Hasta mısınız yoksa sadece panik atak mı?

panika

Böyle bir başlık attım ama yanlış anlaşılmasın aslında panik atak da çok önemli bir hastalıktır hatta yeri geldiğinde diğer bütün hastalıkları solamaya da eş değerdir. Sadece kısa süreli bir rahatsızlık verdiği için önemsenmediği de doğrudur. Ama bu hastalığı yaşayanlar iyi bilirler ki hiç de önemsiz değildir. Aniden başlayan bir çarpıntı, nefes darlığı ve boğulma hissi sizi korkutup kalp krizi geçirmenize bile neden olabilir. Aşırı terleyen terlerken birden üşüme krizine giren Bade ( Antalya travestileri ) bunun nedenini araştırdığında panik atak hastası olduğunu öğrenmiş ve benimle bu bilgiyi paylaşıp bu konuda yazmamı istedi çünkü pek çoğumuz bu hastalığının farkında bile olmadan yaşayıp gidiyoruz. Başta/beyinde uyuşma, karıncalanma, ölüm korkusu, kalp krizi geçiriyormuş duygusu, kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu bunlar hiç de önemsiz şeyler değil aksine derhal bir doktora başvurmakta fayda var. Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır. Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz. Panik atak geçirdiğinizde fark ettiğiniz andan itibaren mutlaka şunları yapmalısınız. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin. Umarım bu hastalığa yakalanamaz ve mutlu sağlıklı günler geçirirsiniz sevgilerimle İclal.

 

Bütün sırlar bilinçaltında mı gizli?

bili

İnsan dediğiniz bir sır küpü sınırları hala keşfedilmemiş bir pınar gibi milyonlarca yıldır gizemin koruyor. Bana sorarsanız bütün gizlerini çözmenin yolu bilinçaltını çözmekten geçiyor. Bilinçaltımız biz bile farkına varmadan neler yapıyor hiç merak ettiniz mi?

Bilinçaltı olayları çok hızlı değerlendirir ve o an için en uygun çözümü sunar. Bu tarz durumlar genellikle hayati tehlike altındayken ortaya çıkar. Bilinçaltı bu anda yönetimi devir alır ve size imkansız gelecek çözümler sunar. Bilinçaltı yönetimdeyken imkansız pek çok şey yapan insanlar daha sonra bunları nasıl yaptıklarını bir türlü çözememektedirler. Mesela Çanakkale savaşında yarım ton ağırlığındaki topu kaldıran Seyit Onbaşı daha sonra bunu denemiş ama topu yerinden bile kımıldatamamıştır. Tehlike anında bu kadar güçlü olan bilinçaltımızda kim bilir neler saklı? Tüm insanların birleşik bilinçaltı olduğu teorisine yani o bilinçaltında tüm cevaplar vardır. Tüm cevapların kaynağı bilinçaltında gizlidir. Tüm diller kültürler ve daha fazlası orada kayıtlıdır. Bilinçaltı büyük resmi ve detayları en ince ayrıntısına kadar görür. Otizm hastalarının bazılarında mükemmel bir detaycılık ve ezber gücü vardır. Bu bilincin, bilinçaltıyla olan değişik etkisi yüzünden olduğu iddia edilmektedir. Kısaca bilinçaltımız her şeyi kayıt eder ve saklar. Bilinçaltının telepatik ve telekinezi güçleri olduğu iddia edilmektedir. Altıncı hissi hepiniz duymuş olmalısınız hatta bu özelliği ile öne çıkan Ayda ( Marmaris travestileri ) bazı şeyleri daha olmadan bilir. Bunun sırrının da tam olarak açıklanmasa da bilinçaltı olduğu söyleniyor keşke beyin konusunda daha fazla araştırmalar yapılsa da insanlığın bütün sırları ortaya çıksa o zaman öğrenmek bile belki bir anlık olacak hepimiz kolayca pek çok yabancı dili konuşabilecek, zor matematik soruları içinden çıkılmaz durumları bir çırpıda çözeceğiz. Bilinçaltımızın önemini yeterince bilmiyor ve yararlanmıyoruz, hatta çoğunlukla olumsuz düşünce ve duygularımızla kendimize zarar veriyoruz. Çünkü eğer bilinçaltınız, başaramayacağınıza inanırsa, gerçekten başaramazsınız. Bunu birçok kişi yaşamıştır. Sürekli tekrar ettikleriniz gerçekleşir. ’’Birine 40 kere deli dersen deli olur’’ gibi. Son araştırmalarda 21 kere tekrar ettiğimiz davranışları alışkanlık haline getirdiğimiz görülmüştür. Ayrıca bilinçaltı bağışıklık sistemini ve hormon sistemimizi de kontrol ettiğinden sağlığımızla da doğrudan ilişkilidir. Belki yakın zamanda tüm sırlar ortaya çıkar sevgiler saygılar dilerim İclal.

 

Güzelliğin ucuz yolları

kozm

Biz kadınların güzellik dertleri hiç bitmez. Hep daha güzel görünmek en güzel olmak için çaba sarf ederiz. Güzelliğine güzellik katan kozmetik ürünleri oldukça tuzlu ve cep yakan türden eh yani pahalı diye vazgeçecek de değiliz. Buluruz bir yolunu biz yine güzel kalırız. Kadın süslenmek zorunda yanlış anlaşılmasın dünyada hiç kimse kalmasın kadın yine de süslenirdi çünkü kadının fıtratında güzel olmak var. Tıpkı bir çiçek gibi mevsim bahar olduğunda açar kadın her daim güzelliklere doğru açar. Bir araştırmaya göre maalesef ülkemiz en pahalı kozmetik ürünleri satan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Biraz olsun bütçemize destek olmak amacıyla güzellik ve makyaj malzemeleri ile ilgili nacizane önerilerim olacak. Rujunuz bitti ve artık süremeyeceğiniz bir hale mi geldi? Sakın rujunuzu atmayın. Rujun asansörünün içinde bulunan tüp kısmında sizi uzun süre idare edecek kadar ruj bulunur. Tüpte kalan kısmın içindeki ruju vazelin ile karıştırıp bir fırça veya kulak pamuğu yardımıyla rujunuz tamamen bitene kadar kullanabilirsiniz. Maskaranız bitti ve hiç süremiyorsunuz artık. Hemen yeni bir tane edinmek yerine, ağzını sıkıca kapattığınız maskarayı birkaç dakikalığına kaynar suyun içine koyun. Bu işlem, maskaranın içinin yumuşamasına ve senin de kurumuş olan maskaradan faydalanmana yardımcı olacaktır. Çok beğenerek kullandığınız krem allığınız bitti ve yenisini almak size külfetli mi olacak? O halde bir süreliğine pembe ya da şeftali tonlarındaki rujlardan yararlanmayı dene. İhtiyacın olduğunda yanaklarına hafifçe sürün ve güzelce dağıtın. İnanın, kimse farkı fark etmeyecek. Eskiden allık mı vardı ya değil mi ruju sürerdik yanaklarımıza göz üstlerimize hem allık hem far derdinden kurtulurduk hem de rengi tutturma sorunu da ortadan kalkardı. İşin doğrusu Melis ( Marmaris travestileri ) hala rujunu allık ve far olarak kullanıyor. Bu yöntemi ben de eskiden denemedim desem yalan olur. Eğer ojeniz kurumuş ise onun da çözümü var. İçine bir kaç damla aseton damlatarak bu sorunu da çözebilirsiniz. Manikür ve pedikür hanımların vazgeçilmez güzellik ve bakım unsurlarından bir tanesi. Bu işlemleri güzellik salonlarında yaptırmak yerine evde kendinizin yapması hem bütçenize katkı sağlayacak hem de sağlık açısından daha sıhhatli olacaktır. Güzel kalın hoşça kalın sevgilerimle İclal.

İlişki emek ister

kadıns

Kadın ve erkek dünya kurulduğu günden beri aynı noktada buluşmayı bilememiş iki canlı üstelik aynı türden olmalarına rağmen asla birbirlerini anlayamamış garip ama gerçek bir canlı türüdür. İnsan dediğiniz dünyaya hükmeder, hayvana hükmeder, canlıları cansızları dize getirir ama bir kendi türüne gücü yetmez. Bir tek birbirlerini anlamazlar. Kadın mesela çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. Konuşan kadını başınıza taç yapmanız gerekirken tutar artık yeter sus diye azarlarsınız. Meyra ( İstanbul travestileri )  en son kendi yaşadığı ilişkiden örnek veriyor o kadar bıktım ki laf anlatmaktan en son susmayı seçtim o sustuğumu sanırken ben ondan çoktan gitmiştim diyor. Evet kadınlar susarak gider beyler yazın bunu bir kenara. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Bizi anlamak o kadar zor değil ki yeter ki dinlemesini bilin. Sevgilerimle İclal.

 

 

Güne moralli başlayın

mor

Gün doğduğunda yataktan kalkmak için önce söylenip sonra homurdanıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Sabahın ilk dakikalarından kendinize böyle bir kötülük yapmayın. Mutlu olmasanız bile kendinize küçük bir mutluluk hediye edin gülümseyin. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, ” Her şeyin güzel, saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin” deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır. Bunu söyleyebildiğinizde artık sizi kimse yıkamaz. Önemli olan sabah uyandığınızda kendinize değer verip yüzünüze küçük de olsa bir tebessüm yerleştirmektir. Ben mutluyum demek zor biliyorum ama üzgün olmak kadar zor olmasa gerek. Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla “Ben yaptım”, “ben gittim”, “ben hallettim” gibi sözleri kullanmayın. Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zamanda olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını unutmayın. Gülümsemek bedava iken neden somurtmaya kaş çatmaya uğraşıyorsunuz gelin gülelim tebessüm edelim. Ben bu kuralı yıllardır uygularım İstanbul travestilerinden Gül’ün gizli formülüdür bu bana da o öğretti ve iyi ki öğretmiş. Hep karşılığını aldığım tek şey oldu gülümsemek. . Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz. Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili “olumlu haberler ” yayınlayın! Unutmayın,  işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu “haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. . Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir! Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendimi seviyorum sizi de seviyorum saygılarımla İclal.

 

Çanta şart mı?

çanta

Kadın dediğin giyinir süslenir çantasını da takar koluna sonra çıkar dışarı değil mi? Ama bazı kadınlar çantayla dolaşmayı sevmezler mesela ben ve Bodrum travestilerinden Güler çanta taşımak sanırım bize zor geliyor. Bir de çantalara ödenen fiyatları duyunca iyice soğuyoruz desek yalan olmaz. Çanta evet belki de kıyafetin tamamlayıcısı ama o kadar ağırlar ki akşamları çantanın omuzlarımda açtığı ağırlık ve ağrıları düşününce vazgeçiyorum çanta taşımaktan. Hemcinslerimin çanta tutkusunu hiçbir zaman anlayamamışımdır. Ayakkabı eyvallah, kıyafet desen en güzel aşk ama çanta bana hep gereksiz gelmiştir nedense. Uzuvlarımızı örtmek dışında işimize yarayan tek aksesuar olmasına rağmen…İkİ aylık maaşını çantaya ödeyen kızlar, evinde bir dolabını sadece çantalarına ayırmış olanlar,çantalarına çocuklarından daha iyi bakan kadınlar… Eskiden hadi not defteri, ders kitapları, para, kimlik, o bu şu, bi gerekliydi sanki de, şimdi bütün her şeyimi cep telefonumdan hallediyorum. Para çekme olayını bile kartsız yapabilecek teknolojideyiz. Çanta hiç mi olasın olsun tabi mesela spora giderken sırtıma taktığım spor çantamdan asla vazgeçmem hem içine bir hırka bir yedek ayakkabı koyarım hava durumu bu aralar hiç güven vermiyorum sabah günlük güneşlik evden çıkıyorsunuz akşam yağmur çamur dönüyorsunuz. Bir de illa orjinal çanta takma meraklısı olanlar var ben onları hiç anlamıyorum. Çanta çantadır orijinal olunca fazla eşya mı taşıyor yok deri olsun orijinal olsun diye milyonlarca lirayı bayılıyorsunuz. Madem çanta seviyorsunuz alın ucuzluktan renk renk kullanın. Korkmayın kimse gerçeği ile sahtesini anlayacak kadar çanta konusunda uzman değil zaten. . Ama işte toplum kuralları diye çantayı sevmeye çalışıyorum; olmuyor! En son artık, kadınların kötü çantayı nasıl aşağıladıklarını dinleyince, tamam dedim ya, bir tane rahat, konforlu, kaliteli; aslında halk dilinde ‘marka’ bir çanta alarak bu dertten kurtulmalıyım. Sonra onların fiyatlarını öğrendim tabii, olayım makul bir çanta oldu. Makul bir çanta işimi görür. Almak için bütün birikimimi harcayacak değilim. Olsun birkaç renk mesela siyah mutlaka olmalı. Her şeyle takarsın sonuçta siyahın her mevsim gideri vardır.Aldık bakalım hayırlısı olsun sevgiler İclal.

 

Korkma

kork

Korkularım var hayattan tat almayı unuttum. Bu sözleri bazen ben de söylüyorum. İnsan her duyguyu yaşadığı gibi korkuyu da sonuna kadar yaşıyor. Korktuğumuz şeyler sürekli değişse de verdiği panik havası hiç değişmiyor. Öncelikle şunu hatırlamalısın. Sevginin olduğu yerde korku olamaz. Karanlık mı ürkütüyor seni korkma. Karanlık; sana aydınlığın güzelliğini, anlamını öğretiyor. Yüreğini büyütüyor. O tarafta çok kalmadığın sürece sorun yoktur. Karanlıktan alacaklarını al ve ışığı tetikle. Aydınlandığını göreceksin. Aynı babadan, aynı özden geliyor, yaşamın özünde karanlık ve aydınlık var. Birbirinden ayırt edemezsin, sadece kabullenebilirsin. Ve kabullendiğinde ikisinin ortasında bir kapı olduğunu ve tokmağı ittiğin tarafa çıkacağının farkına varırsın. Sen kapıyı karanlığa doğru açmışsın ve karanlık bölmeye geçmişsin. . Dünyana kabul ettiklerin sayesinde şu an karanlıktasın, ama şunu unutma, dünyana onları sen kabul ettin! Bu sorun değil, karanlıkta kalmaya devam edersen sorun olacak; fakat bizim konumuz bu değil. Şu an karanlıktasın ve buna isyan etmenin bir anlamı yok. Karanlıktaysan ancak aydınlığı düşünebilirsin. İnsanlar bu yanılgıya çok düşüyor. Yaşamın kararmış tarafındalar ve aydınlığa ulaşmak yerine isyan ediyorlar. O zaman bir ışık yak! Bir mum yak! Bu senin elinde! Seni korkutan şeyleri alt alta yazabilirsin. Neden korktuğunu da karşılarına bak şimdiden korkularının basit birer yazı olduğunu gördün. Sana korkma demeyeceğim sevgisizlikten kork, yalnızlıktan kork dostlarını kaybetmekten kork ama yaşamaktan korkma. En derin acılarla kavrulurken bile sev yaşamayı. Dedim ya sevginin olduğu yerde korku filiz veremez. Sevdiği insanlarla birlikte ol mesela bu akşam o çok sevdiğin İstanbul travestilerinden dostunun kapısına git ve ona söyle artık onu çok sevdiğini belki bir kişiyle değişmez kaderin ama sayıyı arttırmak da senin elinde azaltmak gibi seçim senin. Kapıyı ittin ve karanlık tarafa geçtin, sonra kapı kapandı ve sen orada sıkıştın kaldın. Yaşama dair hissedebileceğin neredeyse hiçbir şey yok! Orada olduğun sürece isyan etmen çok doğaldır. Seni anlıyorum. Oraya nasıl geldiğini çok iyi izliyorum. Belki de aynı yollardan geçerek geldik buralara ve pek çok kişi de geçti bu yollardan sen sadece sev kardeşim sevgin sonsuz olsun İclal.

 

Beden ve ruh temizliği

İnsan bazen beden ve ruh olarak o kadar çok kirlenir ki bir yerde artık temizlik yapma zamanı gelmiştir. Büyük şehirlerde yaşayan travesti dostlarımın en büyük sorunu hava kirliliği, stres, trafik ve bunların hepsi en çok insanın yaşadığı İstanbul’da mevcut peki nasıl arınacağız. Yeniden tertemiz olmak yani detoks yapmak mümkün mü? Bu yazımda sizlere bu konuda birkaç tüyo vermek istiyorum. Bakalım detoks nasıl yapılıyor bu sayede bende biraz öğrenmiş olurum. Egzersiz rutini zararlı maddeleri vücuttan atmak için en güzel yollardan biridir. Sabahları meditasyon veya nefes egzersizleri yaparak güne başlamak hem size pozitif enerji sağlar hem de yenilenmenize yardımcı olur. Detoks yaparken günde en az 3 litre su içmek istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasını hızlandırır. Detoks dönemi boyunca hayvansal gıdalar yerine organik sebze ve meyveler tüketmek vücudunuzda toksin madde oluşumunu engeller ve bedeninizi temizlemenize yardımcı olur.Kabızlık problemini önlemek için probiyotik yoğurtlarla birlikte keten tohumu tüketebilirsiniz.Sigara ve alkolden detoks döneminde uzak durun. Ayrıca çay ve kahve tüketimini ise olabildiğince sınırlamaya çalışın. Beyaz un veya şekerden yapılmış gıdaları detoks döneminiz boyunca tüketmekten kaçının. Koyu yeşil yapraklı sebzeler olan lahana, brokoli, roka ve karnabahar gibi yiyecekler tüketmeye çalışın. Bu sebzeler karaciğeri destekler ve toksin maddeleri vücuttan uzak tutar. Kirli hava, yanlış beslenme, stres, düzensiz bir yaşam tarzı… Bunlar vücudunuzda toksik maddelerin birikmesine ve sağlık sorunlarını tetiklemesine neden oluyor. Uzmanlar, düzenli aralıklarla detoks yapmanın, hazımsızlık, uykusuzluk, şişlik, ödem şikayetleri, kabızlık ve sivilce problemleri gibi sorunlarla mücadele etmek için birebir olduğunu söylüyor. Ayrıca sindirim ile ortaya çıkan toksik maddeler vücutta karaciğer tarafından dışarı atıldığından karaciğer dostu olan yiyecekler detoks menünüzde özellikle bulunmalıdır. Ankara travestileri bu sorunu çözmek için meditasyon öneriyorlar ben de onlara katılıyorum. Meditasyon yapmak da bir yerde arınmadır ve bedeni ruhu aynı anda temizler. Toksinlerden en etkili biçimde arınabilmek adına düzenli bir şekilde detoks programlarını uygulamanız gerekir. Uzmanlar eşliğinde hazırlanan detoks programı yalnız bedeniniz üzerinde değil bütünsel bir yaklaşım ile zihnin ve ruh üzerinde de yoğunlaşır. Sağlıklı bir ruh ve beden dilerim İclal.

Hayvan beyni insan beyni aynı

Hani o sokak köşelerinde aç susuz sizden bir şeyler bekleyen gözlerle bakan hayvancıklar var ya aslında en az sizin kadar akılılar. Sadece dilleri dönmediğinden dertlerini anlatamıyorlar. Oysa onlarında duyguları çalışan bir beyinleri var üstelik sizi ondan ayıran sadece yüzde dört yani ondan yüzde dört daha akıllısınız diye küçümsüyor hor görüyorsunuz hayvanları yapmayın. 90’ların ortasında bir gün elindeki, muzu yiyen maymunun karşısında bulunan maymunun beyninde de benzer dalgaların oluştuğu gözlenince sosyal nörobilimin anahtarı da çözülmüş oldu. O gün sosyal nörobilim başlamış oldu. Çünkü empati ve sosyal öğrenme taklit ayna nöronlara bağlıdır. Ayna nöronların farklı canlılardaki varlığı bunların onda olduğunu gösterir. Daha yakın bir zamanda beynin rasyonel bir organ değil aslında ödül ve haz organı olduğunu gösteren kanıtlar bulundu. Beynin bir inanç motoru olduğunu gösteren, herkesin haz ve ödül duyduğu için inandığını ve neye inandığından çok inanmasının önemli olduğunu bize gösteren deneyleri beynin limbik sistemle prefontal korteksi arasında güçlü bir ödül ve haz mekanizması olduğunu gösteriyor. Kısaca ve açıkça söylemek gerekirse dünya üzerindeki bütün canlılar birbiriyle aynıdır. Bu ödül ve haz mekanizması çalışmadığı zaman depresyona giriyoruz. Hayvanlarda tıpkı bizim gibi onların da bir can olduğunu artık kavrayalım. Artık sadece kendin için yaşama akşam evine dönerken al bir mama yol boyunca aç canlıların önüne koy unutma bu yaptığın sadece onları mutlu etmeyecek yapılan iyilik her zaman insanı yüceltir diğer insanların bir adım önüne geçirir. Antalya’da yaşayan travesti bir dostum elinde avucunda ne varsa bir hayvan barınağı kurmak için harcadı ve sonunda başardı sizce parasını mı kaybetti bana sorarsanız insanlığını kazandı. Sadece yüzde dört için kendinizi öne geçmiş hissetmeyin sizin sadece eliniz kolunuz var başka her şeyi aynı elinle kendine yuva yaptın, ayağınla istediğin yere gittin diye üstünlük taslama. Bir hayvanın beyninden neler geçiyor senin için neler düşünüyor ona kafa yormaya bak. Artık kendini onlardan ayrı tutma hadi şimdi bir adım at onlar için illa para ve zaman harcamak gerekmiyor bazen zarar vermemek bile işe yarayabilir. Sevgilerimle İclal.

Anlat derdini, dök içini

 Dert insana özgü bir durum ve derdi olmayanda neredeyse yoktur. Dertlerin azalması için içinize atmak yerine güvendiğiniz bir dostla paylaşmanız gerekir. Hepimizin uzun saatler boyunca sohbet edecek, her şeyi yapacak zamanı olsa keşke! Yaşamında hedefi olanlar hep zaman sıkıntısı çeker. Yapılacaklar listeleri hep doludur. Hazırlanılacak sınavlar, bitirilecek sertifika programları, edinilecek yeni beceriler… Dertleşmek ise zaman zaman hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey olmazsa olmazımız haline geldi. Olumsuz duygulara yoğunlaşmak, gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan insana zarar verir. Dertleşmek eğer dert alışverişine dönüyorsa tehlikeli. Peki ne yapmak lazım? Siz bir ‘duygusal çöplük’ olmadığınıza göre bu durumdan kurtulmalısınız. Eğer arkadaşınız bir olayla ilgili çözüm arıyorsa ve fikrinizi soruyorsa bu güzel! Ona düşündüklerinizi söyleyin ama sürekli aynı konuyu tekrarlıyor ve sizin de sabrınız taşmak üzereyse konuşmaları yönlendirmeyi deneyin. Mesela, “Biliyor musun dün akşam başıma ne geldi?” dediğinde “Bugün sinemaya gitmeye ne dersin, çok güzel bir film var, konusu da…” diye başlayarak onun sizi dert küpüne dönüştürmesini önleyebilirsiniz. Muhakkak başınıza böyle bir şey gelmiştir. Özellikle sır küpü olarak sevilen ve bilinene travesti bireylerin bu durumlarla karşılaşması da gayet doğal bir olay. Bu durumda yapacağınız şey basit, Eğer açık olabileceğiniz biriyse ona yaşamındaki her şeyi sorun olarak algıladığını ve çözüm odaklı düşünmesi gerektiğini söylemelisiniz. Bu tür arkadaşlarınızla programlarınızı hep bir etkinliğe katılma üzerine yapın, örneğin bowling oynamak, ders çalışmak, birlikte tiyatroya gitmek ya da koşuya çıkmak gibi… Böylelikle zamanınızı birlikte güzel geçirmiş ve dert paratonerine dönmemiş olursunuz. Dert ablası gibi Güzin Abla olmayın ama arkadaşlarınızın dertlerine de sırt çevirmeyin. Güzin Abla deyince aklıma Ankara travestilerinden bir dostum geldi hemen sağ olsun kapısına gelen hiç kimseyi çevirmeyen herkesin derdine derman olmaya çalışan bu dostuma ben hep bir psikolog gözüyle baktım. Güler yüzlüyseniz, hele de iyi bir dinleyiciyseniz birçok kişide dertlerini anlatma içgüdüsü oluşturabilirsiniz. Sık sık “Neden bilmiyorum ama içimden sana anlatmak geldi” cümlelerini duyuyorsanız artık bundan kurtulmak pek de mümkün görünmüyor. Sevgilerimle travesti İclal.