile ne mi demek istiyorum? Bundan kastım aslında uygun ortamı hazırlamak! Mesela; sizi her defasında ağlatan bir filmi izleyip, bir şarkıyı dinleyin. Ve Tabii ki Eski Albümler! Kendinizi daha iyi hissetmek için kullanabileceğiniz bir diğer yol da eski albümler! Şahsen benim en çok başvurduğum bu iyileşme yolunu kesinlikle denemelisiniz. Hayat üzerinize fazla geldiğinde, neşenin, tozlanmış fotoğraf albümlerinden içinize doğru akmasını bekleyin. Gülümseyin! Zoraki de olsa bunu yapın! Gülümsemenin mucizevi gücünü keşfetmek için kendinizi birazcık zorlayın. Kısa süre içinde modunuzun değiştiğini ve kendinizi çok daha iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz. İyilik Yapın! Ve ufacık bir iyiliğin, hatta iyiliği yapma girişiminin bile insana kendini ne kadar iyi hissettirdiğini bir kez daha hatırlayın. Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? Peki, çılgınlar gibi eğleneceğiniz bir parti düzenlemeye ne dersiniz? O halde, hemen yakın arkadaşlarınızı ( sadece hemcinslerinizi) arayıp, organizasyonu yapmaya başlayın. Unutmayın, geceniz boyunca istediğiniz her şeyi yapmakta özgürsünüz. İsterseniz, yakın arkadaşlarınızla dertleşip onların omzunda ağlar, isterseniz de özlediğiniz koyu muhabbetlerden bir tanesiyle gecenizi taçlandırırsınız.

Müzik ve insan

mu

Müzik Beyin Dalgalarını Yavaşlatabilir ve Düzenleyebilir. Müziğin bu etkisi çok çeşitli deneyler ve gözlemlerle kanıtlanmıştır. Belli türdeki müzikler veya özel olarak dizayn edilmiş sesler beyin dalgalarını yavaşlatıp rahatlamayı kolaylaştırabilmektedir. Çeşitli antropolojik araştırmalar müziğin çağlar boyunca bilinç halini değiştirmeye yönelik amaçlarla kullanıla geldiğini göstermektedir. Hatta yakın zamanlardaki araştırmalar antik dönemlerde değişik bilinç hallerini başlatmaya yönelik müzik türlerinin yanı sıra son derece sofistike akustik dizaynların da keşfedilmiş olduğunu göstermektedir. Beyinle ilgili araştırmalar müziğin özellikle beynin sağ yarıküresine hitap ettiğini göstermektedir. Beynimizin sol yarıküresi genellikle mantıksal işlevleri yerine getirirken sağ yarıküre daha çok sezgisel ve yaratıcı aktivitelerle ilişkilidir. İşte bu yüzden evde, işte ya da okulda çalınan müzik beynin sol yarı küresiyle sezgisellikten sorumlu olan sağ yarıküresi arasında dinamik bir dengenin oluşmasını sağlayarak yaratıcılığı artırıcı bir rol oynayabilir. Eğer bir iş yaparken dikkatinizin dağılmaya başladığını ve hayallere daldığınızı fark edersiniz on ya da on beş dakika kadar arka planda Mozart ya da Bach gibi bestecilerin müziklerini veya barok döneme ait bir müziği dinleyin. Bu zihninizin tekrar yerine gelmesini ve dikkatinizi toparlamanızı sağlayacaktır. Özellikle dikkat eksikliğinden şikayet eden travesti bireylere bunu rahatlıkla tavsiye edebilirim. Benim gibi müzik olmadan asla diyen İzmir travestilerinden Maral, sesinin de güzelliğine güvenerek bir koroya dahil olmuş, yaşamak bu işte sende hayatı daha iyi algılamak istiyorsan mutlaka müziğin bir yerinde tutmalısın. Normal bir halde otururken dakikada yirmi beş ila otuz beş kez arası nefes alıp veririz. Derin ve yavaş nefes alıp vermek hem beden hem de zihin için oldukça olumludur. Hafif ve hızlı nefes alıp vermek ise yüzeysel ve dağınık bir zihin haline yol açabilir. Bu bakımdan nefes ritmi ile zihinsel işlevler arasında çok yakın bir bağlantı vardır. Aynı zamanda zihinsel durumumuz da nefes alıp verişimizi etkiler. Dinlediğimiz müzikler içimizde farklı duygusal ve fiziksel etkiler meydana getirdiği için nefes alıp verme hızımızı etkilerler. Örneğin yüksek volümde çalan bir rock müziğini dinlerken gevşeyip yavaş biçimde nefes alıp vermeniz pek mümkün değildir. Ancak rahatlatıcı ağır tempolu ve kaliteli bir müzik sizi çok olumlu bir ruh haline getirebilir. Mutlu günler İclal.

 

Paradigma

Olaylara bakış açınız sadece kendi pencerenizden ise paradigmanın tuzağına düşmüşsünüz demektir. Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur. Diyelim ki bir yolcu otobüsünde yolculuk yapıyorsunuz ve yanınızda üç çocuğuyla oturan baba sürekli ağlayan çocuklara susun demiyor diye kızıyorsunuz.Adam gamsız kardeşim dediğinizi ben bile duyar gibiyim oysa bu çocukların neden durmadan ağladığını bilseydiniz beklide bu yanlış düşünceye kapılmayacaktınız. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır. Oğlu profesör olan bir kadın oğlunun konuşmasını dinlemek için katıldığı konferansta, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek de çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; “anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş. Bu hikayeyi de İzmir travestilerinden Asya’nın facebook sayfasında okudum çok hoşuma gitti aktarmak istiyorum belki de pek çok travesti arkadaşım benden önce duymuştur olsun ben yine de anlatmak istiyorum. Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı? Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün;  kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu? Meğer bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. Tabii çok utanmış ama artık iş işten çoktan geçmiş. Paradigmanızı değiştirin olaylara bir de öyle bakın sevgiler İclal.

 

Hayat felsefesi notları

Hiçbir zaman oluruna bırakmadım yaşamayı hep daha iyi nasıl yaşanır sorusuna cevap aradım. Hatta bu uğurda bir sürü kural bile koydum kendime ve bence iyi yaptım. Siz travesti bireyler okuduklarında belki bana hak da verirler. Anlamsız ve sahte olmaktansa kurallı yaşamayı tercih ederim. Buyrun bakalım benim kurallarıma. Bol bol gül. Hayatın kötülüklerine karşı çok iyi gelir. Kötü yemek getirdi diye garsona az bahşiş verme. Pişiren o değil. Dürüstlükten asla ödün verme. İşi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parası için çalışan herkese saygı duy. Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma. İkisi de geri alınamaz. Daha sonra ne olacağını düşünerek o anın sihrini bozma. İşe ziyarete gelenleri ayakta karşıla. Başladığın her işi bitir. İş sırasında yorgun, aç ya da sıkkın olduğunu asla belli etme. Kazancının yüzde onunu tasarruf et. Aile büyükleri ile birlikte değilse (Baba, Anne) ara, ziyaret etmeğe çalış. Senden çok fazla ya da çok az parası olanlarla para konuşma. Aynı hatayı iki kez yapma. Sıkma meyve suyu iç. Hiç kimsenin sözünü kesme. Pazar günleri en az iki gazete al. Az tanıdığın birine rastladığında elini uzat ve adını söyle. Seni hatırlamayabilir. Kendi dininden başka üç din hakkında da bilgin olsun. Başkalarının başarılarını coşkuyla karşıla. Adliyeye giderek bir duruşma izle. Kim eksik olursa olsun, toplantıları zamanında başlat. Otomobilinde akü için bir ara kablosu bulundur. Seninle iş yapanlarla iş yap. Bir ev satın alırken şu üç önemli şeyi aklından çıkarma: Semt, semt, semt. Atak ve cesur ol. Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın. Hastanedeki arkadaşlarını ve akrabalarını ziyarete git. Senin orada geçireceğin süre onlarınkinden çok kısadır. Bütün canlılara saygı duy. Herkesin önünde öv. Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle. Ailevi sorunlarda, para sorunlarında ya da saç kesimi konusunda akıl verme. İş bitmeden önce asla ödemenin tamamını yapma. Bunu hayatımda bir kez yaptım ve ilkinde kazığı yedim insanlara güvenim sarsılmadı belki ama yeni bir kural ekledim felsefe taşlarıma. Asıl savaşı kazanmak için küçük çarpışma yitirmeyi göze al. İlk izlenimlerine güvenme. İlk izlenim aşk da olur der Antalya travestilerinden bir dostum bence de sadece aşk için ilk görüşte karar veririm geriye kalan her şey için ise beklemeyi tartmayı ve tanımayı tercih ederim. Felsefemi beğenenler yorum yazabilir hoşça kalın İclal.