İlişki emek ister

kadıns

Kadın ve erkek dünya kurulduğu günden beri aynı noktada buluşmayı bilememiş iki canlı üstelik aynı türden olmalarına rağmen asla birbirlerini anlayamamış garip ama gerçek bir canlı türüdür. İnsan dediğiniz dünyaya hükmeder, hayvana hükmeder, canlıları cansızları dize getirir ama bir kendi türüne gücü yetmez. Bir tek birbirlerini anlamazlar. Kadın mesela çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. Konuşan kadını başınıza taç yapmanız gerekirken tutar artık yeter sus diye azarlarsınız. Meyra ( İstanbul travestileri )  en son kendi yaşadığı ilişkiden örnek veriyor o kadar bıktım ki laf anlatmaktan en son susmayı seçtim o sustuğumu sanırken ben ondan çoktan gitmiştim diyor. Evet kadınlar susarak gider beyler yazın bunu bir kenara. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Bizi anlamak o kadar zor değil ki yeter ki dinlemesini bilin. Sevgilerimle İclal.

 

 

Güne moralli başlayın

mor

Gün doğduğunda yataktan kalkmak için önce söylenip sonra homurdanıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Sabahın ilk dakikalarından kendinize böyle bir kötülük yapmayın. Mutlu olmasanız bile kendinize küçük bir mutluluk hediye edin gülümseyin. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, ” Her şeyin güzel, saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır. Bunu söyleyebildiğinizde artık sizi kimse yıkamaz. Önemli olan sabah uyandığınızda kendinize değer verip yüzünüze küçük de olsa bir tebessüm yerleştirmektir. Ben mutluyum demek zor biliyorum ama üzgün olmak kadar zor olmasa gerek. Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın. Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zamanda olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını unutmayın. Gülümsemek bedava iken neden somurtmaya kaş çatmaya uğraşıyorsunuz gelin gülelim tebessüm edelim. Ben bu kuralı yıllardır uygularım İstanbul travestilerinden Gül’ün gizli formülüdür bu bana da o öğretti ve iyi ki öğretmiş. Hep karşılığını aldığım tek şey oldu gülümsemek. . Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz. Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın,  işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. . Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir! Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendimi seviyorum sizi de seviyorum saygılarımla İclal.

 

Çanta şart mı?

çanta

Kadın dediğin giyinir süslenir çantasını da takar koluna sonra çıkar dışarı değil mi? Ama bazı kadınlar çantayla dolaşmayı sevmezler mesela ben ve Bodrum travestilerinden Güler çanta taşımak sanırım bize zor geliyor. Bir de çantalara ödenen fiyatları duyunca iyice soğuyoruz desek yalan olmaz. Çanta evet belki de kıyafetin tamamlayıcısı ama o kadar ağırlar ki akşamları çantanın omuzlarımda açtığı ağırlık ve ağrıları düşününce vazgeçiyorum çanta taşımaktan. Hemcinslerimin çanta tutkusunu hiçbir zaman anlayamamışımdır. Ayakkabı eyvallah, kıyafet desen en güzel aşk ama çanta bana hep gereksiz gelmiştir nedense. Uzuvlarımızı örtmek dışında işimize yarayan tek aksesuar olmasına rağmen…İkİ aylık maaşını çantaya ödeyen kızlar, evinde bir dolabını sadece çantalarına ayırmış olanlar,çantalarına çocuklarından daha iyi bakan kadınlar… Eskiden hadi not defteri, ders kitapları, para, kimlik, o bu şu, bi gerekliydi sanki de, şimdi bütün her şeyimi cep telefonumdan hallediyorum. Para çekme olayını bile kartsız yapabilecek teknolojideyiz. Çanta hiç mi olasın olsun tabi mesela spora giderken sırtıma taktığım spor çantamdan asla vazgeçmem hem içine bir hırka bir yedek ayakkabı koyarım hava durumu bu aralar hiç güven vermiyorum sabah günlük güneşlik evden çıkıyorsunuz akşam yağmur çamur dönüyorsunuz. Bir de illa orjinal çanta takma meraklısı olanlar var ben onları hiç anlamıyorum. Çanta çantadır orijinal olunca fazla eşya mı taşıyor yok deri olsun orijinal olsun diye milyonlarca lirayı bayılıyorsunuz. Madem çanta seviyorsunuz alın ucuzluktan renk renk kullanın. Korkmayın kimse gerçeği ile sahtesini anlayacak kadar çanta konusunda uzman değil zaten. . Ama işte toplum kuralları diye çantayı sevmeye çalışıyorum; olmuyor! En son artık, kadınların kötü çantayı nasıl aşağıladıklarını dinleyince, tamam dedim ya, bir tane rahat, konforlu, kaliteli; aslında halk dilinde ‘marka’ bir çanta alarak bu dertten kurtulmalıyım. Sonra onların fiyatlarını öğrendim tabii, olayım makul bir çanta oldu. Makul bir çanta işimi görür. Almak için bütün birikimimi harcayacak değilim. Olsun birkaç renk mesela siyah mutlaka olmalı. Her şeyle takarsın sonuçta siyahın her mevsim gideri vardır.Aldık bakalım hayırlısı olsun sevgiler İclal.