İlişki emek ister

kadıns

Kadın ve erkek dünya kurulduğu günden beri aynı noktada buluşmayı bilememiş iki canlı üstelik aynı türden olmalarına rağmen asla birbirlerini anlayamamış garip ama gerçek bir canlı türüdür. İnsan dediğiniz dünyaya hükmeder, hayvana hükmeder, canlıları cansızları dize getirir ama bir kendi türüne gücü yetmez. Bir tek birbirlerini anlamazlar. Kadın mesela çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. Konuşan kadını başınıza taç yapmanız gerekirken tutar artık yeter sus diye azarlarsınız. Meyra ( İstanbul travestileri )  en son kendi yaşadığı ilişkiden örnek veriyor o kadar bıktım ki laf anlatmaktan en son susmayı seçtim o sustuğumu sanırken ben ondan çoktan gitmiştim diyor. Evet kadınlar susarak gider beyler yazın bunu bir kenara. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Bizi anlamak o kadar zor değil ki yeter ki dinlemesini bilin. Sevgilerimle İclal.

 

 

Güne moralli başlayın

mor

Gün doğduğunda yataktan kalkmak için önce söylenip sonra homurdanıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Sabahın ilk dakikalarından kendinize böyle bir kötülük yapmayın. Mutlu olmasanız bile kendinize küçük bir mutluluk hediye edin gülümseyin. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, ” Her şeyin güzel, saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır. Bunu söyleyebildiğinizde artık sizi kimse yıkamaz. Önemli olan sabah uyandığınızda kendinize değer verip yüzünüze küçük de olsa bir tebessüm yerleştirmektir. Ben mutluyum demek zor biliyorum ama üzgün olmak kadar zor olmasa gerek. Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın. Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zamanda olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını unutmayın. Gülümsemek bedava iken neden somurtmaya kaş çatmaya uğraşıyorsunuz gelin gülelim tebessüm edelim. Ben bu kuralı yıllardır uygularım İstanbul travestilerinden Gül’ün gizli formülüdür bu bana da o öğretti ve iyi ki öğretmiş. Hep karşılığını aldığım tek şey oldu gülümsemek. . Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz. Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın,  işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. . Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir! Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendimi seviyorum sizi de seviyorum saygılarımla İclal.

 

Çanta şart mı?

çanta

Kadın dediğin giyinir süslenir çantasını da takar koluna sonra çıkar dışarı değil mi? Ama bazı kadınlar çantayla dolaşmayı sevmezler mesela ben ve Bodrum travestilerinden Güler çanta taşımak sanırım bize zor geliyor. Bir de çantalara ödenen fiyatları duyunca iyice soğuyoruz desek yalan olmaz. Çanta evet belki de kıyafetin tamamlayıcısı ama o kadar ağırlar ki akşamları çantanın omuzlarımda açtığı ağırlık ve ağrıları düşününce vazgeçiyorum çanta taşımaktan. Hemcinslerimin çanta tutkusunu hiçbir zaman anlayamamışımdır. Ayakkabı eyvallah, kıyafet desen en güzel aşk ama çanta bana hep gereksiz gelmiştir nedense. Uzuvlarımızı örtmek dışında işimize yarayan tek aksesuar olmasına rağmen…İkİ aylık maaşını çantaya ödeyen kızlar, evinde bir dolabını sadece çantalarına ayırmış olanlar,çantalarına çocuklarından daha iyi bakan kadınlar… Eskiden hadi not defteri, ders kitapları, para, kimlik, o bu şu, bi gerekliydi sanki de, şimdi bütün her şeyimi cep telefonumdan hallediyorum. Para çekme olayını bile kartsız yapabilecek teknolojideyiz. Çanta hiç mi olasın olsun tabi mesela spora giderken sırtıma taktığım spor çantamdan asla vazgeçmem hem içine bir hırka bir yedek ayakkabı koyarım hava durumu bu aralar hiç güven vermiyorum sabah günlük güneşlik evden çıkıyorsunuz akşam yağmur çamur dönüyorsunuz. Bir de illa orjinal çanta takma meraklısı olanlar var ben onları hiç anlamıyorum. Çanta çantadır orijinal olunca fazla eşya mı taşıyor yok deri olsun orijinal olsun diye milyonlarca lirayı bayılıyorsunuz. Madem çanta seviyorsunuz alın ucuzluktan renk renk kullanın. Korkmayın kimse gerçeği ile sahtesini anlayacak kadar çanta konusunda uzman değil zaten. . Ama işte toplum kuralları diye çantayı sevmeye çalışıyorum; olmuyor! En son artık, kadınların kötü çantayı nasıl aşağıladıklarını dinleyince, tamam dedim ya, bir tane rahat, konforlu, kaliteli; aslında halk dilinde ‘marka’ bir çanta alarak bu dertten kurtulmalıyım. Sonra onların fiyatlarını öğrendim tabii, olayım makul bir çanta oldu. Makul bir çanta işimi görür. Almak için bütün birikimimi harcayacak değilim. Olsun birkaç renk mesela siyah mutlaka olmalı. Her şeyle takarsın sonuçta siyahın her mevsim gideri vardır.Aldık bakalım hayırlısı olsun sevgiler İclal.

 

Korkma

kork

Korkularım var hayattan tat almayı unuttum. Bu sözleri bazen ben de söylüyorum. İnsan her duyguyu yaşadığı gibi korkuyu da sonuna kadar yaşıyor. Korktuğumuz şeyler sürekli değişse de verdiği panik havası hiç değişmiyor. Öncelikle şunu hatırlamalısın. Sevginin olduğu yerde korku olamaz. Karanlık mı ürkütüyor seni korkma. Karanlık; sana aydınlığın güzelliğini, anlamını öğretiyor. Yüreğini büyütüyor. O tarafta çok kalmadığın sürece sorun yoktur. Karanlıktan alacaklarını al ve ışığı tetikle. Aydınlandığını göreceksin. Aynı babadan, aynı özden geliyor, yaşamın özünde karanlık ve aydınlık var. Birbirinden ayırt edemezsin, sadece kabullenebilirsin. Ve kabullendiğinde ikisinin ortasında bir kapı olduğunu ve tokmağı ittiğin tarafa çıkacağının farkına varırsın. Sen kapıyı karanlığa doğru açmışsın ve karanlık bölmeye geçmişsin. . Dünyana kabul ettiklerin sayesinde şu an karanlıktasın, ama şunu unutma, dünyana onları sen kabul ettin! Bu sorun değil, karanlıkta kalmaya devam edersen sorun olacak; fakat bizim konumuz bu değil. Şu an karanlıktasın ve buna isyan etmenin bir anlamı yok. Karanlıktaysan ancak aydınlığı düşünebilirsin. İnsanlar bu yanılgıya çok düşüyor. Yaşamın kararmış tarafındalar ve aydınlığa ulaşmak yerine isyan ediyorlar. O zaman bir ışık yak! Bir mum yak! Bu senin elinde! Seni korkutan şeyleri alt alta yazabilirsin. Neden korktuğunu da karşılarına bak şimdiden korkularının basit birer yazı olduğunu gördün. Sana korkma demeyeceğim sevgisizlikten kork, yalnızlıktan kork dostlarını kaybetmekten kork ama yaşamaktan korkma. En derin acılarla kavrulurken bile sev yaşamayı. Dedim ya sevginin olduğu yerde korku filiz veremez. Sevdiği insanlarla birlikte ol mesela bu akşam o çok sevdiğin İstanbul travestilerinden dostunun kapısına git ve ona söyle artık onu çok sevdiğini belki bir kişiyle değişmez kaderin ama sayıyı arttırmak da senin elinde azaltmak gibi seçim senin. Kapıyı ittin ve karanlık tarafa geçtin, sonra kapı kapandı ve sen orada sıkıştın kaldın. Yaşama dair hissedebileceğin neredeyse hiçbir şey yok! Orada olduğun sürece isyan etmen çok doğaldır. Seni anlıyorum. Oraya nasıl geldiğini çok iyi izliyorum. Belki de aynı yollardan geçerek geldik buralara ve pek çok kişi de geçti bu yollardan sen sadece sev kardeşim sevgin sonsuz olsun İclal.

 

Beden ve ruh temizliği

İnsan bazen beden ve ruh olarak o kadar çok kirlenir ki bir yerde artık temizlik yapma zamanı gelmiştir. Büyük şehirlerde yaşayan travesti dostlarımın en büyük sorunu hava kirliliği, stres, trafik ve bunların hepsi en çok insanın yaşadığı İstanbul’da mevcut peki nasıl arınacağız. Yeniden tertemiz olmak yani detoks yapmak mümkün mü? Bu yazımda sizlere bu konuda birkaç tüyo vermek istiyorum. Bakalım detoks nasıl yapılıyor bu sayede bende biraz öğrenmiş olurum. Egzersiz rutini zararlı maddeleri vücuttan atmak için en güzel yollardan biridir. Sabahları meditasyon veya nefes egzersizleri yaparak güne başlamak hem size pozitif enerji sağlar hem de yenilenmenize yardımcı olur. Detoks yaparken günde en az 3 litre su içmek istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasını hızlandırır. Detoks dönemi boyunca hayvansal gıdalar yerine organik sebze ve meyveler tüketmek vücudunuzda toksin madde oluşumunu engeller ve bedeninizi temizlemenize yardımcı olur.Kabızlık problemini önlemek için probiyotik yoğurtlarla birlikte keten tohumu tüketebilirsiniz.Sigara ve alkolden detoks döneminde uzak durun. Ayrıca çay ve kahve tüketimini ise olabildiğince sınırlamaya çalışın. Beyaz un veya şekerden yapılmış gıdaları detoks döneminiz boyunca tüketmekten kaçının. Koyu yeşil yapraklı sebzeler olan lahana, brokoli, roka ve karnabahar gibi yiyecekler tüketmeye çalışın. Bu sebzeler karaciğeri destekler ve toksin maddeleri vücuttan uzak tutar. Kirli hava, yanlış beslenme, stres, düzensiz bir yaşam tarzı… Bunlar vücudunuzda toksik maddelerin birikmesine ve sağlık sorunlarını tetiklemesine neden oluyor. Uzmanlar, düzenli aralıklarla detoks yapmanın, hazımsızlık, uykusuzluk, şişlik, ödem şikayetleri, kabızlık ve sivilce problemleri gibi sorunlarla mücadele etmek için birebir olduğunu söylüyor. Ayrıca sindirim ile ortaya çıkan toksik maddeler vücutta karaciğer tarafından dışarı atıldığından karaciğer dostu olan yiyecekler detoks menünüzde özellikle bulunmalıdır. Ankara travestileri bu sorunu çözmek için meditasyon öneriyorlar ben de onlara katılıyorum. Meditasyon yapmak da bir yerde arınmadır ve bedeni ruhu aynı anda temizler. Toksinlerden en etkili biçimde arınabilmek adına düzenli bir şekilde detoks programlarını uygulamanız gerekir. Uzmanlar eşliğinde hazırlanan detoks programı yalnız bedeniniz üzerinde değil bütünsel bir yaklaşım ile zihnin ve ruh üzerinde de yoğunlaşır. Sağlıklı bir ruh ve beden dilerim İclal.

Hayvan beyni insan beyni aynı

Hani o sokak köşelerinde aç susuz sizden bir şeyler bekleyen gözlerle bakan hayvancıklar var ya aslında en az sizin kadar akılılar. Sadece dilleri dönmediğinden dertlerini anlatamıyorlar. Oysa onlarında duyguları çalışan bir beyinleri var üstelik sizi ondan ayıran sadece yüzde dört yani ondan yüzde dört daha akıllısınız diye küçümsüyor hor görüyorsunuz hayvanları yapmayın. 90’ların ortasında bir gün elindeki, muzu yiyen maymunun karşısında bulunan maymunun beyninde de benzer dalgaların oluştuğu gözlenince sosyal nörobilimin anahtarı da çözülmüş oldu. O gün sosyal nörobilim başlamış oldu. Çünkü empati ve sosyal öğrenme taklit ayna nöronlara bağlıdır. Ayna nöronların farklı canlılardaki varlığı bunların onda olduğunu gösterir. Daha yakın bir zamanda beynin rasyonel bir organ değil aslında ödül ve haz organı olduğunu gösteren kanıtlar bulundu. Beynin bir inanç motoru olduğunu gösteren, herkesin haz ve ödül duyduğu için inandığını ve neye inandığından çok inanmasının önemli olduğunu bize gösteren deneyleri beynin limbik sistemle prefontal korteksi arasında güçlü bir ödül ve haz mekanizması olduğunu gösteriyor. Kısaca ve açıkça söylemek gerekirse dünya üzerindeki bütün canlılar birbiriyle aynıdır. Bu ödül ve haz mekanizması çalışmadığı zaman depresyona giriyoruz. Hayvanlarda tıpkı bizim gibi onların da bir can olduğunu artık kavrayalım. Artık sadece kendin için yaşama akşam evine dönerken al bir mama yol boyunca aç canlıların önüne koy unutma bu yaptığın sadece onları mutlu etmeyecek yapılan iyilik her zaman insanı yüceltir diğer insanların bir adım önüne geçirir. Antalya’da yaşayan travesti bir dostum elinde avucunda ne varsa bir hayvan barınağı kurmak için harcadı ve sonunda başardı sizce parasını mı kaybetti bana sorarsanız insanlığını kazandı. Sadece yüzde dört için kendinizi öne geçmiş hissetmeyin sizin sadece eliniz kolunuz var başka her şeyi aynı elinle kendine yuva yaptın, ayağınla istediğin yere gittin diye üstünlük taslama. Bir hayvanın beyninden neler geçiyor senin için neler düşünüyor ona kafa yormaya bak. Artık kendini onlardan ayrı tutma hadi şimdi bir adım at onlar için illa para ve zaman harcamak gerekmiyor bazen zarar vermemek bile işe yarayabilir. Sevgilerimle İclal.

Anlat derdini, dök içini

 Dert insana özgü bir durum ve derdi olmayanda neredeyse yoktur. Dertlerin azalması için içinize atmak yerine güvendiğiniz bir dostla paylaşmanız gerekir. Hepimizin uzun saatler boyunca sohbet edecek, her şeyi yapacak zamanı olsa keşke! Yaşamında hedefi olanlar hep zaman sıkıntısı çeker. Yapılacaklar listeleri hep doludur. Hazırlanılacak sınavlar, bitirilecek sertifika programları, edinilecek yeni beceriler… Dertleşmek ise zaman zaman hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey olmazsa olmazımız haline geldi. Olumsuz duygulara yoğunlaşmak, gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan insana zarar verir. Dertleşmek eğer dert alışverişine dönüyorsa tehlikeli. Peki ne yapmak lazım? Siz bir ‘duygusal çöplük’ olmadığınıza göre bu durumdan kurtulmalısınız. Eğer arkadaşınız bir olayla ilgili çözüm arıyorsa ve fikrinizi soruyorsa bu güzel! Ona düşündüklerinizi söyleyin ama sürekli aynı konuyu tekrarlıyor ve sizin de sabrınız taşmak üzereyse konuşmaları yönlendirmeyi deneyin. Mesela, “Biliyor musun dün akşam başıma ne geldi?” dediğinde “Bugün sinemaya gitmeye ne dersin, çok güzel bir film var, konusu da…” diye başlayarak onun sizi dert küpüne dönüştürmesini önleyebilirsiniz. Muhakkak başınıza böyle bir şey gelmiştir. Özellikle sır küpü olarak sevilen ve bilinene travesti bireylerin bu durumlarla karşılaşması da gayet doğal bir olay. Bu durumda yapacağınız şey basit, Eğer açık olabileceğiniz biriyse ona yaşamındaki her şeyi sorun olarak algıladığını ve çözüm odaklı düşünmesi gerektiğini söylemelisiniz. Bu tür arkadaşlarınızla programlarınızı hep bir etkinliğe katılma üzerine yapın, örneğin bowling oynamak, ders çalışmak, birlikte tiyatroya gitmek ya da koşuya çıkmak gibi… Böylelikle zamanınızı birlikte güzel geçirmiş ve dert paratonerine dönmemiş olursunuz. Dert ablası gibi Güzin Abla olmayın ama arkadaşlarınızın dertlerine de sırt çevirmeyin. Güzin Abla deyince aklıma Ankara travestilerinden bir dostum geldi hemen sağ olsun kapısına gelen hiç kimseyi çevirmeyen herkesin derdine derman olmaya çalışan bu dostuma ben hep bir psikolog gözüyle baktım. Güler yüzlüyseniz, hele de iyi bir dinleyiciyseniz birçok kişide dertlerini anlatma içgüdüsü oluşturabilirsiniz. Sık sık “Neden bilmiyorum ama içimden sana anlatmak geldi” cümlelerini duyuyorsanız artık bundan kurtulmak pek de mümkün görünmüyor. Sevgilerimle travesti İclal.

Düşüncenin gücü

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren bizlere çok kuvvetli ve etkili bir güç verilir Bu gücün adı düşüncedir. Yaşamını yöneten şey aslında düşünme biçimindir, yaşadığın olumlu ve olumsuz bütün olayları yaşama bakış açın ve düşüncelerin ile karşılaştırabilirsin. Düşünme biçimin seni başarıdan başarıya ya da tam bir başarısızlığa götürebilir. Düşüncelerin sana sevgi dolu, mutlu bir yaşam verebileceği gibi yalnızlık dolu sefil bir yaşamda verebilir. Her şey düşünce ile başlar. Sen bilinçlenerek ve düşüncelerinin hayatınızdaki önemini kavrayarak, benliğini sınırlayan düşünce kapılarını ortadan kaldırabilir, başarısızlığı olağanüstü bir başarıya dönüştürebilirsin. Evren senin isteklerini karşılamak için sürekli hareket halindedir, aklından geçen her bir düşünce evrende yayılır ve belli bir süre sonra istediğin veya düşündüğün ne ise ona sahip olursun. Japon bilim adamları suya yaptıkları bir deneyde düşünce gücü ile ilgili belirli sonuçlara varmışlardır. Bir miktar suya seni seviyorum gibi güzel sözler söyleyerek suyun moleküllerinin resmini çekmişler, bir miktar suya ise küfür ederek kötü sözler söyleyerek suyun moleküllerinin resmini yeniden çekmişler. Su bile iyi sözleri duyduğunda berraklaşırken kötü sözler karşısında tadını acı ve rengini koyu yapmış. Bu durum en çok biz insanları etkiliyor sanırım kötü söz karşısında ruh halinizi bir göz önüne alın ne kadar da mutsuz ve sinirli oluyoruz. Oysa siz degerli travestilerin güzel bir söz karşısında nasıl da yumuşadığını anımsayın. Güzel düşünce iyiliklere kötü düşünceler ise dünyadaki bütün kötülüklere kapı açar. Olumlu düşünme, her zaman her olumsuzlukta bile olumlu düşünebilmektir. Örnek vermek gerekir ise ” bir iş görüşmesine gidiyorsun, fakat iş görüşmesi olumsuz geçiyor. Üzülür ve olumsuz düşünürsen kuantum bozulur ve olumsuz geçen iş görüşmen, olumsuz olarak kalır. Doğuda yaşayan Hakkari, Şırnak, Batman, Mardin travestileri bu aralar yaşanan kötü olaylar yüzünden batıya göz etmek zorunda kaldılar. Yazıma onların bulunduğu zor durumu hatırlatmak ve yanlarında olduğumuzu bildirerek son vermek istiyorum Lütfen iyi düşünelim ve her şey güzel olsun. Dünyada barış olsun umarım bu son savaşlar olur. Sevgi ve saygılarımla travesti iclal.

İçinde kalmasın

Başına kötü şeyler geliyor ve sen susuyorsun. Sana yapılan haksızlıklar karşısında söyleyecek eminim çok sözün vardır. Ne hikmetse çıkmıyor işte dilinden kelimeler dökülmek yerine boğazında düğümleniyor. Birine kızıyor, öfkeleniyorsun; Ama hak ettiği cevabı veremiyorsun.

Geçenlerde hiç hak etmediğin halde ne biçim bir hakaret yedin ama insanlık ben de kalsın dedin değil mi İstanbul travestilerinden Bade hatırladın olayı ama susuyorsun yine çünkü sen doğru olanı yapıyorsun keşke herkes senin gibi azıcık düşünse tartsa da öyle söylese o acımasız sözleri ama maalesef herkes aynı olmuyor. Ö kadar yol gidip mesela Ankara travestileri ile buluştuğun zaman,

gitmek istediğin yeri, seyretmek istediğin filmi, yemek istediğin yemeği söyleyip yiyemiyorsun. Hep onların istediği şeyleri yapıp onları mutlu etmeye çalışıyorsun. Sen ne kibar bir insansın fakat bazen kibarlıkta bir yere kadar götürüyor insanı sonrası içine attıkların ve içinde biriktirdiklerinle kalan sen, yalnızca sen oluyorsun.

İyi güzel de şimdi suçlu kim? Suçlu sensin kardeşim azıcık da aç ağzını sen saydır. İstersen bir düşün

Birisine isteklerini söylersen ne olur?”Sen ne garip birisin” deyip seni dışlayacağını ya da sevmeyeceğini mi düşünüyorsun? Önüne geçemediğin sevilme korkun ya da onay takdir ihtiyacın mı var? O yüzden mi hep susuyorsun? İnsanlar seni hep sevsin diye mi bütün bunlara katlanıyorsun? Sen onları oldukları gibi kabul ediyorsun ama sıra sana gelince kabul edilmemek gibi bir korkuya kapılıyorsun kusura bakma ne demişler dost acı söylermiş. Hadi yalan de, sen de amma attın travesti İclal de. Ama yine susuyorsun çünkü ben haklıyım sen de bunu çok iyi biliyorsun. Benim derdim seni kırmak dökmek değil yanlış anlama sadece sana olan sevgimden söylüyorum bu sözleri.

Bilmelisin travesti kardeşim; Sana yapılan haksızlıkları içine atmaya devam edersen orada kendine yer kalmaz. Vazgeç artık bundan içini boşalt ve rahatla. Ben her zaman senin yanında olacağım. Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at. Mucizeler bir gün mutlaka gerçekleşir bir mucize de benim için sen yap. Sevgiyle kal.

Gülmek insana yakışıyor

Gülebilen tek canlı insandır. Ben televizyonda ağlayan hayvanları çok gördüm ama gülen başka bir canlı göremedim. Ağaçlar yara aldıkları zaman kuruyabilir tarlalardaki yabani hayvanlar açlıkla acıyla bağırabilirler; ancak yalnızca ben gülmekle ödüllendirilmiş bulunuyorum ve bunu istediğim zaman kullanabilirim Bundan böyle gülme alışkanlığını edineceğim.

Gülümseyeceğim anlayışım artacak; kıkırdayacağım sorumluluklarım hafifleyecek; güleceğim hayatım uzayacak çünkü uzun yaşamanın sırrı budur ve bu sır şimdi benim oldu. Dünyaya katıla katıla gülmek istiyorum. Ağlamak, sızlanmak bana göre değil ben bu dünyaya mutlu olmak mutlu etmek ve sadece gülmek için geldim. En güzeli de beni taklit etmek isteyen herkese hadi beraber gülelim bu dünyaya diyeceğim.

Başıma gelen en kötü olay biçin bile “bu da geçer gülüm” demeyi öğreneceğim.Gülmeyi çok seven İstanbul travestilerinden Azra’nın bana bir öğüdü vardı kulağıma küpe yaptım “ölümden başka her şeye çare var takma kafana” ben bu lafı ne zaman başım sıkışsa hatırlarım. hayata güler geçerim. Çünkü dünyevi olan her şey gelip geçicidir Yüreğim daraldığı zaman bunun da geçeceğini düşünerek teselli olacağım Başarı ile şişindiğim zaman bunun da geçici olması nedeniyle kendimi uyaracağım Yoksulluktan boğulduğum zaman kendime bunun da geçici olduğunu söyleyeceğim Zenginlik kazandığımda da kendime bunun geçici olduğunu söylemeliyim.

Bu günden sonra gözümden yaş sadece gülmekten gelecek. Öyle her dara düştüğümde gözyaşlarına sarılmak yok. Sıkıca sarılacağım elimdeki değerler, herkesi sevmeyi öğreneceğim. Ama kimseye iplerimi teslim etmeyeceğim. Sen bana düşman olmak istesen de ben sana düşman olamam ki çünkü gülmekten senin yaptığın kötülüğü bile göremedim. Her şeyden önce kendime güleceğim çünkü kendisini çok ciddiye alan bir insan kadar gülünç bir şey yoktur. Ne için ciddi olacakmışım ki? dünya dediğin iki gün süren bir sınav ben sınavı geçmek için gülmeye geldim bu dünyaya, sen şimdi benimle dalga geçmeye çalışırken bile ben sana sadece gülüyorum.

Sen gülmeyi bilmiyorsan başta da dediğim gibi insanlığını bir sorgula bakalım. Belki de insanlık mayan zayıftır ve yanlış bir şeklide gelmişsindir dünyaya çünkü insan dediğin gülebilen tek canlıdır. Gülmekten ayrılmayın. Sevgilerimle.