Mutluluğun formülü

mutluluk

Mutluluğun bir formülü var mı bilmiyorum ama ben mutluluğumun formülün bulan insanlardanım. Bir şey olmak uğruna çabalamak yerine hiç olmayı seçtim. Hiçlik olma yolunda Yunus Emre gibi davranıyorum. Kamil insanların hiçlik yolu kadar değil elbet, ömür yetmeyecekti büyük ihtimal, o yolu tamamlamaya ama kendi acizliğimizde hiç olmak. Kayıplar yok, iddia yok, hırslar kıskançlıklar yok, bizi hasta insan yapabilecek her şeyden uzakta, “hiç” olmak. Çok şey olmaya çalışmak, kendi beğenimizi kazanmak dışında neye yarar ki? Başkalarının beğenisini toplamaya!!Düşünelim biraz daha, biz dünyadaki tüm iddialarda başta olalım,her şeyin en iyisi, en güzeli bizde olsun, karşımızdaki yine egosundan, kendi görmek istediği doluluk kadar, bizi dolu sayacaktır, ne kadar beyhude bir uğraş. Hastalanacak kadar azmettik ama o görmek istediği kadarını gördü. Kaldık yine, kendimize verdiğimiz değerle baş başa. Şu dünya zamanında, ayakta çarık, üstte aba, yalın gezmek değil elbette bu hiçlik. Elimizden geleni sergilerken, doğamıza uygun adımlar atabilmek. Yan gelip yatmak hiçbir şey yapmamak değil bahsettiğim hiçlik yapabildiğinin en güzelini yapmak, en iyi neyi yapıyorsan onu yamak bir nevi çalışarak ama olamayacağın şeyler için üzülmeden kırıp dökmeden kısaca insan olmaya devam ederek hiç olmalısın. İnsan olmak zor değil de Sema’nın ( İstanbul travestileri ) dediği gibi biraz emek lazım biraz çaba göstermelisin. Aslında içinde aktığımız nehrin suyunu, biz ayarlıyoruz. Coştuğunu hayal ettikçe, terse küreklerle başarmak adına, ispatlar adına, kan ter içinde mutsuz ve yorgun bitap düşüyoruz. Kuş ne olduğunu biliyor, açlığını doyuruyor, yuvasını kuruyor, evlatlarını koruyor. Ağaçlar önce köküne, sonra dışarı doğru büyüyor, “ben çam ağacıyım, ama dilersem çınar da olurum” diye kendini mutsuz kılmıyor. Doğa bizden ayrı mutlu, onun saf kabullenişle, şarkılarını duymamak sağırlık olur. Tüm canlılar, tüm maddeler ne ise onun içinde gelişiyor, bütünün parçasını olduğunu bilerek. Hür irademizi, başkalaşmak için kullanıp, düpedüz mutsuz olan sadece bizleriz. Hiç isek kaybımız nedir? Bize parmağını sallayarak, yağmur gibi eleştiri yapan insanlar,” sen de kimsin, şu kadar bu kadar kötü yanın var” dediğinde gülümseyerek hiçim diyebilmek… Denesek ve hafiflemenin verdiği müthiş duyguyu tadabilsek… Gerilim yok, itirazlar yok, kavgaya dönüşemez ki… Boş değil hiçim, içimi dolduracak, benim var oluştan aldığımdan başka şey değil. En tombul su damlası olmaya çalışsam ne ki? Derya da bir su damlasıyım, birisi gelir bakar der ki az sonra buhar olacak kadar hiçsin, evet hiçim, bir başkası bütünden bakabilir, deryayı görür evet deryayım. Hiçlik, küçülerek büyümek gibi görünür, kimin umurunda. Ben umursamıyorum sen de öyle yap sevgiyle kalın İclal.

 

 

 

 

Hasta mısınız yoksa sadece panik atak mı?

panika

Böyle bir başlık attım ama yanlış anlaşılmasın aslında panik atak da çok önemli bir hastalıktır hatta yeri geldiğinde diğer bütün hastalıkları solamaya da eş değerdir. Sadece kısa süreli bir rahatsızlık verdiği için önemsenmediği de doğrudur. Ama bu hastalığı yaşayanlar iyi bilirler ki hiç de önemsiz değildir. Aniden başlayan bir çarpıntı, nefes darlığı ve boğulma hissi sizi korkutup kalp krizi geçirmenize bile neden olabilir. Aşırı terleyen terlerken birden üşüme krizine giren Bade ( Antalya travestileri ) bunun nedenini araştırdığında panik atak hastası olduğunu öğrenmiş ve benimle bu bilgiyi paylaşıp bu konuda yazmamı istedi çünkü pek çoğumuz bu hastalığının farkında bile olmadan yaşayıp gidiyoruz. Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma, ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu, kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu bunlar hiç de önemsiz şeyler değil aksine derhal bir doktora başvurmakta fayda var. Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır. Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz. Panik atak geçirdiğinizde fark ettiğiniz andan itibaren mutlaka şunları yapmalısınız. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin. Umarım bu hastalığa yakalanamaz ve mutlu sağlıklı günler geçirirsiniz sevgilerimle İclal.

 

Bütün sırlar bilinçaltında mı gizli?

bili

İnsan dediğiniz bir sır küpü sınırları hala keşfedilmemiş bir pınar gibi milyonlarca yıldır gizemin koruyor. Bana sorarsanız bütün gizlerini çözmenin yolu bilinçaltını çözmekten geçiyor. Bilinçaltımız biz bile farkına varmadan neler yapıyor hiç merak ettiniz mi?

Bilinçaltı olayları çok hızlı değerlendirir ve o an için en uygun çözümü sunar. Bu tarz durumlar genellikle hayati tehlike altındayken ortaya çıkar. Bilinçaltı bu anda yönetimi devir alır ve size imkansız gelecek çözümler sunar. Bilinçaltı yönetimdeyken imkansız pek çok şey yapan insanlar daha sonra bunları nasıl yaptıklarını bir türlü çözememektedirler. Mesela Çanakkale savaşında yarım ton ağırlığındaki topu kaldıran Seyit Onbaşı daha sonra bunu denemiş ama topu yerinden bile kımıldatamamıştır. Tehlike anında bu kadar güçlü olan bilinçaltımızda kim bilir neler saklı? Tüm insanların birleşik bilinçaltı olduğu teorisine yani o bilinçaltında tüm cevaplar vardır. Tüm cevapların kaynağı bilinçaltında gizlidir. Tüm diller kültürler ve daha fazlası orada kayıtlıdır. Bilinçaltı büyük resmi ve detayları en ince ayrıntısına kadar görür. Otizm hastalarının bazılarında mükemmel bir detaycılık ve ezber gücü vardır. Bu bilincin, bilinçaltıyla olan değişik etkisi yüzünden olduğu iddia edilmektedir. Kısaca bilinçaltımız her şeyi kayıt eder ve saklar. Bilinçaltının telepatik ve telekinezi güçleri olduğu iddia edilmektedir. Altıncı hissi hepiniz duymuş olmalısınız hatta bu özelliği ile öne çıkan Ayda ( Marmaris travestileri ) bazı şeyleri daha olmadan bilir. Bunun sırrının da tam olarak açıklanmasa da bilinçaltı olduğu söyleniyor keşke beyin konusunda daha fazla araştırmalar yapılsa da insanlığın bütün sırları ortaya çıksa o zaman öğrenmek bile belki bir anlık olacak hepimiz kolayca pek çok yabancı dili konuşabilecek, zor matematik soruları içinden çıkılmaz durumları bir çırpıda çözeceğiz. Bilinçaltımızın önemini yeterince bilmiyor ve yararlanmıyoruz, hatta çoğunlukla olumsuz düşünce ve duygularımızla kendimize zarar veriyoruz. Çünkü eğer bilinçaltınız, başaramayacağınıza inanırsa, gerçekten başaramazsınız. Bunu birçok kişi yaşamıştır. Sürekli tekrar ettikleriniz gerçekleşir. ’’Birine 40 kere deli dersen deli olur’’ gibi. Son araştırmalarda 21 kere tekrar ettiğimiz davranışları alışkanlık haline getirdiğimiz görülmüştür. Ayrıca bilinçaltı bağışıklık sistemini ve hormon sistemimizi de kontrol ettiğinden sağlığımızla da doğrudan ilişkilidir. Belki yakın zamanda tüm sırlar ortaya çıkar sevgiler saygılar dilerim İclal.

 

Güzelliğin ucuz yolları

kozm

Biz kadınların güzellik dertleri hiç bitmez. Hep daha güzel görünmek en güzel olmak için çaba sarf ederiz. Güzelliğine güzellik katan kozmetik ürünleri oldukça tuzlu ve cep yakan türden eh yani pahalı diye vazgeçecek de değiliz. Buluruz bir yolunu biz yine güzel kalırız. Kadın süslenmek zorunda yanlış anlaşılmasın dünyada hiç kimse kalmasın kadın yine de süslenirdi çünkü kadının fıtratında güzel olmak var. Tıpkı bir çiçek gibi mevsim bahar olduğunda açar kadın her daim güzelliklere doğru açar. Bir araştırmaya göre maalesef ülkemiz en pahalı kozmetik ürünleri satan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Biraz olsun bütçemize destek olmak amacıyla güzellik ve makyaj malzemeleri ile ilgili nacizane önerilerim olacak. Rujunuz bitti ve artık süremeyeceğiniz bir hale mi geldi? Sakın rujunuzu atmayın. Rujun asansörünün içinde bulunan tüp kısmında sizi uzun süre idare edecek kadar ruj bulunur. Tüpte kalan kısmın içindeki ruju vazelin ile karıştırıp bir fırça veya kulak pamuğu yardımıyla rujunuz tamamen bitene kadar kullanabilirsiniz. Maskaranız bitti ve hiç süremiyorsunuz artık. Hemen yeni bir tane edinmek yerine, ağzını sıkıca kapattığınız maskarayı birkaç dakikalığına kaynar suyun içine koyun. Bu işlem, maskaranın içinin yumuşamasına ve senin de kurumuş olan maskaradan faydalanmana yardımcı olacaktır. Çok beğenerek kullandığınız krem allığınız bitti ve yenisini almak size külfetli mi olacak? O halde bir süreliğine pembe ya da şeftali tonlarındaki rujlardan yararlanmayı dene. İhtiyacın olduğunda yanaklarına hafifçe sürün ve güzelce dağıtın. İnanın, kimse farkı fark etmeyecek. Eskiden allık mı vardı ya değil mi ruju sürerdik yanaklarımıza göz üstlerimize hem allık hem far derdinden kurtulurduk hem de rengi tutturma sorunu da ortadan kalkardı. İşin doğrusu Melis ( Marmaris travestileri ) hala rujunu allık ve far olarak kullanıyor. Bu yöntemi ben de eskiden denemedim desem yalan olur. Eğer ojeniz kurumuş ise onun da çözümü var. İçine bir kaç damla aseton damlatarak bu sorunu da çözebilirsiniz. Manikür ve pedikür hanımların vazgeçilmez güzellik ve bakım unsurlarından bir tanesi. Bu işlemleri güzellik salonlarında yaptırmak yerine evde kendinizin yapması hem bütçenize katkı sağlayacak hem de sağlık açısından daha sıhhatli olacaktır. Güzel kalın hoşça kalın sevgilerimle İclal.