Nefes ve bolluk ilişkisi

Bolluğun bizimle teması küçük şeylerle başlayabilir. Bunları göz ardı etmeyin, çünkü bunlar sizi bolluk potansiyellerine taşıyacak daha büyük adımları hazırlayacaktır. Nefes farkındalığı yaşam sevgisi, para sevgisi, huzur, barış, sevinç ve uyum sevgisini varlığımıza taşır. Bırakmanız gereken tek şey para korkumuz, yani gelecekten endişe duymamızdır. Kazandığımız şeyleri kaybetme korkusuyla elimizdekini korumak ve elimizdekini kaçırmama telaşı yüzünden bizi bolluğa taşıyabilecek ne daha fazlasını düşünüyor, ne istiyor, nede bu konuda bir girişimde bulunabiliyoruz. Zaman ve buna bağlı olarak enerjiler değişti ve değişmeye devam ediyorlar. Enerjiyi yakalayabilen travesti bireyler bunun önemine çoktan vardılar. Mesela İzmir travestilerinden Gizem enerjisini doğru kullanarak doğru nefes taktikleri ile bolluğa ulaşmayı başardı başka yolları da denediyse bize anlatmasını isterim.Biz değişen değerler ve enerjiler karşısında gerekli gelişimi ve değişimi oluşturamadığımızdan yaratma, iyileştirme yerine sınırlama, acı, zorluk, yoksulluk ve kurban bilinciyle hareket ediyoruz. Bilinçli nefeslerden elde edeceğimiz güçle kalıplarımızdan uzaklaşmak ve kristalleşmiş kalıplarımızı anlayışlarımızı kırmak imkanını yakalayabiliriz. Arzuladığınız bolluğa sahip olmak için yapmamız gereken şey budur. Varlığımızın ait olduğu elektromanyetik alanımızı bu boyut içindeki bolluk enerjileriyle eşleştirme işlemini kolaylaştırmamız gerekiyor. fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenlerimizle, bolluk enerjilerini uyumlu eşleşmelerle bir eşleştirmemiz gerekiyor. Nefesinizle, alanınıza taşıdığınız enerjilerin kendimize karşı olma ve kendimize değer vermeme düşüncelerini değiştirmesine, aza razı olmamızın ve yoksulluk bilinçliliğimizin bolluk bilincine dönüştürmesine izin verin. İzin verin ki sevgisizlik ve ego hakimiyetin de donmuş kristal kalıpları, sıkışmış manyetik alanları parçalamaya başlasın. Aldığımız nefeslerle imajinasyon ve niyetimizi benliklerimizdeki sınırlılığa, korkuya, yoksunluğa ve ıstıraba yol açan bilinçli, bilinçaltı ilişkili ve bilinçsiz tüm enerjilerin bağlantılarının kesilmesini, salıverilmesini, sökülmesini, en azından yerinden oynatılmasını istememiz ve üzerine yoğun olarak odaklanmamız gerekiyor. Sevginin, sevincin, uyumun, kendini değerli görmenin, kendini sevmenin, kendini kabul etmenin, başarının, bolluğun en iyi, en uyumlu şekle varlığımızla eşleşmesi niyet ve arzusunu oluşturmalıyız. Kendimizi korku dolu düşünce, davranış, koşullanma davranışlarını bilinçli olarak salıvermeyi seçmemiz ve buna izin vermemiz gerekiyor. Sevgiyle kalın İclal.

 

 

Zen ve sufizm

Modern psikolojinin en büyük keşiflerinden biri hiçbir erkeğin sadece erkek olamayacağı, hiçbir kadının da sadece kadın olamayacağıdır. Cinsiyetiniz üstünüze yapışmış gibi dursa da her iki hormonları da taşırız hepimiz inkar etmek boşuna bir cabadır. Her erkeğin içinde bir kadın ve her kadının içinde de bir erkek var. Bu kutupluluk şart olmuştur. Zihin de iki bölüme ayrılıyor: zihnin sol yarıküresi erkek, sağ yarıküresi ise kadın. Bunu sana söylememin sebebi sana Zen ve Sufizm gibi olguların var olmasının nedenini açıklayabilmek; bu olaylar birbirinin zıt kutuplarıdır. Zen negatif yoldur; temelde erkek odaklıdır. Bu zekanın, meditasyonun, farkındalığın yoludur. Sen travesti birey zen ya da sufi olmayı bir arada seçmişsin ve her ikisini de başarıyla taşıyorsun sen de tıpkı İzmir travestilerinde de olduğu gibi hepsi mevcut ve hazır beklemektedir. Sufizm pozitif yoldur; dişidir. Sevginin, olumlu olmanın yoludur. Budist inkar ederek hareket eder: Sosan, gerçek olan bu değil, bu değil, (neti, neti) “ne bu, ne de bu” der. Reddetmeyi, elemeyi sürdürür. Sen her şeyi elediğinde geriye kalan ve artık elenemeyen şey gerçektir. Sufizm pozitiflik üzerine kuruludur: Reddetme, hayır kelimesini kullanma, evet de. Ve negatif bir şekilde arama, tamamen pozitif bir şekilde hareket et. Yanlışı düşünme, doğruyu düşün. Hastalığı düşünme, sağlığı düşün. Dikenleri düşünme, çiçekleri düşün. Çirkinliği, sefaleti düşünme, güzelliği ve neşeyi düşün. Her ikisi de orada. Ve sen ikisini bir arada kullanamazsın; eğer ikisini bir arada kullanacak olursan delirirsin. İşte bir adam delirdiğinde aslında olan şey budur. O her iki kutbu da kullanmaya başlar ve onların ikisi de birbirini reddetmeye devam eder. İşte bu yüzden kendi aklı içinde felç olur. İnsanın sadece birini kullanması gerek; diğeri de orada olacaktır ama sadece bir gölge olarak, senin kullandığını tamamlamak üzere. Zen’de sen hayır kelimesini kullanırsın ve yavaş yavaş anlamsız olan her şey köklerinden kesilir. Ama anlam geride kalır çünkü anlam kesilip atılamaz. Önem geride kalır; onu yok etmek mümkün değildir, o yok edilemez bir şeydir. Bu durumda hiç sorun yok! Zen’i takip eden insanlara ulaşır. Onlar hastalıkları eleyerek sağlığa ulaşır. Bu onların yoludur. Yolunuz açık olsun İclal.

Çalışmayı sevmek

Yaşamak için hepimizin para kazanması gerekiyor ama ya sevmediğimiz bir işi yapıyorsak hayat çekilmez olmuşsa ne yapacağız? Sizlere bu yazımda kolaylıklarını yolunu açmak istedim. Alın ve uygulayın nerede hangi iş de olursa olsun işe yarayacaktır. Eğer geçiminizi sağlamak için çok çalışmanız gerektiği inancı ile yetiştirildiyseniz, bu inancı terk etmenin zamanı geldi. Şu olumlu ifadeyi kullanın: Çalışmak, benim için kolay ve eğlencelidir ya da Yaptığım her işten zevk alırım. Bilinç, değişikliği gerçekleştirene kadar, bu ifadeleri tekrar edin. Sevdiğiniz işi yaparak para kazanın. Para kazanmaktan keyif almaya hakkınız var. Eğer kendi işinizi kurmak üzereyseniz şu ifadeyi kullanın: ‘Eğer bu girişim benim en büyük iyiliğim ve sevincim içinse, kolaylıkla ve çaba harcamadan ilerlemesine izin vermeliyim’. Çevrenizdeki her işarete dikkat ediniz. Eğer gecikmeler ve engeller ortaya çıkıyorsa, bunu ilerlemek için uygun zaman olmadığını anlayınız. İşaretleri anlatan bir kitap okumuştum harika bir kitaptı sürekli işaretleri gözlemliyor ve en doğru anı bekliyordu sizde işaretleri gö zardı etmeyin. Onların size söyleyeceği şeyler var mesela travesti bireyler başınıza gelmiştir bir işe kalkıştığınızda içinizden bir ses şimdi değil der ve bırakırsınız. Bunun için İzmir travestilerinden Nesil gibi medyum olmaya gerek yok altıncı hissinize kulak verin yeter. Unutmayın ki, çalışma hayatınızın nasıl olmasını istediğinize karar veren sizsiniz. Bunu başarmak için olumlu ifadeler yaratın. Ardından, bu olumlu ifadeleri sıkça tekrarlayın. İstediğiniz çalışma hayatına sahip olabilirsiniz! Uyku sürenizi iyi ayarlayın. Düzensiz uykunun sabahı yorgun kalkmanıza neden olur. Mutlaka iyi bir kahvaltı yapın. Ama bu ayaküstü olmasın, mümkünse daha erken kalkın ve kahvaltınızı bir seramoniye dönüştürün. Enerji veren sağlıklı gıdalar tüketin. Başarı hikayelerini araştırın, kendinizden bir şeyler mutlaka bulacaksınız, emin olun. Bu tür hikayeler size ilham olacak ve yol gösterecektir. İşe giderken zihninizi yavaşlatan müzikler dinleyin. Kendinize hedefler koyun ve bu hedefleri birer birer aşmanın üzerine biraz kafa yorun. Parasal, kişisel, ilişkiler ve kariyer planlamaları yapın. Bu hedefleri ne için yaptığınızı da not edin. Tarihlerini yazmayı da unutmayın. Hedefleriniz büyük olsun ama ulaşılmaz olmasın. Sevgiyle kalın İclal.

 

Acı aşk

ab

Aşk acı verirmiş bunu bilmeyen yoktur sen de yaşadın ve gördün her aşkın acı yanı var doğru ama acı diye vazgeçmek olmaz. Aşktan vazgeçmeden sevmelere devam etmelisin. Şimdi sonunu düşünüp sevmeyim dediğinde kalbine söz geçiyor mu? Hanginiz bıraktınız bir sevdayı sonunda acı var diye ben bırakmam sonuna katlanırım ama yaşarım. Durum ağır hastalık haline gelmemişse sevin travesti bireyler asla bırakmayın. Hesapçı zihnini bırakmak zorundasın. Riske girmek zorundasın. Tehlikeli bir şekilde yaşamak zorundasın. Diğeri seni incitebilir; kırılgan olmakla ilgili korku budur. Diğeri seni reddedebilir; âşık olmaktaki korku budur. Diğerinde bulacağın kendi yansıman çirkin olabilir; sıkıntı budur. Aynadan uzak dur. Ancak aynadan uzak durarak güzelleşmeyeceksin. Durumdan kaçınarak gelişemeyeceksin. Meydan okuma kabul edilmek zorundadır. Kişi sevginin içine girmek zorundadır. Bu Tanrı’ya doğru ilk adımdır ve o aradan çıkartılamaz. Sevgi basamağını aradan çıkarmaya çalışanlar Tanrı’ya ulaşamayacaktır. Bu mutlaka gereklidir çünkü bütünlüğünün farkına sadece diğerinin varlığı tarafından kışkırtıldığında, mevcudiyetini diğerinin mevcudiyeti ile zenginleştirdiğinde, sen kendi narsis, kapalı dünyanın dışına açık gökyüzüne çıkarıldığında farkına varırsın. Sevgi açık bir gökyüzüdür. Sevmek kanatlanmaktır. Ancak sınırsız gökyüzü mutlaka korku yaratır. Ve egoyu bırakmak çok acıdır, bize egoyu yetiştirmemiz öğretilmiştir. Egodan hiç haz etmeyen İstanbul travestilerinden Ayda, ego seni geriye götürmek için çabalar sen uçuruyorum sanırsın demişti bir dost toplantısında evet ego uçurduğunu düşündürürken yere çakar insanı hem de tepetaklak olursunuz. Egonun bizim yegâne hazinemiz olduğunu zannederiz. Biz onu korumaktayız, biz onu süslemekteyiz, biz onu sürekli olarak parlatmaktayız ve sevgi kapıyı çaldığında, sevginin içine girmek için yapılması gereken tek şey, egoyu bir kenara bırakmaktır. Kesinlikle acı verir. Bu senin tüm yaşamının işidir, bu senin yarattığın her şeydir: Bu çirkin ego, “Ben varoluştan ayrıyım” çirkin fikri. Bu fikir çirkindir çünkü o gerçek değildir. Bu fikir hayal mahsulüdür, ancak var olan toplumumuz her bireyin bir mevcudiyet değil bir kişilik olduğu fikri üzerine kurulmuştur. Hakikat şudur ki dünyada hiçbir kişi yoktur; sadece mevcudiyet vardır. Sen yoksun: Bir ego olarak, bütünden ayrı olarak. Sen bütünün parçasısın. Bütün senin içine nüfuz eder, bütün senin içinde nefes alır, içinde nabız atar, bütün senin hayatındır. Bütünden kopmadan sevginin içinde egodan uzak olmalıyız sevgiyle kalın İclal.

Bir mucizeye tanıklık etmek

 

Geçmiş yaşanmışlıklarımız, geçmiş deneyimlerimiz. Her ne olduysa oldu. Artık bunların yükünden kurtulmamız gerekiyor. Kurtulmaktan kasıt geçmişinizi yok sayın onları hiç yaşanmamış gibi düşünün demek değil. Çoğu kişi burada büyük bir hata yapıyor. Tam tersi ne yaşandıysa yaşandı ve bunlarla el ele vererek yolunuza sevgi ile devam etmeniz gerekiyor. Yaşadığınız olayların bir türlü etkisinden çıkamıyorsanız Regresyon çalışması yaptırmanızı öneriyorum. Bunu yapmadığınız zaman bilinciniz, odağınız, enerjiniz her daim o olayın etkisinde olacak ve sağlıklı bir şekilde ilerleyemeyeceksiniz. Bu tıpkı ana haber bültenlerini sunan sunuculara benzemektedir. Düşünsenize haberler başlıyor ve bir ton felaket haber gösteriliyor. Kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, yangınlar, depremler, iflaslar, trafik kazaları… Sonra haberler bitiyor ve sunucumuz bize gülümseyerek ‘’ Yarın tekrardan bilmem şu saatte görüşmek üzere hoşça kalın-sevgiyle kalın-esen kalın- iyi akşamlar- iyi geceler ‘’ diyor. İroniye bakar mısınız! Sen onlarca olumsuzlukları ver ver ver sonra da gülümseyerek ‘iyi’ dileklerde bulun. Mümkün mü böyle bir şey? Tabii ki asla! En iyisi en on gün haber programlarından uzak durmak hatta Diyarbakır travestilerinden Nesil gibi televizyonu sonsuza kadar kapatmak çünkü olumlu ya da olumsuz her olay beynimizde bir iz bırakıyor. Beynimiz her an kayıt durumunda. İzlediği dinlediği her şeyi kaydediyor ve ona uygun inançlar oluşturup hayatımızı şekillendiriyor. Sizi olumsuz etkileyen, aşağı çeken ne varsa kaçarak uzaklaşın o’ndan! Mesela yeni bir karar aldınız diyelim ve heyecandan uçuyorsunuz. Sonra bunu ailenizden ya da arkadaşlarınızdan birisine anlattınız. Bu kararınız anlattığınız kişiye pek mantıklı gelmeyebilir. Hayal ürünü olarak görebilir. Ve size kendi kısıtlayıcı, olumsuz tüm cümlelerini aktaracaktır. Haliyle karşı tarafın enerjisi sizi fazlasıyla etkileyecek ve belki de sizi bu kararınızdan vazgeçirecektir. Ee ne oldu şimdi? Başlamadan bitti. Sonra kendinizle baş başa kaldığınız zaman o sizi heyecanlandıran düşünceniz aklınıza gelecek ve mutsuz olacaksınız. Oysa ne de güzel bir giriş yapmıştınız. Enerji yasalarını silmenin bir yolu yok o halde enerji düşük insanlarla bir arada olmamaya özen göstereceğiz travesti bireyler bir mucizeye tanık olmak istiyorsak önce kendimiz kendi içimizde bir mucize gerçekleştirmek değişmek zorundayız. Sevgiyle kalın İclal.

 

Limon

Akdeniz meyvesi olarak biline limon sıcak iklimde yetişir. Ben yıllardır evimden eksik etmem özellikle salatalarda ve bazı sebzelerde mutlaka kullanırım. Ama şimdi siz değerli travesti bireylere farklı bir tüketiminden bahsedeceğim. Limon öz kokusu pek çok temizleme ve arındırma ürünlerinde kullanılan maddelerden biridir. Hepimiz limonun çok faydalı bir meyve olduğunu biliriz. Ilıman iklimlerde yetişen limon ilk olarak Çin ve Hindistan’da yetiştirilmiştir. Limonun sağlık açısından faydaları saymakla bitmez. Bu kendisi küçük faydaları büyük meyvenin, hayatınıza dış görünüşünüze ve sağlığınıza pek çok olumlu katkısı var. Limon tam bir şeker ve vitamin deposudur. Fakat limonun bilmediğimiz çok güçlü bir etkisi daha vardır. Yatmadan önce yatağınızın yanına kesilmiş bir limon koyduğunuzda…En basitinden kokusu. Limonun kokusunu “temiz” ve “taze” olarak algılamamızın geçerli bir nedeni var. Limonlar doğal antiseptiktir ve limon suyu güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Limonun kokusu aynı zamanda ruh halini yükseltici olmasıyla da bilinir ve genelde depresyon ve endişe yaşayan insanları canlandırmak için kullanılmaktadır. Limon Sizi Sağlıklı Yapar.Limon suyu; kireçlenme, hazımsızlık ve romatizma gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılır. Her gün limonata içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve böbrek taşı oluşumunu engeller. Limon, insan kanını arıttığı için kolera ve sıtma gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılıyor. Limonun C vitamini açısından zengin olduğunu hepimiz biliyoruz ama içerdiği diğer vitamin ve minerallerden haberiniz var mı? Bunlar arasında A ve E vitamini, krom, potasyum, demir ve magnezyum da var. Diğer çoğu meyvede olduğu gibi limonlar da yaşlılıkla savaştığı kanıtlanan antioksidanlar açısından zengindir. Eğer limonun hayatınızda gerçekleştirebileceği küçük bir mucize görmek istiyorsanız şunu deneyin: Her gece başucunuza içinde üç adet kesilmiş limon olan bir kap koyun. Odasında bu yöntemi kullanan Ankara travestilerinden bade artık oda kokularına para vermiyor ve doğal bir yöntemle evi mis gibi kokuyor. Limon suyu doğal bir kafa derisi temizleyicidir ve çoğu kişi saçlarındaki doğal ışıltıları ortaya çıkarmak için kullanır. Limon suyu aynı zamanda akneyi kurutur ve yaşlılık lekelerinin rengini açmaya ve aşamalı olarak siğilleri eritmeye yardımcı olur. Deneyin ve sağlıklı kalın İclal.

 

İnsan değerlendirme

2009_08_01_002042_1253505760

İnsanlar hakkında karar vermek onları değerlendirmek için uygun anları beklemelisiniz. Mesela bir insan sarhoşken nasıl davranıyor? Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir. Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir. İstediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı? Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de işin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir. Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. İnsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa  çok fazla şehir değiştiren Bursa travestilerinden Meltem ev arkadaşlarını hep bu yöntemleri deneyerek seçmiş hiç yanılmamış bu saatten sonra travesti bireylere bu yöntemleri uygulamalarını öneriyorum. Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz. Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız. Kaçınız ve arkanıza bile bakmayınız sevgiler İclal.

 

 

 

 

Bağlarından kurtulmak

Bağlarımız kökü sağlam görünen, kopmayacak görünen bizi bırakmayan sahiplerimizdir. Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver, çevrende olan bitenin etkisinden özgürleş. Bana kulak ver, kendini kucakla can. Kendi iç sesini beni dinle. Bu yaşama neden geldin? Yaşam amacın var mı? Yoksa böyle gelmiş, böyle gidecek mi diyorsun?Sanki kendin için değil de, başkaları için gelmişsin.Başkaları için doğuyor, yaşıyor, adım atıyor, ya da başkaları için ölüyorsun.Onlardan şimdi özgürleş, Bağımsız ol.Ayağa kalk ve adım at!Başkaları ne der, ne yapar, ne söyler? Düşünme senin her şeyi duyacak, görecek, hissedecek yeteneğin var. Başkalarından beklentilerin, olmayınca üzülmezsin. Beklentilerini sıfıra indiren travesti bireyler artık üzülmüyorlar çünkü biliyorlar ki kendi kendilerine yetecekler. Senin ne beklediğini zaten karşındaki yaydığın enerjinden bilir.Örneğin birazdan geliyorum,ya da seni biradan arayacağım der.Üzerinden üç saat geçer.Ne gelir, ne de Arar.Aranmadıkça için içini kemirir.Sakin olayım, dersin.Tepki versem ne olacak dersin,ama karşı karşıya geldiğinde tepkini vermiş olursun.Midende başlayan iç kemirmeler,Kalbinde sağa sola çarpıp duran öfke,hayat bulur.Sıkıştığı yerden bir çırpıda çıkar.Önce “Oh!” dedirten bir rahatlama yaşatır sana.Sonra başlarsın, gerek var mıydı demeye…Karşındaki kişi zaten senin vereceğin tepkinin farkındadır.Olacak tepkiye rağmen davranışını sergiler,onun için doğal bir şeydir bu.Nasılsa diyordur içinden, nasılsa kızacak, söylenecek ve nasılsa her şey aynen devam edecek.Çünkü bağımlısın.Sen bunun aynen devam etmesini istiyor musun?Yoksa kaderime razıyım mı diyorsun?Ne diyorsun , yüksek sesle söyle bunu kendine itiraf et.Ruhun ne diyor, ben ne diyorum?Dinle,sen bağımlılık senaryosu içindesin.Senin içindeki potansiyeli açığa çıkarmak için karşındaki kişiler rollerini en iyi biçimde oynamaktadır.Büyük planda bunu bilirsin.Bilirsin ki affedecek kimse yok.Bunu unuttuğun an birileri gelir, sana bunu hatırlatır.Daha çok taze bu durumu yaşayan İzmit travestilerinden Esra haksız mıyım?Resmin bütününde ruh bunlardan hiç etkilenmez.Bu bağımlılıktan kurtulmanın bir yolu var.Bağlarını serbest bırakmak.Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver,çevrende olan bitenin etkisinden özgürleş.İçeriye, bana kulak ver,Kendini kucakla.Kendi iç müziğini dinle.Bu benimle ilgili değildir demeyi öğren,bu vurdum duymazlık değildir.Sen kendi değerinin farkındaysan çevrende de sana bunu hissettiren durumlarla karşılaşırsın.Senin ışığının yanında uygun olmayan bir titreşim duramaz.O ya ışığını yükseltecektir, ya da seni artık aşağıya izin vermediğin için çekemeyecektir.En iyisi mi, ailendeki, işindeki bağımlı ilişkilerden, maddi dünyada kaybetmekten korktuğun eşyalardan özgürleş.Sen bağsızlaştığında o insanlarla ilişkilerin kopmaz,ilişkinin kalitesi değişir.Artık ya yükseltmek için yanındalardır ya da hoşuna gitmeyen tavırlara maruz kalman son bulacaktır.Bağlarınızın ipini gevşetin hayatı anlayın sevgiyle kalın İclal.

Biraz da kendimiz için

Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? O zaman görünüşünüzde ufak tefek hatta belki de büyük değişiklikler yapmayı düşünmelisiniz. Göreceksiniz ki değişiklik size fazlasıyla iyi gelecek! Yazın, Çizin, Boyayın! Hiç mi yazmak istemiyorsunuz? O zaman çizmeyi deneyin! Önünüzde duran bir objeyi ya da aklınızdan geçen herhangi bir şeyi resmetmeye çalışın! O da mı olmadı? Boyama yapın! Evet evet, boyama yapmak da size iyi hissettirecektir. Çocuk kitapları boyayın demiyorum elbette şimdilerde boya malzemeleri bulunan dükkanlar fazlasıyla arttı. Geçen Bursa travestilerinden Birsen yağlı boya bir çalşma başlamış şahsen benim çok hoşuma gitti. Benim yeteneğim yok diyen travesti bireyler için başka alternatifler de bulunabilir. Hatırlayın! Sizi mutlu eden anılarınızı hatırlayın! Ne bileyim; dünyanın en mutlu insanı gibi hissettiğiniz doğum gününüzü, evlilik teklifi aldığınız anı, arkadaşınızın güzel sürprizini, maaile bir araya geldiğiniz pikniği… Ne demek istediğimi anladınız, değil mi? O anda hayat size çok karanlık görünse de bir zamanlar nasıl mutlu olduğunuzu anımsayıp, içinize dolan sıcaklığı hissedin. Ağlayın! Eğer içinizden geliyorsa, ağlayın! Negatif düşüncelerinizin gözyaşlarınızla birlikte sizden uzaklaşmasına izin verin! Hatta ne yapın biliyor musunuz? Eğer yapamıyorsanız ağlamak için uğraşın! “Uğraşın” ile ne mi demek istiyorum? Bundan kastım aslında uygun ortamı hazırlamak! Mesela; sizi her defasında ağlatan bir filmi izleyip, bir şarkıyı dinleyin. Ve Tabii ki Eski Albümler! Kendinizi daha iyi hissetmek için kullanabileceğiniz bir diğer yol da eski albümler! Şahsen benim en çok başvurduğum bu iyileşme yolunu kesinlikle denemelisiniz. Hayat üzerinize fazla geldiğinde, neşenin, tozlanmış fotoğraf albümlerinden içinize doğru akmasını bekleyin. Gülümseyin! Zoraki de olsa bunu yapın! Gülümsemenin mucizevi gücünü keşfetmek için kendinizi birazcık zorlayın. Kısa süre içinde modunuzun değiştiğini ve kendinizi çok daha iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz. İyilik Yapın! Ve ufacık bir iyiliğin, hatta iyiliği yapma girişiminin bile insana kendini ne kadar iyi hissettirdiğini bir kez daha hatırlayın. Kendinizi daha iyi hissetmek mi istiyorsunuz? Peki, çılgınlar gibi eğleneceğiniz bir parti düzenlemeye ne dersiniz? O halde, hemen yakın arkadaşlarınızı ( sadece hemcinslerinizi) arayıp, organizasyonu yapmaya başlayın. Unutmayın, geceniz boyunca istediğiniz her şeyi yapmakta özgürsünüz. İsterseniz, yakın arkadaşlarınızla dertleşip onların omzunda ağlar, isterseniz de özlediğiniz koyu muhabbetlerden bir tanesiyle gecenizi taçlandırırsınız.

Müzik ve insan

mu

Müzik Beyin Dalgalarını Yavaşlatabilir ve Düzenleyebilir. Müziğin bu etkisi çok çeşitli deneyler ve gözlemlerle kanıtlanmıştır. Belli türdeki müzikler veya özel olarak dizayn edilmiş sesler beyin dalgalarını yavaşlatıp rahatlamayı kolaylaştırabilmektedir. Çeşitli antropolojik araştırmalar müziğin çağlar boyunca bilinç halini değiştirmeye yönelik amaçlarla kullanıla geldiğini göstermektedir. Hatta yakın zamanlardaki araştırmalar antik dönemlerde değişik bilinç hallerini başlatmaya yönelik müzik türlerinin yanı sıra son derece sofistike akustik dizaynların da keşfedilmiş olduğunu göstermektedir. Beyinle ilgili araştırmalar müziğin özellikle beynin sağ yarıküresine hitap ettiğini göstermektedir. Beynimizin sol yarıküresi genellikle mantıksal işlevleri yerine getirirken sağ yarıküre daha çok sezgisel ve yaratıcı aktivitelerle ilişkilidir. İşte bu yüzden evde, işte ya da okulda çalınan müzik beynin sol yarı küresiyle sezgisellikten sorumlu olan sağ yarıküresi arasında dinamik bir dengenin oluşmasını sağlayarak yaratıcılığı artırıcı bir rol oynayabilir. Eğer bir iş yaparken dikkatinizin dağılmaya başladığını ve hayallere daldığınızı fark edersiniz on ya da on beş dakika kadar arka planda Mozart ya da Bach gibi bestecilerin müziklerini veya barok döneme ait bir müziği dinleyin. Bu zihninizin tekrar yerine gelmesini ve dikkatinizi toparlamanızı sağlayacaktır. Özellikle dikkat eksikliğinden şikayet eden travesti bireylere bunu rahatlıkla tavsiye edebilirim. Benim gibi müzik olmadan asla diyen İzmir travestilerinden Maral, sesinin de güzelliğine güvenerek bir koroya dahil olmuş, yaşamak bu işte sende hayatı daha iyi algılamak istiyorsan mutlaka müziğin bir yerinde tutmalısın. Normal bir halde otururken dakikada yirmi beş ila otuz beş kez arası nefes alıp veririz. Derin ve yavaş nefes alıp vermek hem beden hem de zihin için oldukça olumludur. Hafif ve hızlı nefes alıp vermek ise yüzeysel ve dağınık bir zihin haline yol açabilir. Bu bakımdan nefes ritmi ile zihinsel işlevler arasında çok yakın bir bağlantı vardır. Aynı zamanda zihinsel durumumuz da nefes alıp verişimizi etkiler. Dinlediğimiz müzikler içimizde farklı duygusal ve fiziksel etkiler meydana getirdiği için nefes alıp verme hızımızı etkilerler. Örneğin yüksek volümde çalan bir rock müziğini dinlerken gevşeyip yavaş biçimde nefes alıp vermeniz pek mümkün değildir. Ancak rahatlatıcı ağır tempolu ve kaliteli bir müzik sizi çok olumlu bir ruh haline getirebilir. Mutlu günler İclal.