Anlat derdini, dök içini

 Dert insana özgü bir durum ve derdi olmayanda neredeyse yoktur. Dertlerin azalması için içinize atmak yerine güvendiğiniz bir dostla paylaşmanız gerekir. Hepimizin uzun saatler boyunca sohbet edecek, her şeyi yapacak zamanı olsa keşke! Yaşamında hedefi olanlar hep zaman sıkıntısı çeker. Yapılacaklar listeleri hep doludur. Hazırlanılacak sınavlar, bitirilecek sertifika programları, edinilecek yeni beceriler… Dertleşmek ise zaman zaman hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey olmazsa olmazımız haline geldi. Olumsuz duygulara yoğunlaşmak, gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan insana zarar verir. Dertleşmek eğer dert alışverişine dönüyorsa tehlikeli. Peki ne yapmak lazım? Siz bir ‘duygusal çöplük’ olmadığınıza göre bu durumdan kurtulmalısınız. Eğer arkadaşınız bir olayla ilgili çözüm arıyorsa ve fikrinizi soruyorsa bu güzel! Ona düşündüklerinizi söyleyin ama sürekli aynı konuyu tekrarlıyor ve sizin de sabrınız taşmak üzereyse konuşmaları yönlendirmeyi deneyin. Mesela, “Biliyor musun dün akşam başıma ne geldi?” dediğinde “Bugün sinemaya gitmeye ne dersin, çok güzel bir film var, konusu da…” diye başlayarak onun sizi dert küpüne dönüştürmesini önleyebilirsiniz. Muhakkak başınıza böyle bir şey gelmiştir. Özellikle sır küpü olarak sevilen ve bilinene travesti bireylerin bu durumlarla karşılaşması da gayet doğal bir olay. Bu durumda yapacağınız şey basit, Eğer açık olabileceğiniz biriyse ona yaşamındaki her şeyi sorun olarak algıladığını ve çözüm odaklı düşünmesi gerektiğini söylemelisiniz. Bu tür arkadaşlarınızla programlarınızı hep bir etkinliğe katılma üzerine yapın, örneğin bowling oynamak, ders çalışmak, birlikte tiyatroya gitmek ya da koşuya çıkmak gibi… Böylelikle zamanınızı birlikte güzel geçirmiş ve dert paratonerine dönmemiş olursunuz. Dert ablası gibi Güzin Abla olmayın ama arkadaşlarınızın dertlerine de sırt çevirmeyin. Güzin Abla deyince aklıma Ankara travestilerinden bir dostum geldi hemen sağ olsun kapısına gelen hiç kimseyi çevirmeyen herkesin derdine derman olmaya çalışan bu dostuma ben hep bir psikolog gözüyle baktım. Güler yüzlüyseniz, hele de iyi bir dinleyiciyseniz birçok kişide dertlerini anlatma içgüdüsü oluşturabilirsiniz. Sık sık “Neden bilmiyorum ama içimden sana anlatmak geldi” cümlelerini duyuyorsanız artık bundan kurtulmak pek de mümkün görünmüyor. Sevgilerimle travesti İclal.