Kalp sesi, akıl sesine karşı

mel

İnsanlara asla yanlış bir şey yapmamaları öğretiliyor, onlar da yanlış yapmaktan o kadar korkmaya başlıyorlar ki, hiçbir şey yapmıyorlar. Hareket edemiyorlar. Yanlış bir şey olabilir. O zaman bir kayaya dönüşüyorlar, hareket kabiliyetlerini yitiriyorlar. Mümkün olduğunca çok sayıda hata yap ama bir şeyi unutma: Aynı hatayı tekrarlama. O zaman gelişirsin. Yoldan sapabilmek özgürlüğünün bir parçasıdır. Tanrı’ya karşı çıkmak dahi gururunun bir parçasıdır. Ve bazen Tanrı’ya bile karşı çıkmak güzeldir. Bu şekilde, bir omurgaya sahip olmaya başlarsın; yoksa omurgasız milyonlarca insan var. Sana söylenmiş olan her şeyi unut: “Bu doğru ve bu yanlış!”Hayat o kadar kesin değil. Bugün doğru olan bir şey, yarın yanlış olabilir; şu an yanlış olan bir şey, bir sonraki an doğru olabilir. Hayat o kadar kolay istiflenemez, onu bu kadar kolay etiketleyemezsin: “Bu doğru ve bu yanlış.” Hayat her şişenin etiketli olduğu ve neyin ne olduğunu bildiğin bir eczane dükkanı değil. Hayatın bir reçetesi yok yok şöyle yaşarsan doğru olur diyenlere inanma, basit kurallarla hayatı kendine zindan etme senin içinden gelen sana doğru geliyorsa ve kimseyi kırmıyorsa yap gitsin. İzmir travestilerinden Meltem, bu yolda çok didindi ve nihayet doğrularını kabul ettirmeyi başardı çünkü bu onun hayatı ve kuralları sadece kendi koyuyor. Hayat bir gizemdir: Bir an, bir şey uygundur ve o yüzden doğrudur; bir sonraki an, köprünün altından o kadar çok su akmıştır ki, artık uymaz olur ve yanlıştır. Benim doğruluk tanımım ne mi? Varoluşla ahenk içinde olan doğrudur ve varoluşla ahenk içinde olmayan yanlıştır. Her an tetikte olman gerekir, çünkü kararın o an verilmesi gerekir. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu hakkında önceden hazırlanmış yanıtlara güvenemezsin. Sadece aptal insanlar önceden hazırlanmış cevaplara güvenir, çünkü o zaman zeki olmalarına gerek yoktur. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu zaten bilirsin. Listeyi ezberlersin; liste o kadar uzun değil. İki anı asla birbiri ile aynı değildir. O yüzden bu anda doğru olan bir şey, bir sonraki anda doğru olmayabilir. O zaman ne yapmalı? Yapılacak tek şey, insanlara bu değişen hayata nasıl tepki vereceklerine, ancak kendilerinin karar vereceğini hatırlatmaktır. Eğer gözlerin varsa, her anın sürprizle dolu olduğunu ve hiçbir önceden hazırlanmış yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün. Kalbin seni hiç yanıltmasın sevgiyle kal İclal.

Oturmaya mı geldin?

har

İşine, gezmeye hatta abartıp bakkala bile arabanla gidip geliyorsun. O sana verilen sağlam bacaklar ve ayaklar ne işe yarıyordu çoktan unuttun. Teknolojiyi kullanman güzel de televizyonu bile düğmesine basıp kapatmayı zahmetli bir iş olarak görüyorsunuz. Yemeğini bile arabana sipariş ediyorsun. Oysa ne oldu senin sağlıklı bir yaşam felsefen nereye gitti. Sen kendini kaplumbağa gibi hissetmeye başladığından beri bütün tavşanlar seni geçti. Oysa Ankara ve İstanbul’da travesti bireylerin düzenlediği hafta sonu sağlıklı yaşam yürüyüşlerine katılsaydın yeniden yürümeyi öğrenebilirdin. Ben artık tembelim deme kalk hadi oturmaya mı geldin.Hareketsiz yaşamın hayat kalitemizi düşürdüğü bilinen bir gerçektir. Uzmanlar yürüyüşün basit, doğal ve güvenli ancak çok önemli bir günlük fiziksel aktivite olduğunu belirtiyorlar. Yürüyüşün aynı zamanda ruh sağlığımız için de son derece faydalı bir aktivite olduğunu da bir kenara not edelim. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yapılan düzenli yürüyüşler dakikada 6 kalori harcanmasını sağlar. Kilo almayı engelleyerek, vücutta yağ oranının azalmasına yardımcı olur. Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir ve kalp-damar, beyin gibi damarsal hastalıkların riskini de azaltmaya yardımcı olmaktadır. Kırk yaş ve üstü kişiler mutlaka doktor kontrolünde yürüyüş programlarına başlamalıdır. Hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkları olan kişiler sık sık doktor kontrollerini ihmal etmemelidirler. İlk başlarda günde 3 bin ile 4 bin adım atın ve zamanla 10 bin adıma ulaşın. 10 dakikada bin adım atmak size ideal bir yürüyüş temposu sağlayacaktır. Temponuzu ayarlamak için sevdiğiniz hareketli müzikleri dinlemek, yürüyüşünüzü renkli hale getirebilir. Ucuz ve basit bir adımsayar hedeflerinizi artırmakta size yardımcı olabilir. Yürüyüş programının başlangıcında bacak ve bel kaslarınızda hafif ağrılar olabilir, bu normaldir ve dinlenince geçmelidir. Yürüyüş sırasında ağrı oluştuğunda mutlaka dinlenin, ağrı artarak devam ediyorsa yürüyüş programını bırakarak doktorunuza danışın. Hasta olduğunuzda ve tatillerde, tempolu yürüyüşlerinize ara verdiğinizde, bıraktığınız adım sayısından başlamayın. Mesafe ve süreyi yavaş yavaş artırın. Zamanla bu işin sizi hem ruhen ben bedenen sağlıklı kıldığına şahit olacaksınız. Hadi o zaman ertelemeyin hemen bu akşam başlayın yürümeye kolay gelsin sevgiler İclal.

 

Şeker ve kanser gerçeği

kans

Kanser günümüzün hala en ölümcül hastalığı olmaya devam ediyor daha geçen günlerde çok sevdiğim bir aktörü Tarık Akan’ı aramızdan aldı. Aslında kanserle mücadelede basit bir yöntem var fakat ekonomide söz sahibi olan ilaç sanayinden milyarlarca dolar kazanan ülkeler bu gerçekleri halka açıklamıyor. Kazanacakları parayı halkın sağlığına yeğliyorlar. Ben ve travesti bireyler bu gerçeğin farkına vardık onlardan gelen yoğun istek üzerine ve annesi kanser olan Antalya travestilerinden Dilek için araştırmayı yazmaya karar verdim. Aslında bu gerçeği vicdanlı uzmanlar her mecrada dile getiriyorlar ama onları da çok fazla dinleyen yok.1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi! Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin! Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. S on iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de beş kilogram civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de elli kilogramın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda yüz litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir. Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir. Beyaz unu ve şekeri hayatınızdan çıkardığında kanser hastalığına da dur demiş olacaksınız. Hiç şüpheniz olmasın ki kanserin en sevdiği yiyecek şekerdir ve aslında insan vücudunun şekere hiç ihtiyacı yoktur. Sağlıklı ve mutlu bir hayat dilerim sevgiyle kalın İclal.

 

Melatonin ve gençlik

me

Karanlıklardan gelen şifa melatonin hormonunu kendi ellerimizle yok etmeye devam ediyoruz. Nasıl mı tabi geceleri gündüze çevirerek. Gecelerimizi aydınlatan ışığın mazisine bakacak olursak bundan yaklaşık 250 bin yıl önce ateşin keşfini, 5000 yıl önce kandilin icadını, 1700 lü yıllarda gaz lambalarını ve nihayet son 180 yılda elektriğin keşfini görmek mümkün. Ondan sonrası, geceleri her yerin ışıl ışıl gündüz gibi olması ve farkında olmadan melatonin hormonunu azaltmamız geliyor. Depresyonda da melatonin hormonu azalır, dolayısıyla depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder. Oysa melatonin yaşlanmadan tutun da pek çok konuda sağlığımız için bulunmaz Hint kumaşı olan bir hormondur. Sen ne yapıyorsun gündüzler çuvala girmiş gibi bütün işlerini uykuda olman gereken geceye bırakıyorsun. Ya da evinde bütün ışıklarını söndürsen bile gece sokak lambalarından sızan ışığa engel olamıyorsun. İşte bu yüzden erkenden buruşup hastalanıyorsun. Daha fazla melatonin için neler yapmalıyız: Karanlıkta uyumalıyız. Uyurken mutlaka kullanmak gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışık tercih edilmeli TV karşısında uyuklamamalı, düzenli ve yeterli uyku çok önemli. Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalı. Stres, üzüntü, öfkeden uzak durmalı. Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketilmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalı. Hangi gıdalarda melatonin var? Vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, Papatya çayı, anason-rezene çayı, Soya fasulyesi, ton balığı (bu gıdaları akşam saatlerinde almak daha faydalı) melatonin hormonu dışarıdan alınmadığı için sürekli bu gıdaları tüketen Yaren ( Muğla travestileri ) neredeyse on yaş gençleşti kısa sürede yüzündeki lekelerden de kurtuldu. Yaşla birlikte vücutta melatonin seviyesi yüksek oranda düşmektedir. Genç bir insanda 100 birim melatonin varken ileri yaşlarda 30 birime kadar düşmektedir. Eğer bu seviye, diğer faktörlerle birlikte normalden fazla düşerse yaşlanma süreci hızlanır, hastalıklara yakalanma oranı yükselir. Yetersiz uyku, stres, huzursuzluk gibi faktörler melatonin eksikliğini tetikliyor. Melatonin eksikliği kendisi sıkıntı ve depresyonu tetiklemekte, oluşan bu durum eksikliği daha da artmasına yol açarak kısır bir döngü oluşturabilmektedir. Lütfen çok önemli değilse gece işlerinizi gündüz yapın gece ise karanlık bir odada uykuya çekilin. Saygılarımla İclal.