Hayat kolaylaştıran teknolojiler

Teknoloji insanlık tarihi ile birlikte sürekli değişiyor ve kendisini yeniliyor. Düne kadar hayal olan pek çok teknoloji hayatımıza bir şekilde yerleşti. Teknoloji, yeni mal, hizmet üretimi veya imalat süreçlerinin, yönetim modellerinin bulunmasına, geliştirilmesine ya da pratik sorunların çözümüne yönelik uygulamalı teknik bilgiler bütünü. Teknoloji, yenilikler veya buluşlar biçiminde kendini gösterir. 0 bakımdan teknoloji temel bilimlerin uygulamalı yönünü oluşturur. Bazı buluşların ortaya çıkması tesadüflere bağlı olsa da teknoloji esas olarak araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin sonucunda elde edilmektedir.

Daha kısa bir tanımla teknoloji; insanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir. Sohbet ortamında Travesti birisinin dediği teknolojiye sahip olan dünyaya sahip olur sözü kimden alıntı bilmiyorum ama çok doğru bir söz olduğu da kesin.

Teknolojik aletler içinde en çok kullanılan kuşkusuz cep telefonlarıdır. Hemen hemen herkesin sahip olduğu cep telefonlarının mucidi Motorola şirketinde çalışan bir mühendis olan Martin Cooper’du. İlk telefonun satış fiyatı 4000 dolara yakındı.Motorola bu gelişmeden sonra 10 yıl boyunca yaklaşık 100 milyon dolardan fazla harcama yaparak 1983 yılında Dynatac 8000x modelini piyasaya sundu. 3.995 dolardan satışa sunulan cep telefonu 800 gram ağırlığında 300 mm x 44 mm x 89 mm boyutlarındaydı. Sadece LED göstergesi bulunan telefonun ekranı yoktu. Telefonun boyutlarının dışında en kötü özelliği 15 cm uzunluğunda olan anteniydi. Antenini saymazsak yeni odellerin artık bir ekranı vardı.1989 yılına gelene kadar Motorola, bu cep telefonu geliştirmek için yoğun çaba harcadı. Sonuç olarak anteni küçülmese de boyutları ve ağırlığı neredeyse yarı yarıya düşen MicroTAC 9800X modeli satışa sunuldu. Bu modelin en büyük özelliği tuş takımının üzerinde kapak yer almasıydı. Kapaklı ilk telefon da böylece 1989 yılında üretilmiş oldu. MicroTAC 9800X’in 8 karakter gösterebilen LED ekranı vardı. Sadece iki telefon olduğundan bu telefon dünyanın en hafif ve en küçük telefonu olarak tanıtılıyordu. Telefon teknolojisi piyasaya yeni giren firmaların sayısının artması ile birlikte şimdi kullandığımız hafif, kullanışlı ve çok fonksiyonlu telefonların icat edilmesine neden oldu. Dünyada teknolojinin en hızlı geliştiği sektör olan cep telefonu sanayinde gelişen Ülkeler, ekonomide ilk sıralara yerleşirken sadece konuşan ama üretmeyen bizim gibi ülkeler ise sanayi devriminin gerisinde kaldılar. Nerdeyse her yıl telefon modelini yükselten travesti bir arkadaşım eski telefonlarını da atmayarak saklıyor. İleride torunlarına gösterecek kadar çok telefon sahibi olduğunu söyleyebilirim. Hayatımızı kolaylaştıran bu teknolojiler sayesinde dünyanın daha da küçüldüğünü söylemek yanlış olmaz. Oysa yaşlı insanlara telefon dediğimizde sadece aranmak ve arandığında konuşmak kısmını anlıyorlar ve yeni neslin neden bu kadar çok model değiştirdiğini anlayamıyorlar. Fotoğraf çeken, internette her türlü yazılımı destekleyen, çizim yapan modeller çok rağbet görürken, en büyük sorunu şarjın çabuk bitmesi olan telefonlar için şarjı hiç bitmeyen telefonlar da piyasaya sürülmek için çoktan hazırlandı. Yakın bir zamanda evimizden çıkmadan her işimizi bu telefonlar üzerinden halledeceğimizi söylesem sanırım hiç kimse şaşırmazdı.

Eğlence anlayışımız

Dünya üzerinde insanlar eğlenmek için yeni yollar aramaya devam ediyor. Bir zamanların eğlence yöntemleri kendini yeni yeni gelişen sistemlere bıraktı.

Televizyon icat edilmeden önce akşamları komşu gezmeleri, mesire yerleri gezmeleri yapılırken artık en büyük eğlence kaynağımız beyaz ekran oldu. Haberlerin arkasında başlayan dizilerin senaryoları farklı farklı istediğimizi seçip izlediğimiz, hatta bir akşamda iki dizi birden seyrettiğimiz oluyor.

Dizilerden sıkılanlar için yarışma programları sürekli format değiştirerek hayatımıza girmeye devam ediyor.  Uydu üzerinden izlenen 500’ün üzerinde kanalda istediğiniz her şeyi bulmanız mümkün oluyor. Ben ve travesti arkadaşım bu aralar en çok seyahat ve yemek üzerine programları tercih ediyoruz.. Ev hanımlarının büyük bir çoğunluğu sabah programları izlerken, emekli dedelerimiz evlendirme programlarına takılmayı tercih ediyorlar. Sabah kahvaltısının ardından kadınların en büyük tutkusu sevilen bir arkadaşla kahve içmek ve mahalle dedikodusu iken, şimdilerde kimse kimseye gitmez oldu. Yerimizden kalkar kalkmaz açıyoruz televizyonları ve kendimizi eğlendirmeye başlıyoruz. Maddi imkansızlıklar ya da vakit yetersizliğinde gidemediğimiz yerleri ve meşhur yemeklerin ekrandan seyrederken sanki orada oluyoruz. Tıpkı gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür misali bedava tatil yapmış gibi hissediyoruz kendimizi bir de akşama şöyle heyecanlı bir dizi varsa değmeyin keyfimize, insanların neredeyse büyük bir bölümü bu şekilde kendini eğlendirirken, sosyal ortamlardan kopma, insanlardan uzaklaşma ve yalnızlık duyguları ile baş başa kalıveriyoruz. Eskiden büyük ailelerde yaşayan nesiller akraba, eş dost tanırken, şimdi kuzenini tanımayanlarla dolu bir dünyanın esiri olduk.

Bir de çıkıp bizi eğlendirdiğini sanan programlarda sunucular eğleniyor muyuz? dese tam olacak yani, yeni dünya düzeninde beyaz ekran önüne hapis olmak istemiyorsanız sadece bir günlüğüne de olsa akılı telefonlarınızı evde bırakıp doğayla baş başa bir gezintiye çıkın. Survivor ruhuyla keşfedin hayatı, çoluk çocuk bir de mangal keyfi oh ne ala yaşamak.

Eğlencenin tadına varmak için onun içinde bire bir olmanız gerekmektedir yoksa öyle başkalarının eğlencesiyle mutlu olmak sadece kandırır bizleri.

Gezmediğim toprak, yemediğim yemek benim değildir diyen arkadaşlarınızı da alın yanınıza bir kaçamak yapın. Miskin miskin televizyon karşısında oturmayı bırakıp, akın eğlencenin ortasına bakın hayatınız nasıl da renkleniyor.

İstanbul’dan birkaç travesti arkadaşla Bodrum travestilerini ziyaret ettik hafta sonu, aman eğlenceye doyamadık. Hayatın eğlencesini yaşamak için siz de kendinize bir fırsat tanıyın. Çok önemli işlerinizi bir an önce tamamlayıp, boş vakit bulun bir gün bile olsa gidin uzaklardaki köylere benden de selam söylemeyi unutmayın dağlara, taşlara…